CAN

 

  1. a) Can, yapabilirlik ifade eden bir kip belirtecidir. Fiziksel veya zihinsel tüm yapabilirlik, yani gücü yetme, yeteneği olma anlamında kullanılabilir. Genel anlamda, şimdiki bir durum veya gelecek zaman için kullanılabilir.

 

I can play the piano.

(Ben piyano çalabilirim.)

I can move this sofa.

(Bu kanapeyi hareket ettirebilirim.)

I can meet you tomorrow.

(Yarın seni karşılayabilirim.)

 

My father can speak Japanese.

(Babam Japonca konuşabilir.)

 

Dogs can swim well.

(Köpekler iyi yüzebilir)

 

You can’t run in those shoes.

(Bu ayakkabılarla koşamazsın)

 

You cannot catch me.

(Beni yakalayamazsın)

 

I can’t hear you.

(Seni duyamam/duyamıyorum)

 

“Can you swim?” “Yes, I can.”

(Yüzebilir misin? Evet yüzebilirim.)

 

“Can she play the piano?” “No, she can’t.”

(O piyano çalabilir mi? Hayır çalamaz)

 

What can I do for you?

(Sizin için ne yapabilirim?)

 

  1. b) Can, izin, müsaade anlamında kullanılabilir.

 

You can play football in the front garden.

(Ön bahçede futbol oynayabilirsiniz)

 

You can start the exam.

(Sınava başlayabilirsiniz)

 

They can come in.

(İçeri girebilirler.)

 

You can’t speak to me in that tone of voice.

(Benimle bu ses tonuyla konuşamazsın)

 

My sister can’t wear make-up.

(Kızkardeşim makyaj yapamaz)

 

You can’t use my computer.

(Bilgisayarımı kullanamazsın)

 

Can I go out, mum?

(Dışarı çıkabilir miyim, anne?)

 

Can we start?

(Başlayabilir miyiz?)

 

  1. c) Can I / Can we?, istekler için kullanılabilir.

 

Can I have one more coffee?

(Bir kahve daha alabilir miyim?)

 

Can I get my money back?

(Paramı geri alabilir miyim?)

 

Can we have a mixed salad in the middle?

(Ortaya karışık bir salata alabilir miyiz?)

 

  1. d) Can you?, rica ifade edebilir. Can ile yapılan istek ve rica ifadeleri resmi ortamlarda çok yaygın değildir; samimi olduğumuz kişilerle konuşurken kullanılır.

 

Can you show me the way, please?

(Yolu gösterebilir misin?)

 

Can you hold this baby for a moment?

(Bu bebeği bir dakika tutabilir misin?)

 

Can you massage my shoulder, Omar?

(Sırtımı ovabilir misin?)

 

  1. e) Olabilirlik, mümkün olma durumu ifade edebilir.

 

It can rain too heavily in my city.

(Şehrimde çok yağmur yağabilir)

 

My wife can forget things.

(Karım bir şeyleri unutabilir)

 

  1. f) “can’t” imkansız gördüğümüz, olumsuz bir yargıya verdiğimiz eylem ve durumları ifade edebilir.

 

You can’t be serious.

(Ciddi olamazsın)

 

I didn’t ask its price yet, but the walls are very old. This house can’t be very expensive.

(Henüz fiyatını sormadım, ama duvarlar çok eski. Bu ev çok pahalı olamaz)

Bu konuda İngilizce’de can nasıl kullanılır cümle ile örneklerle açıklamaya çalıştık umarız faydalı olmuştur.