If Clause ile Kullanabileceğimiz Zamanlar Type 1

Type 1: If Clause ile Kullanabileceğimiz Zamanlar

Daha önceki konumuzda da belirttiğimiz gibi “if”li cümlede Simple Present, temel cümlede Future Tense kullanımının yanı sıra hem “if” cümlesinde hem de temel cümlede diğer yapıları da kullanabiliriz. Temel cümlede kullanabileceğimiz ve “if”li cümlede kullanabileceğimiz yapılar olmak üzere ikiye ayırarak bu konuyu ele alacağız.

1-      Temel Cümlede Kullanılabilecek Yapılar
a-      “Will” ve farklı kullanımları (will be going, will have göne, will have been going)

I applied to a software firm last week, and I may get the job. If I am hired, I will be working there as a software developer next month.
Geçen hafta bir yazılım firmasına başvurdum ve işi alabilirim. Eğer alırsam önümüzdeki ay orada yazılım geliştirici olarak çalışıyor olacağım.

If mum starts cooking right away, she will have prepared the dinner by the time my father comes back from shopping. Then we can drink our evening tea together.
Eğer annem yemek yapmaya hemen başlarsa babam alışverişten döndüğünde annem akşam yemeğini hazırlamış olacak. Sonra akşam çayını hep beraber içebiliriz.

Graham has been working for this company for over ten years now, and if everything goes alright, he will have been working here for thirteen years by the time he retires.
Graham bu şirkette on yılı aşkın bir zamandır çalışıyor ve eğer bir aksilik olmazsa da emekli olduğunda on üç yıldır burada çalışıyor olmuş olacak.

b-      May / Might / Could (Olasılık – Possibility)

If the weather continues as hot as this we may / might / could give a garden party at this weekend.
Eğer havalar böyle sıcak devam ederse bu hafta sonu bir bahçe partisi verebiliriz. (Perhaps we will give the party – Belki parti verebiliriz)

If productivity keeps rising at its present rate, average wages may / might / could rise by 56 per cent over that time.
Eğer verimlilik şu anki oranda artmaya devam ederse maaş ortalaması bu zaman içerisinden yüzde 56 oranında artabilir. (Perhaps there will an increase in wages –  Belki maaşlarda artış olabilir)

c-       May (izin – permission) and can (izin ya da yetenek – permission or ability)

If Rupert finishes the project earlier than expected today, he may / can leave work early.
Eğer Rupert projeyi bugün normalden daha erken bitirirse işi erken bırakabilir. (izin – permission)

If it stops raining before it gets dark, you can play in the garden.
Eğer akşam olmadan yağmur durursa bahçede oynayabilirsin. (izin ya da yetenek – permission or ability)

d-      Must, have to have got to (gereklilik – necessity) / should, ought to, had better (tavsiye – advisability) ve diğer her türlü emir, istek, öneri ya da tavsiye ifadeleri – and any expression of command, request, sugestion or advice

Gereklilik – Necessity
If we don’t want to be late for the beginning of the play, we have to / must / have got to leave at once.
Eğer oyunun başını kaçırmak istemiyorsak bir an önce çıkmamız gerekir.
Tavsiye – Advisability
If you want to get rid of this sore throat, you should / ought to follow the doctor’s instructions.
(Eğer) Bu boğaz ağrısından kurtulmak istiyorsan doktorun dediklerini dinlemelisin.
If students don’t want to be punished, they had better be punctual.
(Eğer) Öğrenciler ceza almak istemiyorlarsa dakik olsunlar.
If you don’t want to put on weight, take up a sport.
(Eğer) Kilo almak istemiyorsan bir spora başla.
İstek -Request
If this project isn’t urgent, could I leave a little early this evening.
Bu projenin acil tamamlanması gerekmiyorsa bu akşam biraz erken çıkabilir miyim?
If you do not have anything to do now, can you help me with the laundry?
Şu anda bir işin yoksa bana çamaşırda yardım eder misin?
Tercih -Preference
If this game isn’t worth buying, I would rather buy this one here.
Bu oyun almaya değmezse buradakini almayı tercih ederim.
Öneri – Suggestion
If the weather continues as hot as this at the weekend,   why don’t we go to the beach?
                                                                                        shall we go to the beach?
                                                                                        let’s go to the beach.
                                                                                        we could go to the beach.
Eğer havalar hafta sonu da böyle sıcak devam ederse     neden sahile gitmiyoruz?
                                                                                        sahile gidelim mi?
                                                                                        sahile gidelim.
                                                                                        sahile gidebiliriz.

