– I like playing volleyball.
(Voleybol oynamayı severim.)

– I can play basketball, but I can’t play football.
(Basketbol oynayabilirim ama futbol oynayamam.)

– She is a very famous handball player.
(O çok ünlü bir hentbolcu.)

– Hermann can lift weights.
(Hermann ağırlık kaldırabilir.)

– They’re playing golf.
(Golf oynuyorlar.)

– Lisa’s favorite sport is tennis.
(Lisa’nın en sevdiği spor tenis.)

– Oil wrestling is our national sport.
(Yağlı güreş ulusal sporumuzdur.)

– My dad loves horseback riding.
(Babam ata binmeyi çok sever.)

– Paula is a cyclist, she rides her bicycle everyday.
(Paula bir bisikletçi, bisikletini her gün sürer.)

– In ice hockey, every team has six players.
(Buz hokeyinde her takımın altı oyuncusu vardır.)

– You need a mitt and a bat to play baseball.
(Beysbol oynamak için bir beysbol eldivenine ve bir beysbol sopasına ihtiyacın var.)

– We play badminton on Tuesdays.
(Salı günleri badminton oynarız.)

– I like playing table tennis.
(Masa tenisi oynamayı severim.)

– My daughter goes to a tae-kwon-do course.
(Kızım tekvando kursuna gidiyor.)

– You need two mitts and a boxing head guard to box.
(Boks yapmak için iki eldivene ve bşr kaska ihtiyacın var.)

– In football, each team has a goalkeeper.
(Futbolda her takımın bir kalecisi vardır.)

– Surfing is very exciting.
(Sörf yapmak çok heyecanlı.)

– I hate skiing.
(Kayak yapmaktan nefret ediyorum.)

– In volleyball, when the ball touches on your opponent’s field, you get a score.
(Voleybolda top rakip takımın sahasına değince bir sayı kazanırsınız.)

– We will play bowling on Thursday.
(Perşembe günü bowling oynayacağız.)