Present Perfect Tense Kullanımı


Use of the Present Perfect Tense / Yakın Geçmiş Zamanın Kullanımı

1-      Zaman vermeden anlatılan geçmişte yaptığımız eylemler için Present Perfect Tense kullanabiliriz.
I have removed all the furniture in my house. / Evimdeki bütün eşyaları kaldırdım.
I have painted my house. / Evimi boyadım.

Zaman belirterek ifade ettiğimizde ise aynı eylemleri Simple Past Tense ile ifade etmemiz gerekir. Örnek verecek olursak;
I removed all the furniture in my house last weekend. / Geçen hafta sonu evimdeki bütün eşyaları kaldırdım.
I painted my house a few days ago. / Birkaç gün önce evimi boyadım.

Bu durum, zaman zarfı kullanmadığımız ancak ima yoluyla geçmişte yaptığımız eylem için zaman belirttiğimizde de geçerlidir. Böyle cümleler için de Simple Past Tense kullanılır. Örneğin;
I bought that watch when I was in Zurich.”  cümlesinde kesin olarak bir zaman belirtilmese de “when I was in Zurich” ifadesinden geçmişte belli bir dönemin kastedildiği anlaşılmaktadır.
My father went shopping with my mom after work. / Babam işten sonra annemle alışverişe gitti.
I met my girlfriend in Switzerland. / Kız arkadışmla İsviçre’de tanıştım.

Bu zamanla sorulan sorulara yanıt verirken de bu kurallara dikkat etmeliyiz.
>Have you seen my slippers? / Terliklerimi gördün mü?
>Yes, I saw them in the living room a few minutes ago. / Evet, bir kaç dakika önce oturma odasında görmüştüm.
– Have you seen my slippers? / Terliklerimi gördün mü?
-Yes, I have. (or No I haven’t/ Evet, gördüm (veya Hayır, görmedim.)
>Have you met your boyfriend’s mother? / Erkek arkadaşının annesi ile tanıştın mı?
>Yes, I met her last week. / Evet, geçen hafta tanıştım.
-Have you met your boyfriend’s mother? / Erkek arkadaşının annesi ile tanıştın mı?
-Yes, I have. (or No I haven’t) / Evet, tanıştım (veya Hayır, tanışmadım.)

2-      Sonuçları ya da etkileri içinde bulunulan zamanda devam eden yakın geçmişte gerçekleşmiş eylemler için bu tense kullanılır.
My mother has cleaned the house. (It’s clean now.) / Annem evi temizledi. (Ev şimdi temiz.)
My son has hurt his knee. (He’s crying now.) / Oğlum dizini incitti. (Şu anda ağlıyor.)
>Hi Jen! You’ve cut your hair! / Selam Jen! Saçını kestirmişsin!
>Yes, I went to the barber’s last week. / Evet, geçen hafta kuaföre gittim.

3-      Henüz tamamlanmamış bir dönem ifade eden “today, this morning, this week, this month, this year, this century” gibi zarflarla Present Perfect Tense sıkça kullanılır.
I and my brother have been to the cinema twice this week. / Bu hafta kardeşimle iki kere sinemaya gittik.
My parents haven’t been able to go on holiday this year. / Annemler bu yıl tatile gidemediler.
Automobiles have advanced greatly this century. / Bu yüzyılda otomobiller oldukça gelişti.

