Fiilimsiler – Dilbilgisi Terimleri / Verbals – Grammatical Terms

Dilbilgisi Terimleri isimli konularda İngilizce dil bilgisi kapsamında terim ve tanımları ele alacağız. Aşağıda fiilimsiler (verbalsile ilgili hazırladığımız konu anlatım ve ilgili örnekleri bulabilirsiniz.

Bir isim ya da bir sıfat gibi davranan fiillere verbals yani fiilimsiler denir. İngilizcede üç çeşit fiilimsi vardır, bunlar;

OrtaçlarParticiples (past & present participlesgeçmiş zaman & durum ortaçları)
UIaçlarGerunds
EylemliklerInfinitives

Fiilimsiler (Ortaçlar) – Verbals (Participles)

Bir sıfat gibi davranan fiile participle yani ortaç denir.

İngilizcede iki çeşit ortaç vardır bunlardan ilki kelimenin sonunun ‘ing’ ile bittiği ‘present participle’ yani sürekli zaman ortacı, ikincisi ise kelimenin sonunun genellikle ‘ed, d, t, en ya da n’ ile bittiği ‘past participle’ yani geçmiş zaman ortacıdır.
Aşağıdaki tabloda ortaçların sıfat olarak kullanımlarına örnekler verilmiştir, inceleyiniz.

Fiil

Geçmiş Zaman Ortacı      

Sürekli Zaman Ortacı

Kaynatmak

To boil

kaynamış su

the boiled water

kaynayan sunu

the boiling water

Doğmak

To rise

doğmuş güneş
the risen sun

doğan güneş

the rising sun

Pişirmek

To cook

pişmiş yemek
the cooked meal

pişen yemek
the cooking ham

kırmak

To break

sıcak gelişmeler

the broken news

sıcak gelişmeler

the breaking news

Fiilimsiler (Ulaçlar) – Verbals (Gerunds)

Ulaçlar her ne kadar durum ortaçları gibi görünse de ulaçlar isim sınıfa girer sıfat değillerdir.
İngilizcede fiilden ‘-ing’ takısı kullanılarak türetilen isimler ‘gerund’ olarak adlandırılır. Bütün ulaçlar ‘-ing’ ile biter. Örnek verecek olursak;

swim + ing = swimmingyüzmek (‘Yüzmek en sevdiği şeylerden birisidir.’ cümlesinde olduğu gibi.)
walkingyürümek
eatingyemek

İngilizcede ulaçlar her ne kadar isim olarak sınıflandırılsalar da, ‘gerund’ tıpkı bir fiil gibi dolaysız tümleç alabilir. Bu duruma ulaç tümleci ‘gerund complement’ denir. Örneğin;

swimming the lakeGölde yüzmek
walking a kilometreBir kilometre yürümek
eating a hamburgerBir hamburger yemek

Aşağıda ‘gerund’ yapısına açıklamalı örnekler verilmiştir. Ulaçlar koyu ile yazılarak belirtilmiştir, inceleyiniz.

Dancing is fun. – Dans etmek eğlencelidir.
(Bu örnekte ‘gerund’ cümlenin öznesi konumundadır.)

Playing tennis is fun. Tenis oynamak eğlencelidir.
(Bu örnekte ‘tennis’ ‘playing’ ulacının tümlecidir. ‘Playing tennis’ cümlenin öznesi konumundadır.)

‘Gerund’ ve ‘Present Participle’ yapıları

İngilizcede bütün ulaçlar ‘-ing’ son eki ile bitse de sonu her ‘-ing’ ile biten kelime ‘gerund’ değildir. Sonu bu ekle biten bir diğer yapı ise ‘present participle’ yani sıfat olarak kullanılabilen fiillerdir. Bu durum süreklilik içeren bir zaman söz konusu olduğunda da karşımıza çıkabilir. Örnekleri inceleyelim;

Hunting lions can be hazardous to your health.Aslanları avlamak sağlığınıza zarar verebilir.
Bu örnekte ‘hunting’ bir ‘gerund’ yapısıdır.

