– How much are potatoes?
(Patatesler ne kadar?)

– Bananas are two dollars per kilo.
(Muzların kilosu iki dolar.)

– I want to buy these shoes. But they’re too expensive.
(Bu ayakkabıları almak istiyorum ama çok pahalı.)

– My sister lost her pickpocket and she can’t tell this to my mom.
(Kız kardeşim harçlığını kaybetti ve bunu anneme söyleyemiyor.)

– I found a penny on the Street.
(Yolda 1 sent buldum.)

– I have two nickels. That means I have a dime.
(İki tane beş sentim var. Yani on sentim var.)

– I have two dimes and a nickel. That makes a quarter.
( İki tane on sentim bir tane beş sentim var. Bu da yirmi beş sent yapar.)

– He gets a scholarship from a holding.
(Bir holdingden burs alıyor.)

– This book is ten euros.
(Bu kitap on avro.)

– My father gave me fifty Turkish Liras.
(Babam bana yüz Türk Lirası verdi.)

– Currency of England is “pound”.
(İngiltere’nin para birimi “sterlin”dir.)

– She wants to buy a dress. But she wants to buy it for a  reasonable price.
(Bir elbiseye almak istiyor. Ama elbiseyi makul bir fiyata almak istiyor.)

– The house is really very good, but it is $ 500.000. I can’t afford this.
(Ev gerçekten çok güzel ama 500.000 dolar. Benim gücüm yetmez.)

– How much is a kilo of rice?
(Bir kilo pirinç ne kadar?)

– I found 100 Mexican Pesos at the cinema.
(Sinemada 100 Meksika Pezosu buldum.)

– Canadian dollar is different from American dollar.
(Kanada doları Amerika dolarından farklıdır.)

– He gets his salary at the end of next month. So I will lend him some money.
(Maaşını önümüzdeki ayın sonunda alacak. Bu yüzden ona biraz borç para vereceğim.)

– The factory will pay compensation for the damage.
(Fabrika hasar için tazminat ödeyecek.)

– According to the court decision, he has to pay 800 dollars alimony every month.
(Mahkeme kararına göre her ay 800 dolar nafaka ödemek zorunda.)

– Government gives funds to entrepreneurs.
(Hükümet, girişimcilere fon veriyor.)

– We don’t expect any rise in pensions this year too.
(Bu yıl da emekli maaşlarına zam beklemiyoruz.)