Will

Will, sözcüğün anlamına da bakarsak, bir şeyleri istediğimiz anlamına gelir. (will=niyet etmek, istemek) Konuşma anında yapılan planlardan bahsetmek için, gelecekte olacağını düşündüğümüz tahminlerimizi söylemek için kullanırız. Verilen sözler ve yapılan tekliflerle ilgili konuşurken de kullanırız.

 

“will” yapısı konu anlatımı için buraya tıklayınız.

 

It will be sunny tomorrow. (Yarın güneşli olacak.) (Tahmin)

 

He will not arrive early. (O erken gelmeyecek.) (Tahmin)

 

She’ll find her keys in her room. (Anahtarlarını odasında bulacak.) (Tahmin)

 

I will help you if you ask. (Eğer istersen sana yardım edeceğim.) (İstek) (Yardım etmek istiyoruz)

 

I’ll see the new show at the city centre. (Şehir merkezindeki yeni gösteriyi izleyeceğim.) (İstek)

 

I won’t help him with his duty. (Ona görevinde yardım etmeyeceğim.) (Olumsuz istek)

 

I’ll see you next week. (Haftaya görüşürüz) (Teklif ya da söz)

 

We’ll see each other at the game. (Maçta görüşürüz) Teklif ya da söz

 

NOT: We’ll see each other ve I’ll see you Türkçe’de “görüşürüz” olarak kullanılır. Bunları sözcüğü sözcüğüne çevirirsek anlamsızlaşacağı için bu şekilde karşılık veriyoruz. (Birebir çevirileri şu şekildedir; We’ll see each other = Birbirimizi göreceğiz, I’ll see you = Seni göreceğim)

 

+We need to dump the trashes. (Çöpleri atmamız gerek.)

-I’ll handle it. (Ben hallederim.) (Konuşma anında yapılan plan)

 

+The lights are out! (Işıklar söndü!)

– I’ll have a look at the circuit breaker. (Şaltere bir bakayım.) (Konuşma anında yapılan plan)

 

Be Going To

 

Be Going To yapısını, gelecek için konuşma anından önce yaptığımız planlardan bahsederken ya da bir şeyin olacağını kesin olarak görebiliyorsak kullanırız. Bu yapıyla bahsedilen olayların gelecekte yaşanma ihtimali will yapısındakinden daha fazladır.

 

“be going to” yapısı konu anlatımı için buraya tıklayınız.

 

We are going to move to Gothenburg. (Gothenburg’a taşınacağız.) (Bu tümceden, taşınma planının önceden yapıldığı anlaşılabilir.)

 

Our neighbours are going to go for a picnic this Sunday. (Komşularımız bu pazar pikniğe gidecekler.) (Plan)

 

I’m not going to leave you anytime soon. (Bu ara seni bırakmayacağım) (Bırakmayı düşünmüyorum) (Plan)

 

There are lots of black clouds in the sky. I think that it’s going to rain soon. (Gökyüzünde bir sürü kara bulut var. Sanırım yakında yağmur yağacak.) (Bu tümceden, gördüğümüz şeylerin ileride olacak bir şeye işaret ettiğini belirttik ve olacak olan şey için “be going to” kullandık.)

 

The army is pushing forward. They are going to attack soon! (Ordu ilerliyor. Yakında saldıracaklar!)