Zorunluluk ve gereklilik bildiren modal listesi aşağıdaki gibidir.

MUST

Gereklilik kipidir. Zorunluluk bildirir. Meli malı olarak Türkçeye çevrilir.

I must study hard.

(Çok sıkı çalışmalıyım.)

They must lock the door when they are out.

( Dışarıdayken kapıyı kilitlemeliler.)

She must see the doctor when she is ill.

( hastayken doktora gitmeli.)

We must practice a lot to learn English.

( İngilizce öğrenmek için çok sıkı pratik yapmalıyız.)

Teachers must teach properly.

( Öğretmenler düzgün şekilde öğretmeli.)

He mustn’t drink cold water when he has sore throat.

( Boğazı ağrırken soğuk su içmemeli.)

She musn’t open the door without asking who come.

( Kimin geldiğini sormadan kapıyı açmamalı.)

We musn’t stay until late hours.

( Geç saatlere kadar kalmamalıyız.)

She mustn’t tell a lie.

( Yalan söylememeli)

What must I do when I have a headache? You must take an aspirin.

( Başım ağrırken ne yapmalıyım. Aspirin içmelisin.)

Must they play football? Yes, they must.

( Futbol oynamalılar mı? Evet oynamalılar.)

Must we listen to the teacher carefully? Yes, we must.

( Öğretmeni dikkatli dinlemeli miyiz? Evet dinlemeliyiz.)

 

HAVE TO:

 Dışarıdan gelen kurallara uyma zorunluluğu bildirir. Cümlede öznelerimiz I, You, We, They olursa have to gelir. Geniş zaman ile kullanılır.

I have to be at work at 8.

( Saat 8 de işte olmalıyım.)

You have to be silent in the hospital.

( Hastanede sessiz olmalısınız.)

We have to sleep early.

( Erken uyumalıyız.)

They have to clean the house.

( Evi temizlemek zorundalar.)

Do you have to get up early on weekdays? Yes, I do.

(Hafta içi erken kalkmak zorunda mısın? Evet.)

Do they have to spend money ? No, they don’t.

( Para harcamak zorundalar mı? Hayır.)

What do they have to do in October?  They have to study a lot.

( Ekim ayında ne yapmak zorundalar. Çok ders çalışmak zorundalar.)

What time do you have to be here? At 10.

( Saat kaçta burada olmak zorundasın. Saat 10 da.)

Has to: Dışarıdan gelen kurallara uyma zorunluluğu bildirir. Cümlede öznelerimiz he, she, it  olursa has to gelir. Geniş zaman ile kullanılır.

She has to work hard.

( Sıkı çalışmak zorunda.)

He has to see the doctor.

( Doktora görünmek zorunda.)
It has to grow up quickly.

( Hızlı büyümek zorunda.)

Does she have to wash the dishes? No, she doesn’t.

( Bulaşık yıkamak zorunda mı? Hayır.)

Does he have to have lunch with her? Yes, he does.

( Onunla öğle yemeği yemek zorunda mı ? Evet.)

Why does he have to be here at 9 ? He has an exam.

( Neden saat 9 da burada olmak zorunda? Sınavı var.)

Who does she have to go out with? With Eric.

( O kimle dışarı çıkmak zorunda ? Eric’le.)

 

HAVE GOT TO:

Anlamı have to ile  aynıdır. Fakat her hangi bir zaman kalıbı ile kullanılmaz. öznelerimiz I, You, We, They olursa have got  to kullanılır.

I have got  to be at work at 8.

( saat 8 de işte olmalıyım.)

You have got  to be silent in the hospital.

( hastanede sessiz olmalısınız.)

We have got to sleep early.

( Erken uyumalıyız.)

They have got  to clean the house.

( Evi temizlemek zorundalar.)

I haven’t got to be at office on the weekend. ( Haftasonu ofiste olmak zorunda değilim.)

You haven’t got to lend money. ( Borç vermek zorunda değilsin.)

They haven’t got to organize party. ( Parti organize etmek zorunda değiller.)

Has got to : Dışarıdan gelen kurallara uyma zorunluluğu bildirir. Cümlede öznelerimiz he, she, it  olursa has got to gelir.

She has  got to work hard.

( Sıkı çalışmak zorunda.)

He has got to see the doctor.

( Doktora görünmek zorunda.)
It has got  to grow up quickly.

( Hızlı büyümek zorunda.)

She hasn’t got to cook meal.

( Yemek pişirmek zorunda değil.)

He hasn’t got to pick you up.

( O seni almak zorunda değil.)

It hasn’t got to be there.

( O orada olmak zorunda değil.)

 

NEED TO:

He needs to see the boss today.

( Patronu görmek zorunda. )

I need to wear a jacket, it’s very cold.

( Hava çok soğuk. Ceket giymek zorundayım.)

I am in a hurry. I need to catch the bus.

( Acele ediyorum. Otobüsü yakalamak zorundayım.)

She needs to rest.

( O dinlenmek zorunda. )

They need to move to another house.

( Başka bir eve taşınmak zorundalar.)

 

BE SUPPOSED TO

Be supposed to, bir kural, program veya başka bir etmenden dolayı birisinden yapması beklenenleri ifade etmek için kullanılır. Gerekir, beklenir, iyi olur gibi tercüme edilebilir.

BE SUPPOSED TO Olumlu cümleler:

You are supposed to be at the office by 9 o’clock.

(Saat 9’da ofiste olman gerekiyor)

He is supposed to finish the Project on Monday.

( Pazartesi projeyi bitirmesi gerekiyor.)

I am supposed to go to that meeting.

( O toplantıya gitmem gerekiyor)

They are supposed to call the firemen.

( Itfaiyeyi aramaları gerekiyor.)

She is supposed to answer the phone.

( Telefonlara bakması gerekiyor.)

BE SUPPOSED TO Olumsuz cümleler:

Put it out. You are not supposed to smoke in the office.

(Onu söndür. Ofiste sigara içmemen gerekiyor)

Students are not supposed to cheat  during the exam.

(Öğrencilerin sınav sırasında kopya çekmemesi  gerekir)

He is not supposed to teach English.

( İngilizce öğretmemesi gerekiyor.)

She is not supposed to wear that dress.

( O elbiseyi giymemesi gerekiyor.)

BE SUPPOSED TO Soru cümleleri:

What am I supposed to do? You are supposed to be here at 8.

(Ne yapmam gerekiyor? Saat 8 de burada olman gerekiyor.)

Am I supposed to clean the house? Yes, you are.

( Evi temizlemem gerekiyor mu? Evet gerekiyor.)

Is he supposed to go that meeting? No, he isn’t.

( Onun toplantıya gitmesi gerekiyor mu? Hayır gerekmiyor.)

When are they supposed to go there?  On Wednesday.

( Ne zaman oraya gitmeleri gerekiyor. Çarşamba günü.)