Ancak burada “this morning, this afternoon” ve “this evening” gibi ifadeleri kullanırken saat kavramına dikkat etmeliyiz. Saat 13:00’e kadar sabah (morning), 13:00 ile 17:00 arası öğleden sonra (afternoon) ve 20:00’ye kadar olan zaman dilimi ise akşam (evening) saatleri olarak kabul edilir.
I haven’t had dinner this evening. / Bu akşam yemek yemedim. Bu cümle akşam saatlerinin henüz geçmediği bir zamanda, örneğin saat 18-19.00 gibi söylenebilir. Eğer geceye doğru bir saatte, örneğin 21.00’den sonra bu sözü söylüyorsak, Simple Past Tense kullanmamız gerekir çünkü artık “akşam” dilimi tamamlanmış ve yeni bir zaman dilimine geçilmiştir ve o eylem geçmişte kalmıştır. Örnekle açıklayacak olursak;
I have seen Lily this morning. (It’s 11 a.m. now) / Bu sabah Lily’I gördüm. (Saat şimdi öğleden önce 11)
I saw Lily this morning. (It’s 2 p.m. now) / Bu sabah Lily’I gördüm. (Saat şimdi öğleden sonra 2)
I haven’t heard the alarm this morning. (It’s 9 a.m. now) / Bu sabah alarmı duymamışım. (Saat şimdi sabah 9)
I didn’t hear the alarm this morning. (It’s 3 p.m. now) / Bu sabah alarmı duymadım. (Saat şimdi öğleden sonra 3)

Bu tür ifadelerde sözü edilen zaman dilimi tamamlanmışsa “this year, this month, this century” yerine “last year, last month, last century” kullanılır.
I have phoned Jim twice this week. / Jim’i bu hafta iki kere aradım.
I phoned Jim twice last week. / Jim’i geçen hafta iki kere aradım.
My little brother has worked hard this month. / Kardeşim bu ay çok çalıştı.
My little brother worked hard last month. / Kardeşim geçen ay çok çalıştı.

4-      Recently, lately ile kullanımı
Son günlerde – son zamanlarda” anlamına gelen recently ve lately Present Perfect Tense ile birlikte kesin bir zaman vermeden yaptığımız işleri anlatmak için kullanılır. Özellikle haber niteliği olan son gelişmeleri ifade ederken bu zarfların kullanımı yaygındır.
Have you seen your sister recently? / Son zamanlarda kız kardeşini gördün mü?
There has been great progress in the field of genetics recently. / Son zamanlarda genetik alanında olağan üstü gelişmeler yaşandı.
There have been some profound changes at Google lately. / Son zamanlarda Google’da büyük değişikler oldu.

Ancak “recently” özellikle “only, quite, just” ve “very” ile birlikte kullanıldığında Simple Past Tense alır ve anlam olarak “a short time ago / kısa bir süre önce” anlamını verir.
Oliver came quite recently. / Oliver az önce geldi.
I passed my driving exam only recently. / Ehliyet sınavını daha yeni geçtim.
Recently, world leaders gathered in the Danish capital of Copenhagen to discuss the “Kyoto Protocol” / Yakın bir tarihte dünya liderleri Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da “Kyoto Protokolü’nü tartışmak üzere bir araya gelmişlerdi.

5-      Just, already ve yet ile kullanımı
“Yet”
soru ve olumsuz cümlelerde kullanılır. Genellikle cümlenin sonunda yer alır.
>Have you finished painting your house, yet? / Daha evini boyamayı bitirmedin mi?
>No, I haven’t finished it yet. / Hayır, daha bitirmedim.
-Is your brother at home? / Abin evde mi?
-No, he hasn’t come yet. / Yok, henüz gelmedi.

“Just” olumlu cümlelerde kullanılır ve “yenice, henüz, şimdi (only recently)” anlamını verir. Vurguyu arttırmak ve eylemin yapılmasından sonra geçen sürenin kısalığına dikkati çekmek için “only just” kullanılır. “Just” cümle içinde yardımcı fiil ile ana fiil arasında yer alır. Örnek verecek olursak;
>Have you finished your homework? / Ödevini bitirdin mi?
>Yes, I’ve just finished it. / Evet, daha şimdi bitirdim.
-Is your father at home? / Baban evde mi?
-No, he has just gone out. / Değil, yenice çıktı.
I have only just complete this section. / Bu bölümü şimdi tamamladım.

“Already”zaten – çoktan” anlamına gelir ve olumlu cümlelerde kullanılır. Genel olarak bir eylemin beklenilenden daha önce gerçekleşmiş olduğunu vurgular. Her ne kadar cümle sonunda da kullanıldığı olsa da normalde cümle içinde yardımcı fiil ile asıl fiil arasında yer alır.
>Don’t forget to take umbrella. / Şemsiyeni almayı unutma.
>I’ve already taken it. / Aldım bile.
-Shall we go to see the film “The Matrix”? / Matrix’i izlemeye gitmeye ne dersiniz?
– Not a good idea mate! I have already seen it. / Kötü fikir dostum! Ben o filmi çoktan izledim.
> Brush your teeth before you go to bed. / Yatmadan önce dişlerini fırçala.
>I’ve brushed them already. / Çoktan fırçaladım.

