Should ve Ought To Obligation and Advice Konu Anlatımı

 

  1. a) SHOULD ve OUGHT TO

Should ve ought to, tavsiye, neyin gerekli ve iyi olacağını bildirmek için kullanılır.

 

You should do sport.

(Spor yapmalısın)

Children should drink milk every day.

(Çocuklar hergün süt içmeli)

Adults shouldn’t drink milk.

(Yetişkinler süt içmemeli)

If you go to İstanbul, you should see the Sultan Ahmed.

(İstanbul’a gidersen Sultan Ahmed Camisini görmelisin)

You ought to read a lot.

(Çok okumalısın)

We oughtn’t to eat fatty food.

(Yağlı yiyecekler yememelisin)

What do you think I should do?

(Sence ne yapmalıyım?)

What should we do to be healthy?

(Sağlıklı olmak için ne yapmalıyız?)

 

  1. b) SHALL I?

Shall I? akıl sorarken kullanılabilir.

Shall I heat this before eating?

(Bunu yemeden önce ısıtmalı mıyım?)

How long shall I heat?

(Ne kadar süre ısıtmalıyım?)

 

  1. c) HAD BETTER

Had better, “yapsan iyi olur, iyi olacak” anlamında kuvvetli tavsiye verirken kullanılır. Yapmazsan kötü olur gibi bir nevi uyarı ima eder. Olumsuzu “had better not” şeklindedir.

You had better stop smoking. Otherwise, you’ll get ill.

(Sigara içmeyi bıraksan iyi olur. Yoksa hastalanırsın)

We’d better set off now, or we’ll misss the bus.

(Şimdi yola çıksak iyi olur yoksa otobüsü kaçırırız)

She’d better apologise to her husband.

(Kocasından özür dilese iyi olur)

The children had better not go out now. It’s snowing.

(Çocuklar şimdi dışarı çıkmasa iyi olur. Kar yağıyor)

I’d better not eat any more cake.

(Biraz daha kek yemesem iyi olacak)

 “Had I better speak to Boss now?” “Yes, you had better. He’s in his room.

(Patronla şimdi görüşsem iyi olur mu? Evet iyi olur. Odasında.)

Had better, should ve ought to’ya göre daha kuvvetlidir. Ayrıca, should ve ought to hem konuşma anındaki hem genel anlamda kullanılabilir, fakat had better sadece konuşma sırasındaki bir durum için kullanılır, genel anlamda kullanılmaz.

You should/had better drink this water now.

(Şimdi bu suyu içmelisin)

You should/had better drink a lot of water every day.

(Hergün çok su içmelisin)

 

 

  1. d) BE SUPPOSED TO

Be supposed to, bir kural, program veya başka bir etmenden dolayı birisinden yapması beklenenleri ifade etmek için kullanılır. Gerekir, beklenir, iyi olur gibi tercüme edilebilir.

 You are supposed to be at the office by 9 o’clock.

(Saat 9’da ofiste olman gerekiyor)

Put it out. You are not supposed to smoke in the office.

(Onu söndür. Ofiste sigara içmemen gerekiyor)

Students are supposed to keep quiet during the exam.

(Öğrencilerin sınav sırasında sessiz durması gerekir)

What am I supposed to do?

(Ne yapmam gerekiyor?)

I was supposed to attend the meeting yesterday, but I didn’t have time.

(Dün toplantıya katılmam gerekiyordu fakat zamanım yoktu)