İngilizce Türkçe SWIMMING (YÜZME) Hikayesi ve hikayenin içinde geçen kelimelerin Türkçe anlamlarını aşağıda görebilirsiniz.

 

If you want to learn how to swim

(eğer yüzme öğrenmek istiyorsan)

go to a swimming pool.

(bir havuza git.)

Because it  is safe to learn swimming  in a swimming pool.

(çünkü havuzda yüzmeyi öğrenmek güvenlidir.)

If you don’t know how to swim

(eğer nasıl yüzeceğinizi bilmiyorsanız)

don’t swim in the sea.

(denizde yüzmeyiniz.)

Because big waves may drown you.

(çünkü büyük dalgalar seni boğabilir.)

If you are not frightened and excited,

(eğer korkmuyorsan ve heyecanlanmıyorsan)

you can float on the water.

(suda süzülebilirsin.)

You don’t sink into the water.

(suya batmazsın.)

Don’t swim in deep water.

(derin suda yüzmeyin.)

Swim in shallow water.

(sığ suda yüzün.)

You won’t  drown.

(boğulmazsınız.)

Don’t go swimming alone.

(yalnız yüzmeye gitmeyin.)

Go with a friend.

(bir arkadaşınızla gidin.)

If you  drown,

(boğulursanız)

your friend can help you.

(arkadaşınız size yardım edebilir.)

If you are tired,

(yorgunsanız.)

don’t go swimmig.

(yüzmeye gitmeyin.)

Because swimming is tiring.

(çünkü yüzme yorucudur.)

You may drown.

(boğulabilirsiniz.)

If a red flag is flying on a beach,

(eğer sahilde kırmızı bayrak sallanıyorsa.)

don’t go swimming.

(yüzmeye gitmeyin.)

Because there may be big waves in the sea

(çünkü denizde büyük dalgalar olabilir.)

and swimming may be dangerous.

(ve yüzme tehlikeli olabilir.)

You may drown.

(boğulabilirsiniz.)

If you eat a lot and have a big tummy,

(eğer çok yerseniz karnınız büyüyebilir.)

don’t go swimming.

(yüzmeye gitmeyin.)

Because you may be ill,

(çünkü hasta olabilirsiniz.)

And sink into the water and drown.

(suya batıp boğulabilirsiniz.)

If one of  your friends drowns,

(eğer arkadaşlarınızdan birisi boğulursa)

fetch a lifeguard.

(cankurtaranı getirin.)

He knows how to help your friend.

(o arkadaşınıza nasıl yardım edeceğini bilir.)

When he helps your friend,

(o arkadaşınıza yardım ederken)

don’t crowd around him.

(etrafında kalabalık etmeyin.)

Then he may not help your friend

(Ozaman arkadaşınıza yardım edemeyebilir)

 

THE WORDS IN THE STORY

HİKAYEDE GEÇEN KELİMELERİN TÜRKÇELERİ

swimming pool(havuz)

safety(güvenli)

sea(deniz)

big(büyük)

wave(dalga)

water(su)

deep(derin)

shallow(sığ)

in(içinde)

alone (yalnız)

friend(arkadaş)

Flag(bayrak)

Beach(plaj)

Dangerous(tehlikeli)

Tummy(göbek)

İll(hasta)

Lifeguard(cankurtaran)

Around(etrafında)

Crowd(kalabalık)

 

THE VERBS IN THE STORY

HİKAYEDE GEÇEN FİİLLERİN TÜRKÇELERİ

Swim(yüzmek)

Learn(öğrenmek)

Drown(boğulmak)

Frighten(korkmak, KORKUTMAK)

Excited(heyecanlanmak)

Float(süzülmek)

Sink(batmak)

Tired(yorgun)

Tiring(yorucu)

Fly(uçmak)

Have(sahip olmak)

fetch (gidip getirmek)

crowd kalabalık etmek