6-      Once, twice, several times, often, occasionally, always, ever, never, all my life, in his life etc. gibi zarflarla kullanımı
Bu zarflardan sıklık bildirenleri (ever, never, always, often, etc.) daha önce Simple Present Tense ile birlikte kullanıldığını belirtmiştik. Aynı zarflar Present Perfect Tense ile birlikte de kullanılabilirler ancak anlamlarında ufak değişiklikler meydana gelir. Örnekle açıklayacak olursak;
I always eat slowly. / Ben her zaman yavaş yerim. (“Bugüne kadar hep yavaş yedim, bugünden sonra da büyük bir ihtimalle yavaş yemeye devam edeceğim, bu benim alışkanlığım” anlamı vardır.)
I have always eaten slowly. / Ben her zaman yavaş yemişimdir. (“Yaşamımın sadece şu ana kadar olan bölümünde yavaş yemişimdir” anlamı vardır.)
My grandfather has always lived in his hometown. / Dedem bütün hayatı boyunca memleketinde yaşamış.
I’ve never seen such a pretty cat in my life. / Hayatımda bu kadar tatlı bir kedi görmedim.
>Have you ever ridden on a camel? / Hiç deveye bindin mi?
>No, I’ve ridden on an elephant once, but I’ve never ridden on an elephant. / Hayır, daha önce hiç deveye binmedim ama bir keresinde file binmiştim.

Bir eylemi yaşamımızda kaç kere yaptığımızı ifade etmek için “once / bir kez, twice / iki kez, three times / üç kez, several times / bir kaç kez, many times / pek çok kez” gibi ifadeler Present Perfect Tense ile birlikte kullanılır.
>Have you ever been abroad? / Hiç yurtdışına çıktın mı?
>Yes, I’ve been in Turkey many times. / Evet, Türkiye’ye pek çok kez gittim.
I’ve invited him to my house several times, but I think he’s never had any spare time. / Onu evime bir kaç kez davet ettim, ama hiç boş zamanı olmadı sanırım.
The boy has seen his parents only once. Çocuk anne-babasını yalnızca bir kez gördü.

Not: Bu zarfların Simple Past Tense ile birlikte kullanılmaları da söz konusu olabilir.
I’ve invited him to my house several times, but I think he’s never had any spare time.” cümlesini geçmişte zaman belirterek verirsek Simple Past Tense kurulması gerekir:
I invited him to my house several times during my stay in Turkey, but I think he never had any spare time. / Türkiye’de kaldığım sırada onu evime bir kaç kez davet ettim, ama hiç boş zamanı olmadı sanırım.
Aynı şekilde artık hayatta olmayan birisinin yaptığı işlerden söz ediyorsak Simple Past Tense kullanmamız gerekir.
My grandfather lived his whole life in his hometown. / Dedem bütün hayatını memleketinde geçirdi.
My mother has never flown in an aeroplane. / Annem hiç uçağa binmemiş.
Her grandfather never flew in an aeroplane. / Dedesi hiç uçağa binmemiş. (Dedesi artık yaşamıyor)

7-      So far (up to now / up until (till) now / until (till) now) ile kullanımı
Genellikle “so far today, so far this month, so far this semester, so far this winter. etc” olarak kullanılan “so far” “şu ana kadar” anlamı verir.
It hasn’t rained so far this winter. / Şimdiye kadar bu kış hiç yağmur yağmadı.
My son got many high grades last semester, but he hasn’t had any good grades so far this term. / Oğlum geçen dönem yüksek notlar almıştı ama bu dönem şu ana kadar hiç iyi notu yok.
Our cats haven’t eaten anything so far today. / Bugün kedilerimiz daha hiç bir şey yemedi.