e-      The Simple Present Tense

Her ne kadar temel cümlede Simple Present kullanımı çok yaygın olmasa da, alışkanlıklarımızdan, doğa olaylarından ya da belli bir şart yerine geldiğinde genelde yaptığımız eylemlerden söz edeceksek Simple Present temel cümlede kullanılabilir. Örnek verecek olursak;
If someone shouts at Nigel when he doesn’t deserve it, he gets very angry.
Haksız yere biri ona bağırırsa Nigel çok sinirlenir. (genelde – general)
If you boil water, it evaporates / will evaporate*.
Suyu kaynatırsan buharlaşır / buharlaşacaktır.
If the temperature drops below O⁰C, water freezes / will freeze*.
Isı O⁰C’nin altına düşerse su donar / donacaktır.
*Future Simple Tense kullanımı da mümkündür.

2-      “If”li Cümlede Kullanabilecek Yapılar

Simple Present Tenseif”li cümlede en çok kullanılan zamandır. Bu zaman dışında kullanılabilen diğer yapıları sıralayacak olursak;

a-      Can (izin ya da yetenek – permission or ability)

If Cedric can pass this exam, he will be one of the lucky ones.
Cedric bu sınavı geçebilirse şanslılardan biri olacak. (yetenek – ability)
If Celestia can leave work earlier today, shall we meet up and go to the theatre?
Celestia bugün işten erken çıkabilirse buluşup tiyatroya gidelim mi? (izin – permission)

b-      Have to (gereklilik – necessity)

If he has to go to the meeting, he’ll let you know.
Toplantıya gitmek zorunda kalırsa sana haber verir.
If Jeremy has to work tonight, he won’t be able to come to the theatre with us.
Jeremy bu gece çalışacaksa bizimle tiyatroya gelemez.

c-       Present Continous Tense

If”li cümlede Present Continuous Tense kullanılarak konuşma anından devam etmekte olan bir eylem ifade edilebilir. Örneğin;
If you are looking for your glasses, they are on the table in the dining room.
Gözlüklerini arıyorsan, yemek odasındaki masanın üstündeler.
I can tell Derek the good news as soon as I get home, if he’s not sleeping.
Derek uyumuyorsa eve varır varmaz ona iyi haberi veririm.
d-      Present Pergect Tense

Eğer işini bitirdiysen, tamamladıysan” gibi bir anlam vermek için Present Perfect Tenseif”li cümlede kullanılabilir. Örneğin;
If you haven’t played this game yet, I can lend it to you.
Bu oyunu daha oynamadıysan sana ödünç verebilirim.
If you have finished painting your house, may I borrow your roller for a while?
Evinin boyasını bitirdiysen rulo fırçayı bir süreliğine ödünç alabilir miyim?

e-      Should

Eğer olasılığın biraz daha az olduğu durumlarda bunu vurgulamak istiyorsak “if”li cümlede “should” kullanabiliriz. Örnek verecek olursak;
If you need a hand, you can call me for help.
Yardıma ihtiyacın olursa beni arayabilirsin.
If you should need a hand, you can call me for help.
Olurda yardıma ihtiyacın olursa beni arayabilirsin.
Yukarıdaki iki cümle arasında büyük bir fark olmasa da ikinci cümlede kişinin yardıma ihtiyacı olma olasılığı daha azdır. “Yardıma ihtiyacın olmaz ama eğer ihtiyaç duyacak olursan beni arayabilirsin” gibi bir anlam söz konusudur.
If should rain, we will have to cancel the garden party.
Yağmaz ama olurda yağarsa bahçe partisini iptal etmek zorunda kalırız.
If Felix should call you, can you give him a message?
Olurda Felix seni ararsa ona mesajımı iletebilir misin?