– The sofa is in the livingroom.
(Kanepe oturma odasında.)

– The fridge is in the kitchen.
(Buzdolabı mutfakta.)

– The bath tub is in the bathroom.
(Küvet banyoda.)

– My bed and my night lam pare in my bedroom.
(Yatağım ve gece lambam yatak odamda.)

– There is a carpet on the floor.
(Yerde bir halı var.)

– Put your clothes into your closet.
(Kıyafetlerini dolaba koy.)

– Our washing machine is broken.
(Çamaşır makinemiz bozuk.)

– There is an armchair in our hallway.
(Koridorumuzda bir tekli koltuk var.)

– Our television is in the livingroom.
(Televizyonumuz oturma odasında.)

– Iron is on the ironing board.
(Ütü, ütü masasının üstünde.)

– There is a cockroach on the coffee table.
(Sehpada bir hamamböceği var.)

– We have a table and four chairs in our kitchen.
(Mutfağımızda bir masa ve dört sandalyemiz var.)

– Please put the dishes into the dishwasher.
(Lütfen bulaşıkları bulaşık makinesine koy.)

– There is a cake in the oven.
(Fırında bir kek var.)

– We have a big table and twelve chairs in our dining room. We are a big family and we love having dinner together.
(Yemek odamızda büyük bir masa ve on iki tane sandalye var. Biz büyük bir aileyiz ve birlikte akşam yemeği yemeyi çok seviyoruz.)

– I have an alarm clock on my nightstand.
(Komodinimin üzerinde bir çalar saat var.)

– I can’t see my face because of the steam on the mirror.
(Aynadaki buhar yüzünden kendi yüzümü göremiyorum.)

– I don’t have a dresser in my bedroom. I only have a bed and a closet. Because I hate too much furnitures in a room.
(Yatak odamda bir şifonyer yok. Sadece bir yatak ve bir dolap var. Çünkü bir odada çok fazla mobilya olmasından nefret ediyorum.)

– The bookshelf fell during the earthquake.
(Kitaplık deprem sırasında düştü.)

– We have a table, two chairs and a rug in the balcony. Because we love spending time there and we want to make our balcony  more beautiful.
(Balkonda bir masa, iki sandalye ve bir kilim var. Çünkü orada vakit geçirmeyi çok seviyoruz ve balkonumuz daha güzel bir hale getirmek istiyoruz.)

– I want to buy a black TV set.
(Siyah bir TV ünitesi almak istiyorum.)