İngilizce Türkçe TRAFFIC Hikayesi ve hikayenin içinde geçen kelimelerin Türkçe anlamlarını aşağıda görebilirsiniz.

 

Cars and buses are traffic

(arabalar ve otobüsler trafiktir.).

Lorries and trams are traffic.

(kamyonlar ve tramvaylar trafiktir.)

Bicycles and motorcycles are  traffic.

(bisikletler ve motorsikletler trafiktir.)

Pedestrian walking on the pavements are traffic.

(kaldırımda yürüyen yayalar trafiktir.)

If there are a lot of cars in the streets, there maybe a  traffic jam.

(eğer sokakta pek çok araba olursa,trafik sıkışıklığı olabilir.)

If the streets and roads are narrow, we must make them wide.

(eğer yollar ve sokaklar darsa onları genişletmeliyiz.)

If there are some corners,

(eğer köşeler varsa)

drivers can’t see each other

(sürücüler birbirlerini göremezler.)

and cars crash into each other.

(ve arabalar birbirleriyle çarpışırlar.)

An accident happens.

(kaza olur)

Some people are killed and some people are injured.

(bazı insanlar yaralanır,bazıları ölür.)

So we must make the streets and roads straight.

(bu yüzden yolları ve sokakları düz hale getirmeliyiz.)

If  pedestrians want to cross the street,

(eğer yayalar caddeyi karşıdan karşıya geçmek isterse)

they look right and left

(sağa ve sola bakarlar.)

and cross the street.

(ve caddeyi geçerler)

Sometimes they use pedestrian crossings.

(bazen yaya geçidini kullanırlar.)

There are white lines on the street.

(caddede beyaz çizgiler vardır.)

There are yellow lamps.

(sarı ışıklar vardır.)

The traffic lights flash.

(trafik ışıkları yanar süner.)

All the cars stop.

(bütün arabalar durur.)

The pedestrians cross the street

(yayalar geçer)

because the pedestrians are superier to the cars.

(çünkü yayalar geçiş üstünlüğüne sahiptir.)

If they want to cross the street,

(eğer caddeyi karşıdan karşıya geçmek isterlerse)

they sometimes use footbridges and subways.

(bazen alt ve üst geçitleri kullanırlar.)

If there are no pedestrian crossings, no footbridges, no subways,

(eğer hiç yaya geçidi,üst ve alt geçit yoksa)

they use traffic lights.

(trafik ışıkları kullanırlar.)

When it is red, they stop.

(kırmızı yandığında dururlar.)

When it is yellow, they get ready.

(sarı olduğunda hazırlanırlar .)

When it is green, they cross the street.

(yeşil yandığında  geçerler.)

If there are no pedestrian crossings, no footbridges, no subways, no traffic lights,

(eğer hiç yaya geçidi,üst ve alt geçit,trafik lambası yoksa)

there are police officers.

(polis memurları vardır.)

They direct the traffic.

(trafiği onlar yönetirler.)

Pedestrians  must obey the traffic rules.

(yayalar trafik kurallarına uymalıdırlar.)

If they don’t obey the traffic rules,

(eğer uymazlarsa)

they break the law.

(kanunları çiğnemiş olurlar.)

Then the police officer will give them a traffic fine.

(polis memuru onlara  trafik cezası yazar)

He punishes them.

(onları cezalandırır.)

Sometimes it may be rainy,

(bazen hava yağmurlu olabilir.)

and the streets may be slippery.

(caddeler kaygan olabilir)

Pedestrians carry umbrellas,

(yayalar şemsiye taşırlar.)

so they can’t see very well,

(bu yüzden çok iyi göremezler.)

and they may fall down.

(düşebilirler)

And an accident may happen,

(ve kaza olabilir.)

pedestrians may be injured.

(yayalar yaralanabilirler.)

So drivers should drive carefully.

(bu yüzden sürücüler dikkatli sürmelidir.)

 

THE WORDS IN THE STORY

HİKAYEDE GEÇEN KELİMELERİN TÜRKÇELERİ

Car(araba)

Bus(otobüs)

Traffic(trafik)

Lorry (kamyon)

Tram(tramvay)

Bicycle(bisiklet)

motorcycle (motorsiklet)

Padestrian(yaya)

Pavement(kaldırım)

If(eğer)

a lot of(pek çok)

street(cadde)

traffic jam(trafik sıkışıklığı)

road(yol)

narrow(dar)

wide(geniş)

must(-meli,-malı)

some(biraz, birkaç)

corner (köşe)

driver(sürücü)

each other (birbirini)

accident(kaza)

people(insanlar)

So(bu yüzden)

Straight(düz)

Right(sağ)

left (sol)

Pedestrian crossing(yaya geçidi)

Yellow(sarı)

Lamp(lamba)

Footbridge(üst geçit)

Subway(alt geçit)

traffic lights(trafik ışığı)

red(kırmızı)

green(yeşil)

pollice officer(polis memuru)

traffic rules(trafik kuralları)

law(kanun)

traffic fine(trafik cezası)

rainy(yağmurlu)

slippery(kaygan)

umbrella(şemsiye)

carefully(dikkatlice)

 

THE VERBS IN THE STORY

HİKAYEDE GEÇEN FİİLLERİN TÜRKÇELERİ

Walk(yürümek)

See(görmek)

crash into(çarpışmak)

happen(olmak)

kill(öldürmek)

injured(yaralanmak)

want(istemek)

look(bakmak)

cross the street(caddeyi geçmek)

use(kullanmak)

flash(yanıp sönmek)

stop(durmak)

superier to(üstün olmak)

get ready(hazırlanmak)

direct the traffic(trafiği yönetmek)

obey(uymak)

break the law(kanunları çiğnemek)

give (vermek)

punish(cezalandırmak)

carry(taşımak)

fall(düşmek)

should(-meli,-malı)