Countable and uncountable nouns Sayılabilen ve sayılamayan isimler

Yapısı gereği İngilizcede bulunan ve isimlerde görülen bu ayrımı bilmenin ayrı bir önemi vardır. Sayılabilen ve sayılamayan olarak ikiye ayrılan isimlerden; sayılabilir olanları isminden de anlaşılacağı üzere sayma sayıları ile birlikte kullanabileceğimiz isimleri kapsar. Sayılamayanları ise bu şekilde kullanamayız. İngilizcede “countable nouns” veya “count nouns” olarak adlandırılan “sayılabilen isimlerin” çoğul halleri vardır. Doğal olarak sayılabiliyor olmalarından dolayı birden fazla olduklarında çoğul biçimleri kullanılır. İsimlerin çoğu sayılabilenler sınıfında yer alır ve genellikle kendilerinden önce belirsiz tanımlıklardan “a” veya “an” ile birlikte kullanılırlar.

Buna karşılık kısmen daha az olan sayılamayan isimlerin ise doğal olarak çoğul biçimleri yoktur. İngilizcede “uncountable nouns” veya “mass nouns” olarak adlandırılan “sayılamayan isimlerin” çoğu soyut isimlerden oluşur.

Bunun yanında bazı isimler için ise özel bir durum söz konusudur. Bu isimler cümlede kullanıldıkları anlama veya bağlama göre hem sayılabilen hem de sayılamayan bir isim olarak karşımıza çıkabilir. Bu isimlere aşağıda tekrar değinilecektir.

Hangi isimlerin sayılabilen hangilerinin sayılamaz olduğunu belirlemede yardımcı birkaç noktadan bahsedecek olursak;

Mantığımızı kullanarak isimlerin sayılabilir olup olmadıklarını bulabiliriz örneğin;

Pencil Kalem, Chair Sandalye, Bottle Şişe

Eğer bir İngilizce ismin Türkçe karşılığını biliyorsak buradan yola çıkarak bir tahminde bulunabiliriz. Görüleceği üzere yukarıdaki isimlerin hepsi sayılabilen isimlerdir. Türkçede de bu isimleri sayabiliriz “iki sandalye, kalemlerim” gibi. Fakat Türkçe karşılığını bilmediğimiz isimlerin hangi tür isim olduğunu bulmak için ise kullanıldığı bağlama ve anlama bakabiliriz. Çoğul halde bulunan isimler ise çoğunlukla sayılabilen isimlerdir. Ayrıca sözlüklerden de yaralanarak bir ismin sayılabilir olup olmadığını öğrenebiliriz.

Would you like some tea? Biraz çay alır mıydın?

(Sayılamaz çünkü genel olarak bir içecekten bahsediyor)

Phillip ordered a tea for me. Phillip bana bir çay söyledi.

(Sayılabilir çünkü bir bardak çaydan bahsediyor)

We’re on the sixth floor, room 609. Altıncı katta oda 609’dayız.

(Sayılabilir çünkü “room” “oda” anlamında kullanılmış)

I can’t sit there, there’s not enough room. Oraya oturamam yeteri kadar yer yok.

(Sayılamaz çünkü “room” “yer, alan” anlamında kullanılmış)

Şimdi sayılabilen isimlerin kullanımlara örnekler verelim.

Sayılabilen isimlerin “a” veya “an” belirsiz tanımlıkları ile kullanılabileceğini belirtmiştik.
I saw a man there, about an hour ago. Orada bir saat kadar önce bir adam gördüm.

Sayılabilen bir ismin cümle içinde kullanılırken, tanımlıklarla veya sahiplik / işaret sıfatları ile birlikte kullanılmalıdır yani; This man kept standing behind my car. Bu adam arabamın arkasında dikildi durdu.

Ancak bu isimler çoğul hallerinde cümle içinde tek başlarına kullanılabilirler.
Men love sports, gadgets, food and cars. Erkekler spora, aletlere, yemeğe ve arabalara bayılır.

Sayılamayan isimlerin kullanımlarına gelecek olursak:

Bu isimler tekil olarak kabul edilirler ve haliyle kullanılan fiillerin de ona göre çekilmesi gerekmektedir. Örneğin;
Money isn’t everything. Para, herşey değildir.

Belirsiz tanımlıklar sayılamayan isimlerle yan yana kullanılamaz. Ancak aralarına ölçü kelimeleri – “ parçacıl tanımlıklar”ın eklenmesi ile kullanılabilirler. Bu kullanımlarda sayılamayan isim bir ölçü ile birlikte kullanılarak
“bir + ölçü + isim” yapısını oluşturur. Yani;
Back home safely, I made a pot of tea. Eve sağ salim döndüm, bir demlik çay yaptım.
“a tablespoon of sugar – bir çorba kaşığı şeker”, “two slices of bread – iki dilim ekmek” gibi.