If you want to see a hunting lion in action, you have to use some night vision camera.Avlanan bir aslanı iş üstünde görüntülemek için gece görüş destekli bir kamera kullanmanız gerekir.
Bu örnekte ‘hunting’ bir ‘present participle yapısıdır.

The lion was hunting something under the branches.Aslan çalıların arasında bir şey avlıyordu.
Bu örnekte ‘was hunting‘ bir ‘past progressive’ zamanı yapısıdır.

Fiilimsiler (Eylemlikler) – Verbals (Infinitives)

Dilimizde eylemlik ya da mastar olarak bilinen ‘infinitive form’ İngilizce bir fiilin temel halidir. Hiçbir çekimi olmayan fiiller eylemlik olarak adlandırılır. Kısaca sözlükte yer aldığı halidir de diyebiliriz.

İngilizcede eylemliklerin başına çoğu zaman ‘to’ gelir. Örneğin ‘to do, to sleep, to walk’ gibi. Ancak her zaman ‘to’ almak zorunda değildir. Örnekleri inceleyelim;

You need to ask me first.
İlk önce bana sormak gerekir.
(Bu cümledeki gibi bir eylemlik ‘to’ ile kullanılırsa tam eylemlik olarak adlandırılır.)

You must ask me first.
İlk önce bana sormalısın.
(Görüldüğü gibi bazı fiillerden sonra ‘to’ gelmez.)

They ask me first.
İlk önce bana sorarlar.
(Bu cümlede ise eylemlik yoktur. Bu cümlede sadece esas eylem, çekimli bir fiil vardır.)

Eylemliklerin önüne gelen ‘to’ bir edat değildir. Eylemlilik ya da mastar işareti olarak bilinir.
Daha önce de belirttiğimiz gibi çekimsiz fiillere eylemlik denir. Yani bir cümlenin esas fiili bir eylemlik olamaz.
Eylemlikler bir isim, sıfat ya da zarf görevinde kullanılabilirler.

İsim olarak Eylemlikler – Examples of Infinitives as Nouns

To sing was her passion. (Singing was her passion)
Şarkı söylemek onun tutkusuydu.

I like to sing. (I like hunting)
Şarkı söylemeyi severim.

Sıfat olarak Eylemlikler – Examples of Infinitives as Adjectives

Eylemlikleri sıfat olarak düşünürken sıfatların isimleri niteleyen kelimeler olduğunu unutmamız gerekmektedir. Aşağıdaki örneklerle bu durumu açıklamaya çalışalım.

Give him a toy to play. (Give him a toy that he can play.)
Ona oynayabileceği bir oyuncak ver.

I need a volunteer to help me improve the project. (I need a volunteer who is prepared to help me improve the project.)
Projeyi geliştirmemde bana yardımcı olacak bir gönüllüye ihtiyacım car.

Zarf olarak Eylemlikler – Examples of Infinitives as Adverbs

Eylemlikleri zarf olarak düşünürken zarfların fiilleri niteleyen kelimeler olduğunu unutmamız gerekmektedir. Aşağıdaki örneklerle bu durumu açıklamaya çalışalım.

I came back to help. (I came back so I could help)
Yardım etmek için geri geldim.

I will finish this project to set an example. (I will finish this project so I can set an example)
Bu projeyi örnek olması için bitireceğim.

Yalın Eylemlikler (‘to’ almamış)

Daha önce çoğu eylemliğin kendinden önce ‘to’ aldığını ifade etmiştik. Ancak bazı durumlarda da ‘to’ düşer. Bu, çoğunlukla eylemliğin ‘can, could, may, might, must, shall, should, will’ ya da ‘would’ gibi ‘modal verb’ten sonra geldiği durumlarda gerçekleşir. Örnek verecek olursak;

You should go home.
Eve gitsen iyi olur.

We might come by Sunday.
Pazara gelebiliriz.

Modal fiillerin dışında yalın eylemlikler ‘feel, hear, help, let, make, see’ ya da ‘watch’ gibi fiillerden sonra geldiği durumlarda da karşımıza çıkabilir. Örneğin;

I helped my friend escape.
Arkadaşımın kaçmasına yardım ettim.

They watched us repair the car.
Arabayı tamir edişimizi izlediler.