– People have only one face.
(İnsanların sadece bir yüzü vardır.)

– I have two eyes.
(Benim iki gözüm var.)

– My cat has two lovely ears.
(Kedimin iki sevimli kulağı var.)

– I have only one nose, but two nostrils.
(Sadece bir burnum var, ama iki burun deliğim var.)

– There is a strange taste in my mouth.
(Ağzımda ilginç bir tat var.)

– I broke my tooth.
(Dişimi kırdım.)

– There is a surgery scar on my upper lip.
(Üst dudağımda bir ameliyat izi var.)

– I bit my tongue and it’s bleeding!
(Dilimi ısırdım ve kanıyor!)

– My little brother has fat cheeks.
(Küçük erkek kardeşimin tombul yanakları var.)

– There is ketchup on your chin.
(Çenende ketçap var.)

– Dogs have strong teeth.
(Köpeklerin güçlü dişleri vardır.)

– There is purple lipstick on her lips.
(Onun dudaklarında mor ruj var.)

– My mother dyed her eyebrows.
(Annem kaşlarını boyadı.)

– Mary has black hair.
(Mary’nin siyah saçları var.)

– The kitten has a small pink nose.
(Kedi yavrusunun küçük pembe bir burnu var.)

– Lions have whiskers.
(Aslanların bıyıkları vardır.)

– Our manager has mustache and beard.
(Müdürümüzün bıyık ve sakalı var.)

– Her eyelashes are really long and beautiful.
(Onun kirpikleri gerçekten uzun ve güzel.)

– That girl has dimples on her cheeks.
(O kızın yanaklarında gamzeleri var.)

– She has a piercing on her nasal septum.
(Onun burun direğinde piercingi var.)

– I put some cream on my tragus, because there is inflammation there.
(Kulağımdaki küçük kıkırdağıma biraz krem sürdüm, çünkü orada iltihap var.)

– Some people have nasal hump.
(Bazı insanların burun kemeri vardır.)