İngilizce Türkçe THE KING’S NIGHTINGALE (KIRALIN BÜLBÜLÜ) Hikayesi ve hikayenin içinde geçen kelimelerin Türkçe anlamlarını aşağıda görebilirsiniz.

 

A nightingale is a small bird.

(bülbül küçük bir hayvandır.)

It sings beautifully.

(çok güzel öter.)

One day a king of China was sitting by the window.

(bir gün bir çin kralı pencerenin yanında oturuyordu.)

He heard the singing of a nightingale.

(bir bülbül sesi duydu.)

He liked it very much.

(onu çok sevdi)

He ordered his soldiers to bring the nightingale to the palace.

(askerlerine bülbülü getirmeleri için emir verdi.)

The soldiers went to the forest.

(askerler ormana gittiler.)

They looked for the nightingale.

(bülbülü aradılar.)

At last they found him and said to him, “Come to the palace with us”.

(sonunda onu buldular ve bizimle gel dediler.)

He said “ I don’t want to come with you  because  I am free and happy in the forest.

(sizinle gelmek istemiyorum çünkü ben ormanda özgürüm ve mutluyum dedi)

“They begged him, ”Please,come with us because the king wants you.

(ona lütfen bizimle gel kral seni istiyor diye yalvardılar.)

The nightingale said, “Yes .”

(bülbül tamam dedi.)

They went to the palace together.

(saraya birlikte gittiler.)

They put the nightingale in a golden cage.

(bülbülü altın bir kafese koydular.)

He sang beautifully.

(çok güzel öttü.)

The king was very happy.

(kral çok mutluydu)

Everybody was very happy in the palace.

(sarayda herkes çok mutluydu)

One day a man from a neighbouring country brought a present for the king’s birthday.

 (komşu ülkelerden bir adam bir gün krala doğum günü hediyesi getirdi)

It was a nightingale but it was not a real nightingale.

(bir bülbüldü ama gerçekbülbül değildi.)

It was a toy nightingale.

( o oyuncaktı)

It had a key.

(bir anahtarı vardı)

There were jewels on its body.

(gövdesinde mücevherler vardı.)

The king wound the toy nightingale.

(kral bülbülü kurdu.)

It began to sing beautifully.

(çok güzel ötemeye başladı.)

The king listened to the toy nightingale.

(kral oyuncak bülbülü dinlemeye başladı.)

He didn’t listen to the real nightingale.

(gerçek bülbülü dinlemedi.)

The real nightingale was cross with the king.

(gerçek bülbül krala küstü)

He flew through the window into the forest and didn’t come back again.

(camdan ormana doğru uçtu ve bir daha gelmedi.)

One day the toy nightingale fell off the table and broke into two pieces.

(bir gün oyuncak bülbül masadan düştü ve kırıldı.)

It didn’t sing again.

(bir daha ötmedi.)

All the clockmakers in the country came to repair (mend,fix) it.

(ülkedeki bütün saat tamircileri onu tamir etmeye geldi.)

The best clockmaker undid its screws with a screwdriver.

(en iyi saat tamircisi vidaları tornavidayla açtı.)

He mended it.

(onu tamir etti)

He said, “It can sing only once a year.

(senede bir kere ötebilir dedi.)

The king was very sad.

(kral çok üzüldü.)

He went to bed and didn’t open his eyes.

(yatağına gitti ve bir daha gözlerini açmadı)

All the doctors in the country came to the palace.

(ülkedeki bütün doktorlar saraya geldi)

They examined the king.

(kralı muayene ettiler.)

They prescribed medicine.

(ilaç yazdı)

They gave injection to the king .

(krala iğne yaptılar.)

He didn’t open his eyes.

(gözlerini bir daha açmadı)

There was a rumour among the people.

(insanlar arasında söylendi başladı.)

Everybody whispered with each other, “The king is dead”

(herkes birbirine kral öldü diye fısıldadı )

One day the real nightingale came to the window at dawn.

(bir gün gerçek bülbül şafak zamanı pencereye geldi)

He sang beautifully.

(çok güzel ötmeye başladı)

The king opened his eyes.

(kral gözlerini açtı)

“My real friend has  come,” he said.

(gerçek arkadaşım geldi dedi)

They lived happily ever after.

(ebediyen mutlu yaşadılar.)

 

THE WORDS IN THE STORY

HİKAYEDE GEÇEN KELİMELERİN TÜRKÇELERİ

Nightingale(bülbül)

Bird(kuş)

Beautiful(güzel)

Window(pencere)

Much( çok)

Forest(orman)

At last(sonunda)

Free(özgür)

Cage(kafes)

Everybody(herkes)

Neighbour(komşu)

Present(hediye)

Toy(oyuncak)

Key(anahtar)

Real(gerçek)

Table(masa)

Clockmaker(saat tamricisi)

Best(en iyi)

Screw(vida)

Screwdriver(tornavida)

Sad(üzgün)

Medicine(ilaç)

İnjection(iğne)

Rumour(söylenti)

Among(arasında)

Dawn(şafak)

 

THE VERBS IN THE STORY

HİKAYEDE GEÇEN FİİLLERİN TÜRKÇELERİ

Sing(şarkı söylemek)

Sit(oturmak)

Order(emretmek)

Bring(getirmek)

look for(aramak)

beg(yalvarmak)

bring(getirmek)

wind(wound)(kurmak)

listen(dinlemek)

cross with someone(birine küsmek)

fly(uçmak)

fall (düşmek)

brake into(kırılmak)

repair (mend,fix)(tamir etmek)

undo(çözmek)

mend(tamir etmek)

examine(muayene etmek)

prescribe(reçete yazmak)

give injection(iğne yapmak)

whisper(fısıldamak)