Adverbs İngilizce Zarflar  (Belirteçler)
zarflarBelirteçler bir kişinin bir eylemi ne şekilde gerçekleştirdiğini bildirirler. Belirteçler fiilleri, sıfatları ve diğer belirteçlerin anlamını yer, zaman, durum ve miktar bakımından niteleyen sözcüklerdir. Belirteçlerin genellikle sıkça karıştırıldığı sıfatlar ise bir kişi veya şey hakkında bilgi verirler ve isim ile zamirleri nitelerler. Bu ayrımı örneklerle görmeye çalışalım:
Oliver is a careful boy.

Oliver dikkatli bir çocuk (careful: sıfat)
Oliver is very careful. Oliver çok dikkatli. (careful: sıfat)
Oliver drives his car very carefully.

Oliver arabasını çok dikkatli sürer. (dikkatli: belirteç / zarf)

The position of adverbs in sentences Cümlede belirteçlerin yeri

İngilizcede belirteçleri cümlenin farklı yerlerinde görebiliriz. Temel olarak üç farklı pozisyonda yer alsalar da belirteçler, cümlenin çok farklı yerlerinde görebileceğiniz istisna durumlarda da bulunabilirler.
Ancak bir belirteci asla bir fiil ile nesnenin arasında kullanamayız.
“We play often table tennis” gibi bir dizilim kesinlikle yanlıştır. Bunun yerine “we often play table tennis” dememiz gerekir.
Belirteçlerin cümlede genelde üç farklı yerde bulunabileceğini ifade etmiştik. Aşağıda bu durumlar için örnek kullanım şekillerini bulabilirsiniz.
1. Adverb at the beginning of a sentence Cümle başındaki belirteçler Bazı belirteçler cümle başlarına gelerek sadece fiili değil bütün cümlenin anlamını etkilerler. “Sentence adverbs – cümle belirteçleri” olarak da adlandırılan bu zarflar, yazarın veya konuşmacının belli bir duruma yönelik tavır ya da fikrini beyan ettiği bir yorum niteliği taşırlar.
Apparently, Tony is a really good table tennis player. Görünüşe göre Tony gerçekten iyi bir masa tenisi oyuncusu.
(It is apparent / obvious that Tony is a really good table tennis player. – Tonynin gerçekten iyi bir masa tenisi oyuncusu olduğu aşikâr.)
Clearly, the social problems in Europe have no easy answers. Şüphesiz (açıkça görülüyor ki) Avrupa’daki toplumsal sorunların basit çözümleri yok.
(It is clear that the social problems in Europe have no easy answers. – Avrupa’daki toplumsal sorunların basit çözümleri olmadığı çok açık.)
Curiously, George never visited London. İlginçtir, George Londra’ya hiç gitmemiş.
(It is curious that George never visited London. – Georgenin Londra’ya hiç gitmemiş olması ilginç.)
2. Adverb in the middle of a sentence Cümlenin ortasındaki belirteçler

Bu türden belirteçler cümlenin ortasında yer alarak özellikle kendilerinden sonra gelen kısmı etkilerler.
Our company’s funds have been used for apparently illegal activities. Şirketimizin kaynakları görünüşe göre yasadışı faaliyetler için kullanılmış.
This map clearly shows all the trails where bikes are allowed. Bu harita bisikletlere izin verilen tüm yolları açıkça gösteriyor.
The other two looked at John curiously and one of them said: Diğer ikisi John’a merakla baktı ve biri şöyle dedi:
Görüldüğü gibi bir önceki başlıkta verilen örnek belirteçlerin tekrar kullanılmasına rağmen cümlede bulundukları yer dolayısıyla belirteçlerin anlamları farklılık göstermektedir.
3. Adverb at the end of a sentence Cümlenin sonundaki belirteçler

Cümle sonunda hemen her türden belirteç yer alabilir. Cümlenin yapısına göre değişik gösterse de, cümle sonunda zaman ve durum belirteçlerini daha sık bulanabileceğini söylemek yanlış olmaz.
She phoned me and said that Jack left home yesterday morning. Telefon edip Jackin dün sabah evden çıktığını söyledi.
Make sure that the kids are dressed warmly. Çocukları sıkı giydirmeyi unutma.
Then the girl apologised half-heartedly. Sonra kız gönülsüzce özür diledi.