Bazı ölçü kelimeleri:

A bar of chocolate bir kalıp çikolata

A bottle of milk bir şişe süt

A bowl of soup bir kase çorba

A box of paper bir kutu kağıt

A can of coke bir teneke kola

A carton of milk bir karton süt

A cup of coffee bir fincan kahve

A drop of oil bir yağ damlası

A glass of wine bir bardak şarap

A grain of sand kum taneciği

A jar of honey bir kavanoz bal

A piece of glass bir parça cam

A roll of toilet paper tuvalet kağıdı rulosu

A slice of cheese bir dilim peynir

A spoonful of salt bir kaşık dolusu tuz

A tablespoon of sugar bir çorba kaşığı şeker

A teaspoon of syrup bir çay kaşığı şurup

A tube of toothpaste bir diş macunu tüpü

An item of clothing birkaç parça elbise

A bag of rice bir çanta pirinç

 

Burada “ekmek” ismi İngilizcede sayılamaz olarak kabul edilir. Bunun sebebi ise o kültürde “bread” kelimesi genel anlamda “ekmek”i ifade etmektedir. Bizim kültürümüzde genelde ekmek denince somun ekmeği akla geldiği için bu türden bir kullanımın yabancı gelmesi normaldir. “A loaf of bread – bir somun ekmeği” anlamına gelir. “Bread” kelimesinin çoğul olarak kullanılmasıyla ancak farklı türde ekmeklerin kastedildiği bir bağlamda karşılaşılabilir. Örneğin ”I want to buy three breads: a loaf of whole wheat bread, a white loaf and a loaf of gluten-free.  Üç (çeşit) ekmek istiyorum, tam tahıllı, beyaz ekmek ve glütensiz ekmek.

Cümle içinde sadece sayılabilen veya sadece sayılamayan isimlerle kullanılabilen kelimeleri aşağıda bulabilirisiniz.

Sadece sayılabilenler ile kullanılanlar:
Few, fewer Az, birkaç, daha az
There are a few people sitting at the bench. Bankta oturan birkaç insan var.
More bicycles, fewer cars. Daha fazla bisiklet, daha az otomobil.

Many Çok, baya, hayli
Do you get many visitors? Çok ziyaretçiniz oluyor mu?

Several Pek çok, bir sürü, birkaç
I needed to read it several times in order to fully understand its meaning. Anlamını tam olarak anlayabilmek için birkaç kez okumak gerekti.

Sadece sayılamayanlar ile kullanılanlar:
Little, less, least Az, daha az, en az
People today have less time to exercise. Günümüzde insanların egzersiz yapmaya daha az vakti var.

Much Fazla, çok, pek
She didn’t say much about her trip. Seyahati hakkında pek bir şey söylemedi.

Other related phrases Diğer ilgili kullanımlar

Uncountable ––– Countable

She doesn’t have much money. – She doesn’t have many friends.

Çok parası yok. – Çok arkadaşı yok.

How much time do you have? – How many games do you have?

Ne kadar zamanın var? – Kaç tane oyunun var?

There is a little butter in the fridge. – There are a few rooms still available.

Dolapta biraz yağ var. – Hala birkaç boş oda var.

 

Bazı cümleler yapısı sayılabilen isimlerin çoğul olmasını gerektirir.

I like watching films. Film izlemeyi severim.
(I like watching film: yanlış)

Jealous children are always causing problems. Kıskanç çocuklar hep sorun çıkarıyor.
(Jealous children are always causing problem: yanlış)

 

Hem sayılabilen hem de sayılamayan isimler
Bazı isimlerin daha öncede bahsettiğimiz gibi kullanıldıkları bağlama bağlı olarak hem sayılabilir hem de sayılamayan bir isim olarak kullanıldığı görülebilir. Türkçe karşılıkları ilk önce sayılamayan anlamı olacak şekilde yazılmıştır.

Capital Sermaye, para | Başkent, büyük harf
Drama Drama | Oyun (drama)
Exercise Egzersiz (spor) | Alıştırma (kitap)
Experience Tecrübe | Hatıra, anı, deneyim
Film Film (endüstirisi) | film (x filmi güzel filmdi)
Fire Yangın, ateş (silah) | Alev, ateş (kamp, şömine)
Glass Cam | Bardak
Hair Saç | Kıl
Interest İlgi, alaka | Hobi
Iron Demir | Ütü
Language Dil (kaba bir dil) | Lisan (İngilizce lisanı)
Life Yaşam, hayat | Can, hayat (birinin)
Light Işık | Lamba, ampül
Noise Ses (genel) | Ses (bir şeyin sesi)
Paper Kağıt (genel) | Kağıt (müsvedde)
Room Alan, yer | Oda
Television Televizyon (izlemek) | Televizyon (alet)
Time Zaman (genel) | Zaman (iyi vakit geçirdik)
Wood Tahta, ahşap | Küçük orman(lık)
Work İş, meslek | Eser (Da Vinci’nin)