CERTAINTY (Kesinlik)

 

  1. a) MUST /CAN’T/COULDN’T

Bir durum hakkında kuvvetli tahmin anlamında must kullanılabilir.

John isn’t here yet. He must be on the way.

(John henüz burada değil. Yolda olmalı)

This man must be very rich. He’s got a Ferrari.

(Bu adam çok zengin olmalı. Ferrarisi var.)

The children must be having fun. I can hear their voices.

(Çocuklar eğleniyor olmalı. Seslerini duyabiliyorum)

Marry has an important exam tomorrow. She must be studying in her room.

(Marry’nin yarın önemli bir sınavı var. Odasında çalışıyor olmalı)

 

Olumsuz anlamda can’t ve couldn’t kullanırız.

John can’t be hungry. He’s just eaten.

(John aç olamaz. Henüz yedi)

Someone has been eating my cherries. Do you think it is John? No, it can’t be John. He hates cherries.

(Birisi kirazlarımı yiyor. Sence John mu? Hayır o John olamaz. O kirazdan nefret eder.)

This car is very old. It couldn’t be expensive.

(Bu araba çok eski. Pahalı olamaz)

 

  1. b) must have V3 ve can’t have V3, couldn’t have V3

 

Geçmiş hakkında kuvvetli tahminde bulunurken must have V3 kullanırız. Bu yapı bir şeyin olduğuna dair emin olduğumuzu ifade eder.

 John has changed his way. He must have seen us.

(John yolunu değiştirdi. Bizi görmüş olmalı)

 

Mr Blue has spent a lot of money on holiday. He is broke now.

(Mr Blue tatilde çok para harcamış olmalı. Şimdi parasız)

Olumsuz ifadelerde can’t have V3 veya couldn’t have V3 kullanılır.

The cat can’t have died yet. It’s still breathing.

(Kedi henüz ölmüş olamaz. Hala nefes alıyor)

You couldn’t have seen me in town yesterday. I didn’t go there.

(Sem beni kasabada görmüş olamazsın. Ben dün oraya gitmedim)

There’s a light on in their bedroom. They couldn’t have slept yet.

(Odalarında açık ışık var. Henüz uyumuş olamazlar)

 

  1. c) Will: Will kesinlik anlamında kullanılabilir.

There’s someone at the door. It will be Kevin.

(Kapıda biri var. Kevin olmalı)