Adverbs of degree Miktar belirteçleri
Miktar belirteçleri meydana gelen bir eylemin miktarını, derecesini, yoğunluğunu, ölçüsünü bildirirler. Burada birçok belirtecin aşamalı olduğunu söyleyebiliriz yani yapılan eylem yoğunlaştırılabilir. Temelde miktar belirteçleri “ne kadar (çok / az)” sorusuna cevap verir.
My best friend and I enjoy listening to music. En iyi arkadaşım ve ben müzik dinlemekten hoşlanırız.
My best friend and I enjoy listening to music immensely. En iyi arkadaşım ve ben müzik dinlemekten son derece hoşlanırız.
Alice’s dad was completely different from what I’d expected. Alice’nin babası beklediğimden tamamen farklıydı.
4. Adverbs of degree list Miktar belirteçleri listesi: Sık kullanılan tek kelimeden oluşan miktar belirteçlerini içerir.
Almost Neredeyse
Absolutely Kesinlikle
Awfully* Berbatça, çok kötü bir şekilde
Badly* Kötüce, kötü bir şekilde
Barely Ancak, zar zor
Completely Tamamen
Decidedly Kesinlikle, şüphesiz, katiyetle
Deeply İçten, derinden (üzülmek)
Enough Yeterli
Enormously Aşırı derece, çokça
Entirely Tamamen, her türlü
Extremely Fazlasıyla, had safhada
Fairly Makulce, epeyce, adilane, dosdoğru
Far (epeyce) uzakta, fersah fersah
Fully Tamamen
Greatly Çokça, adamakıllı
Hardly Ancak, hemen hiç, güç bela, ucu ucuna
Highly Çok, son derece
How Nasıl
Incredibly Aşırı derecede, inanılmaz bir şekilde
Indeed Gerçekten de
Intensely Son derece (güçlü), şiddetli,
Just Tam olarak
Least En az derecede (sevilen)
Less Daha az (görülen)
Little Hafifçe, az bir şey (sendeledi)
Lots Çokça
Most En çok derecede (sevilen)
Much Daha çok (görülen)
Nearly Neredeyse, az kalsın
Perfectly Tamamen, mükemmel bir şekilde
Positively Kesin olarak (belirlendi), olumlu yönde (düşünme), şaşırtıcı derecede (doğru)
Practically Hemen hemen, pratik olarak
Pretty* Oldukça, bir hayli (eminim)
Purely Sırf, yalnızca (akademik amaçlar için)
Quite Oldukça
Rather Epeyce, oldukça
Really Çok, gerçekten (güzel bir filmdi)
Scarcely Hemen hemen hiç (değişmedi), pek az, zar zor
Simply Bas baya, düpedüz, tamamen (saçma bir fikir)
So Öyle, o kadar, çok (üzgündük ki)
Somewhat Birazcık, kısmen (daha yüksek fiyatlar)
Strongly Fazlasıyla, şiddetle (karşı çıktı bu fikre)
Terribly* Çok, baya, oldukça (üzgünüm), çok fena (özledi seni)
Thoroughly Tamamen, bir güzel, bir temiz, layıkıyla, etraflıca (araştırdı)
Too Aşırı, fazla, çok ( yüksek mi müziğin sesi?)
Totally Tamamıyla, bütünüyle (farklı bir konu)
Utterly Olancasına, düpedüz, tek kelimeyle (berbat görünüyorsun)
Very Çok (sıcak bugün)
Virtually Neredeyse, hemen hemen (hepsi geldi), sanal olarak (çizilmiş sokaklar)
Well olması gerektiği – başarılı şekilde (geçti konser), iyice (karıştırın un ile yumurtayı), çok, baya, oldukça (uzak durum)
* Gayri resmi durumlar ve konuşma dili için kullanımı yaygın zarflardır .
Adverbs of time Zaman belirteçleri
Bu tür belirteçler bir eylemin ne zaman olduğunu veya olacağını belirtirler. Temelde zaman belirteçleri “ne zaman” sorusuna cevap verirler.
It was very hot in the afternoon. Öğleden sonra hava baya sıcaktı.
It’s a book of some of his previously unpublished stories. Bu onun daha önceki yayınlanmamış öykülerinden bazılarını içeren bir kitap.
 Adverbs of time list Zaman belirteçleri listesi: Sık kullanılan tek kelimeden oluşan zaman belirteçlerini içerir.
Bu belirteçleri kesin ve belirsiz olarak ayırmak mümkündür. Sıklık bildiren belirteçleri ayrı bir başlık olarak aşağıda bulabilirsiniz.
Belirli olanlar:
Now Şimdi, şu an
Then O zaman (bilseydim keşke)
Today Bugün (dersim yok)
Tomorrow Yarın (gidiyoruz)
Tonight Bu gece (buluşalım mı?)
Yesterday Dün (seni göremedim)

