Place Prepositions Yer Edatları

Aşağıda verilen edatlar yer – mekan ifadeleri ile birlikte kullanılmaları düşünülerek örneklendirilmiştir. Verilen edatların kullanıldıkları yere göre farklı anlamlarda karşımıza çıkabileceğini unutmamak gerekir.

Under Yerde, bir şeyden alçakta veya bir şeyin altında – The children were sitting under a tree. Çocuklar bir ağacın altnda oturuyor.

By / Next To / Beside Bir şey veya kimsenin sağı veya solunda – I was waiting by / next to / beside the car. Arabanın yanında bekliyordum.

On Üstünde, nehri olan bir yer için, bir şeyin yüzeyinde, sağda veya solda derken, kat için, toplu taşımada, radyoda veya televizyonda darken – the picture on the wall / London lies on the Thames. / on the desk / on the right / on the second floor / on the bus, on a plane / on TV, on the radio

At Bir şeyin yanında yakınında, masada, konserde-partide darken veya özellikle bir şey yapmak için gidilen mekanların başında – at the door / at the station / at the dinner table / at a concert / at the party / at the cinema / at school / at work

In Oda, bina sokak, kasaba, ülke isimlerinde, kitapta kağıtta, arabada, takside, resimde, dünyada derken – in the bathroom / in Paris / in the book / in the car / in a taxi / in the picture / in the world

Below Bir şeyden alçakta ama zeminden yukarıda – This creature likes to swim just below the surface. Bu yaratık yüzeyin hemen altında yüzmeyi seviyor.

Over Bir şeyin üstüne, -den fazla darken, karşıya (geçmek), aşmak – Put a jumper over your shirt. Gömleğinin üstüne süveter giy. Over 18 years of age. 18 yaşından büyük. Walking over the bridge Köprüyü geçme, It is not hard to climb over the wall. Duvarın üstünden atlamak kolay.

Above Bir şeyden yüksekte ama tam olarak üzerinde değil – There are two mirrors above the washbasin. Lavobonun üstünde iki ayna var.

Across Karşı tarafa (over ile across birbirinin yerine kullanılabilir) She walked across the road. Yolun karşısına geçti. There’s a bank just across the street. Caddenin karşısında bir banka var.

Through Bir şeyin içinde – We drove through a tunnel. Bir tünelin içinden geçtik.

From –Den, -dan – Apples from our garden. Bahçemizin elmaları.

Onto Bir şeyin üstüne doğru – The cows were loaded onto trucks. İnekler kamyonlara yüklendi.

Towards Bir şeye doğru – I stood up and walked towards her. Kalktım ve ona doğru yürüdüm.

Into Binaya, odaya – He’s gone into a shop. Bir dükkanın içinde girdi.

To Kişiye, binaya, bir yere veya ülkeye doğru haraket, yatağa – go to the theate / London / Ireland / What time did you go to bed last night? Dün gece kaçta yattın? (yatağa kaçta girdin)