Dizi İngilizcesi – Dizilerde geçen İngilizce Türkçe Sözler


Dizi izlemeyenimiz yoktur herhalde…Buyrun size İngilizce dizilerde en çok çıkan cümleler İngilizce Türkçe olarak…

i don’t know – bilmiyorum
i swear i don’t know – yemin ederim bilmiyorum
i swear to god, i don’t know – tanrıya yemin ederim ki bilmiyorum
i said i don’t know – sana söyledim, bilmiyorum
i don’t know where he is – nerede olduğunu bilmiyorum

you dont say : hadi canım

In my opinion —– Bana göre, bence
I don’t care —– Umrumda değil
Anyway —– Her neyse
What’s up? —— Ne var ne yok?
What’s the matter? —– Problem ne?
God bless you! —— Çok yaşa!
I guess —– Sanırım
I see —— Anladım, anlıyorum
I think —– Bence
I mean —– Yani, demek istediğim
It doesn’t matter —– Önemli değil, bir önemi yok
I’m back —– Döndüm, geri geldim
That’s it —–Hepsi bu!

Dont pull my leg —– Dalga geçme
God forbids it —– Allah korusun
I would rather —– Tercih etmek
Wake you up? —– Uyandırdım mı?
Don’t worry —– Endişelenme
Thanks to me —– Benim sayemde
In other words —– Diğer bir ifadeyle
By the way —– Bu arada

Be right back —– Hemen geri döneceğim
I’m on my way —– Yoldayım

how dare you ?- bu ne curret ?
how is it going – nasil gidiyor ?
how you doing ? – naber (new york aksani)
how is going your night ? – gecen nasil geciyor

what are you up to – ne yapmak istiyorsun

I guess >> sanırım
I see >> ‘anladım, anlıyorum’ anlamında
I think >> bence
I mean >> yani, demek istediğim
In my opinion >> bana göre, bence
I don’t care >> umurumda değil
I don’t mind >> farketmez, bana uyar
It doesn’t matter >> önemli değil, bir önemi yok
I’m back >> döndüm, geri geldim
I got it >> buldum! yaptım! ettim! vs. gibi
That’s it >> hepsi bu!
actually >> sahiden, gerçekten, aslında
almost >> hemen hemen, neredeyse / I almost forgot! – neredeyse unutuyordum!
perhaps >> muhtemelen, belki
probably >> muhtemelen
unfortunately >> maalesef, ne yazık ki
fortunately >> neyse ki, neredeyse, iyi ki, Allahtan
also >> -de, -da, ayrıca
certainly >> tabi, elbette
recently >> son günlerde
currently >> şu an

pull yourself together – toparla kendini / kendine gel
keep in touch – baglari koparmayalim seklinde / ayrilirken soylenir
take care – kendine iyi bak
It is up to you – sen bilirsin / sana kalmis
enjoy your meal – afiyet olsun
can you feel it – bunu hissedebiliyor musun ? / hissedebiliyor musun ?
i’m loving it – iste bunu seviyorum (mc donald’s kullanir bol bol)

I find lack of faith disturbing – inanç eksikliğini rahatsız edici buluyorum

It’s worth it —– Ona değer
You deserve it —– Onu hakkediyorsun

We did it : Başardık.

that is to say ——> yani, demek istediğim

Totally worth it – Buna kesinlikle değdi
What are you talking about – Ne hakkında konuşuyosun

So,what’s the point? – Konu nedir?

Don’t push yourself so much ! – Kendini fazla zorlama

Hold my hand’: Elimi tut’.

*hold on-bekle
* turn around-arkani don
*take a leap of faith-kabugunu kirmak (ancak bundan emin degilim)
*he sold you out-sizi satti,arkadas satma manasinda
*passed away-öldü
*will you go there on your own-tek basina mi gideceksin

*strictly speaking=açık konuşmak gerekirse
*sniff out=hissetmek
*so what?=ne farkeder ki

çeşitli sitelerden toplanmıştır.

Yabancı ve Türk Öğretmenlerden Online İngilizce Dersleri

Daha önce belirlenmiş saatlerde 1 saat boyunca,yabancı ve Türk İngilizce öğretmenleriyle İngilizce konuşma,okuma ve pratik yapma fırsatı.