Belirsiz olanlar:
Already Çoktan, önceden, (oldu) bile
Before Önceden, eskiden olduğu gibi (görünüyordu)
Early Erken (gelmiş olmalılar)
Earlier Daha erken (olmuştur o olay)
Eventually Sonunda (bir iş buldu)
Finally En sonunda (sırlarını söyledi)
First İlk (onlar geldi)
Formerly Önceleri (burası bir tepeydi)
Just Henüz (geldi), daha şimdi
Last Son (gördüğümde), en son (o geldi)
Late Geç (kapanıyor burası)
Later Sonraları, sonrasında (başkan olmuş diye duydum)
Lately Son zamanlar (neler yapıyorsun)
Next Sonra, daha sonra (tavayı yağlayın)
Previously Önceleri (hepsi bağımlıymış)
Recently Yakın (zamanda), geçenlerde
Since (1939’dan) Beri
Soon Yakında (hava kararacak)
Still Henüz, hala (o işte mi çalışıyorsun?)
Yet Daha, henüz, (sormadım “genelde olumsuz cümlelerde kullanılır”)
Adverbs of frequency Sıklık belirteçleri
Sıklık zarfları eylemlerin ne kadar sıklıkla, hangi arayla yapıldığını belirtirler. “Ne sıklıkta” sorusuna cevap verirler.
Bu belirteçler aşağıdaki listede yer alanlardan ayrı “annually, daily, fortnightly, hourly, monthly, nightly, quarterly, weekly, yearly” gibi süresi belirli olanları da kapsar. ”yılda, günde, iki haftada, saatte, ayda, gecede, her mevsimde, haftada, yılda (bir)”
The museum isn’t normally as crowded as this. Müze normalde bu kadar kalabalık olmaz.
Very rarely does he eat any kind of meat. Çok nadir et yer.
Injuries of this type sometimes take a long time to heal. Bu tür yaralanmaların iyileşmesi bazen uzun zaman alıyor.

Adverbs of frequency list Sıklık Zarfları listesi:

Sık kullanılan tek kelimeden oluşan sıklık belirteçlerini içerir.
En sık olandan en nadire doğru sıralanmıştır
always Hep, her zaman
Constantly Sürekli
Nearly always / almost always Neredeyse hep
Usually Çoğu zaman, çoğunlukla
Generally Genellikle, genelde
Normally Normalde, çoğu kez
Regularly Düzenli olarak, belli aralıklarla
Often / frequently Sık sık, sıklıkla
Sometimes Bazen
Periodically Belirli zamanlarda
Occasionally Zaman zaman
Now and then Ara sıra, bazı bazı
Once in a while Arada bir
Rarely Nadir
Seldom Çok nadir, seyrek
Infrequently Seyrek
Hardly ever Kırk yılda bir
Scarcely ever Hemen hemen hiç
Almost never Nereyse hiç
Never Hiç
Adverbs of place Yer – yön belirteçleri
Yer – yön belirteçleri eylemin nerede olduğuna dair bilgi verirler. “Nerede” sorusuna cevap veren yer – yön belirteçlerinin İngilizcede pek çok türüne rastlayabiliriz. Bunlardan sık karşılaşılanlarına aşağıda yer vereceğiz ancak son ekler ile türetilenlere “-wards” veya “–ward” ile ”-where” son ekleri olmak üzere burada değineceğiz. “Backwards Geriye doğru, Downwards Aşağıya doğru, Eastward Doğu’ya doğru, Forwards İleri doğru, Homewards Eve doğru, Upwards Yukarı doğru “ ve “Anywhere Herhangi bir yer, Everywhere Her yer, Nowhere Hiç bir yer Somewhere Bir yer” gibi.
He needs to find somewhere to live before starting his new job. Yeni işine başlamadan önce yaşayacak bir yer bulması gerek.
The lighter material floats upwards, carrying heat to the surface of the liquid. Daha hafif madde ısıyı sıvının yüzeyine taşıyarak yukarı doğru çıkar.
Adverbs of place list Yer – yön zarfları listesi:

Sık kullanılan tek kelimeden oluşan Yer – yön belirteçlerini içerir.
About Civarı, kadar, aşağı yukarı
Above Yukarısı, üstü (ofisimiz kuaförün üstünde)
Abroad Yurt dışı
Anywhere Herhangi bir yer
Away Uzata, uzağa, “-den, -dan” (git buradan)
Back Geri (döndüm)
Backwards Geriye doğru (beni itti ve geriye doğru düştüm.)
Behind Arkası (kapıyı arkasından kapattı)
Below Alt, aşağı (mutfak bu odanın hemen altında | Ali aşağıya indi)
Down Aşağıya doğru, aşağıya (bazı fiillerle birlikte: “oturmak, uzanmak, boyunca, yüzükoyun, güney, kapalı, indirim, mağlup, yazmak, listesinde, baştan aşağı, üzgün” gibi anlamları veren kullanımlarda yer alabilir.)
Downstairs Aşağı kata, aşağıda
East / West / South / North Doğuya, Batıda, Kuzeyde, Güneye (doğru gittiler)
Elsewhere Başka yere, Başka bir yerde
Far Uzağa, uzakta (şimdi onlar)
Here Burada, buraya (gelsene)
In İçeri, içerde, içeriye, durumunda, halinde, açısından, içine (oturdu çocuklar) Come in and sit down, Fill in your name, Hand your essay in, Train is in, Map started to curl in, Children got in already, All entries must be in by tomorrow.
Indoors Evde, içeriye, içeride (kaldık çünkü bütün gün yağmur yağdı) Let’s stay indoors where it’s nice and warm.
Inside İçeri, içeride Let’s go inside, Inside there are lots of handy hints to help you take better pictures.
Near Yakınına, yakınında, civarında, yaklaşık, neredeyse (ağlayacaktı)
Nearby Yakında, civarı, civarda (mı yaşıyor)
Off Açıkta, öteye, dışarıya, haricinde, dışarı, uzakta, tamamen, dışarda, ileriye, ileride, dışında, uzağa (gittiğini duydum) I’ll get off at the next stop. I’m afraid the wedding’s off. I saw him hurrying off to catch his plane. It happened while his wife was off on a business trip.
On aralıksız, sürekli, durmadan, -e, -e doğru ilerde, halinde, ileri, ile ilgili, hakkında, ileride, hususunda, konusunda, boyuna, durumunda, kenarında, kıyısında, ileriye, amacıyla, uyarınca, ileriye doğru, üstünde (ki elbiseleri çıkardı) I sent Sean on ahead to find us seats at the theatre. I usually get on at Lyress Street. Let’s go on. I want to get home before it gets dark.
Out uzakta, dışarıda, dışarıya, dışarı tamamen, grevde, sesli, açıkta, altında (yıldızların) Alice opened the door and looked out. Leave your jacket out in the hallway. Parents stood out in the rain waiting to collect their children from school. Two firemen carried the bodies out and laid them on the ground. We camped and slept out under the stars.
Outside Dışarısı, dışarıda, açık havada, haricen, dışarı, dışarıdan, dışarıya (baktı) It’s cold outside. It’s such a nice day. Why don’t you play outside? Stephan, take the dog outside. There were a couple of guards standing outside. When I woke up it was still dark outside.
Over Yere, aşağıya, tersine, daha, gereğinden fazla, iyice, ötede, yine, yeniden, bir daha, -den, öte, başından sonuna, dikkatlice, öteye, baştan sona, artık, -e, tekrar (başlamak zorundaydım) Daniel bent over to pick up the keys. I’m over here! I got so dizzy that I almost fell over. Dan rolled over and went back to sleep. The boys agreed to hand over the money. The puzzle is for kids aged ten and over. The wind blew over the table. Turn the box over and open it at that end. I had to start over.
There Orası, orada, şurada, oraya (iki yıl önce gittim)
Under Altına, aşağısına, altında, altta, altı ( 8 yaş çocuklar için uygun değil) (Kedi masanın altında saklanıyor)
Up Yukarıya, yukarıda, yukarı, ileri, tamamen, ayağa (kalkmak) Alex is up in his room. Karl looked up and laughed. Derrick climbed up onto the roof. Elyssa brought up the issue of childcare. Everyone stood up for the national anthem.
Upstairs Üst kata, üst kata, yukarıya, yukarda (uyuyor)
Where Nereye, nereden, neresi, nerede (oturuyorsun)
Adverbs of Manner Durum Zarfları
Bir eylemin ne şekilde gerçekleştirildiğini veya yapılması gerektiğini belirleyen belirteçler durum belirteçleri olarak adlandırılır. Temelde bu belirteçler “nasıl” sorusuna cevap verirler.
We were warmly welcomed by the villagers. Köylüler bizi sıcak karşıladı.
She walked nervously down the road looking for Bob. Bob’u arayarak yoldan aşağıya endişeyle yürüdü.
She looked eagerly at Luke’s hands and sighed when she saw that they were empty. Hevesle Luke’nin ellerine baktı, boş olduklarını görünce iç geçirdi.
Bu tür belirteçler genellikle sıfatların sonuna “-ly” takısı eklenerek türetilir. Bu sebepten dolayı durum belirteçlerinin bir listesini vermek yerine bu belirteçlerin nasıl türetildiğine dair birkaç kurala burada yer vereceğiz.
Sonu “-l” ile biten sıfatların sonuna “-ly” eklenir. Örneğin; graceful – gracefully, doubtful – doubtfully, carefully
Sonu “-y” ile biten sıfatların sonuna “-ily” eklenir. Örneğin; sleepy – sleepily, angry – angrily, luckily
Sonu “-ble” ile biten sıfatların sonuna “-bly” eklenir. Örneğin; terrible – terribly, comfortable – comfortably, responsibly
Irregular adverbs Düzensiz belirteçler
Görülebileceği üzere bu türden belirteçlerin sonu hep “-ly” ile bitmektedir. Ancak bu genellemeye uymayan durum belirteçleri de vardır. Bu sıfatlar sonlarına “-ly “ eki almadan belirteç olarak kullanılır. Örneğin;
Fast – fast Hızlıca, süratle, çabucak, hızlı (konuşmak) Don’t talk so fast – I can’t understand what you’re saying.
Hard – hard Sertçe, zorla, şiddetle, sıkıca, sert bir şekilde (vurmak) Tyson hit him hard on the chin.
So Böyle, şöyle, öylece, böylece, öylesine (tatlı ki) That puppy is so cute!
Straight – straight Direkt, tam, dosdoğru, doğruca, tam olarak, aralıksız, dürüstçe, düzgün (yürüyemiyordu) Billy was so drunk he couldn’t walk straight.
Late – late Geç, sonradan (geldi) The bus came five minutes late. Otobüs beş dakika geç geldi.
Early – early I left work early to go to the doctor. Doktora gitmek için işi erken bıraktım.
Daily – daily The market is open daily, from 9 a.m. to 5 p.m. Market her gün 9’dan 5’e kadar açık.
Wrong – wrong / wrongly She was wrongly diagnosed as having a breast tumor. Ona yanlış göğüs tümörü teşhisi konulmuş.
Ek almadan belirteç olan sıfatların yanında diğer düzensiz belirteçler de vardır. Bu kelimelerin sıfat halleri ile belirteç halleri çok farklıdır. Örneğin;
Good – well He speaks German very well (very good: yanlış – Ancak “His German is very good” diyebiliriz)
Comparative and Superlative Adverbs Karşılaştırma ve üstünlük belirteçleri
Sonu “-ly” eki ile biten (bir sıfatın sonuna “-ly” eki eklenerek oluşturulan) belirteçlerin karşılaştırma dereceleri “more” üstünlük dereceleri ise “most” kullanılarak yapılır. Bunu aşağıdaki tablo ile daha iyi anlayabiliriz.
Adjective Adverb Comparative Adverb Superlative Adverb
Bold Boldly more boldly most boldly
Unexpected Unexpectedly more unexpectedly most unexpectedly
Wise Wisely more wisely most wisely
My computer crashes more unexpectedly than before.
Michael spoke the most wisely of all the speaker.
He acted more boldly than anybody else.

Sıfat hali ile zarf hali aynı olan zarf hali için ise örneğin ”hard, fast, early” gibi, karşılaştırma derecesi için kelimenin sonuna “-er”, üstünlük derecesi için ise kelimenin sonuna “-est” ekleriz.
Adjective Adverb Comparative Adverb Superlative Adverb
Early Early Earlier Earliest
Hard Hard Harder Hardest
Fast Fast Faster Fastest

I can swim faster than you do.
You need to work harder than me to be more successful than I am.
Jacob swims the fastest of all the swimmer in the pool.
I’m always one to wake up the earliest of all my friends.

Karşılaştırma ve üstünlük dereceleri düzensiz olan kelimeler için ise;
Adjective Adverb Comparative Adverb Superlative Adverb
Bad Badly Worse Worst
Good Well Better Best
Far Far Further / farther Furthest / farthest

On our team, I play football the worst.
I play football better than Sebro does.
The eagle flies the highest and sees the furthest of all creatures

İngilizce Zarflar (Belirteçler) konusunu detaylı anlatmaya çalıştık, umarız yararlı olur.