8-      Since ve For ile kullanımı
Eylemin geçmişte başlangıç noktasını belirtmek istiyorsak “since” kullanırız. (Since yesterday, since 1752, since May, since the Middle Ages etc.)
Geçmişte belli bir noktadan içinde bulunduğumuz ana kadar devam eden bir süreci belirtmek istiyorsak “for” kullanırız. (For three years, for a month, for two minutes, for a long time etc.)
I have been the manager for two months. / İki aydır müdürüm.
I have been the manager since May. / Mayıs’tan beri müdürüm.
I haven’t been to Turkey since I got married. / Evlendiğimden beri Türkiye’ye gitmedim.
I bought my car two years ago, so I have had it for two years. / Arabayı iki yıl önce aldım yani iki yıldır araba bende.

9-      It has been / It is + a period of time + since + Simple Past / Present Perfect
It is / has been two months since I last went to the theatre. / Tiyatroya gitmeyeli iki ay oluyor.
It is / has been two months since I have been to the theatre. / En son tiyatroya gittiğimden beri iki ay geçti.
Bu iki cümleyi de Türkçe’de bunlara ek olarak “İki aydır tiyatroya gitmiyorum” ya da “Tiyatroya en son iki ay önce gittim” şeklinde de çevirebiliriz. Yani;
I haven’t been to the theatre for two months. / I last went to the theatre two months ago.
It is / It’s been six years since I graduated from high school. / Ben liseden mezun olalı altı yıl oluyor.
It is / It has been just three weeks since they got engaged. / Onlar nişanlanalı daha üç hafta oluyor.

10-   This is the first / second, etc. time (that) + Present Perfect
I’m very excited now, because this is the first time (that) I’ve flown in an aeroplane. / Şu anda çok heyecanlıyım çünkü ilk kez uçağa biniyorum (Bu benim uçağa ilk binişim)
You shouldn’t drink so much coke. It’s bad for you. This is the third glass of coke (that) you have drunk in the last twenty minutes. / Bu kadar çok kola içmen senin için iyi değil. Son yirmi dakikada bu içtiğin üçünü bardak.

11-   This is + Superlative (that) + Present Perfect
This is the most disgusting dress (that) I’ve ever seen. / Bu şu ana kadar gördüğüm en iğrenç elbise.
She is the most beautiful person (that) I have ever met in my whole life. / O, bütün hayatım boyunca şu ana kadar tanıdığım en güzel kız.

12-   Been or Gone
Perfect Tense ile “go” fiilini iki şekilde kullanabiliriz:
Kişi sözü edilen yerde ise, ya da sözü edilen yere gitmek üzere yola çıkmış ise “gone” kullanılır. Örnek verecek olursak;
>Can I speak to Mr Yamamoto, please? / Bay Yamamoto ile konuşabilir miyim acaba?
>Sorry. He has gone out of his office and hasn’t come back yet. / Üzgünüm. Ofisinden çıktı ve henüz geri dönmedi.
-I would like to talk to your sister. Is she at home? / Kız kardeşinle konuşmak istiyorum. Evde mi?
-No, she has gone shopping. / Hayır, alışverişe çıkmıştı.
Kişi sözü edilen yerde daha önce bulunduğunu ifade ediyorsa, yani konuşmanın geçtiği esnada bir başka mekânda ise “been” kullanılır. Örneğin;
>Have you ever been in Turkey? / Daha önce hiç Türkiye’de bulundun mu?
>Yes, I have been there several times. / Evet, pek çok kez gittim.
-Where have you been? I’ve been trying to get you for a week! / Nerelerdesin sen? Bir haftadır sana ulaşmaya çalışıyorum!
– I have been abroad. / Yurtdışındaydım.

Not: Amerikan İngilizcesinde yakın geçmişte gerçekleşmiş ve etkisi içinde bulunduğumuz zamanda hissedilen eylemler için Present Perfect Tense yerine Simple Past Tense kullanımı oldukça yaygındır. Örnek verecek olursak;
I lost / have lost my keys. Do you know where they are? / Anahtarlarımı kaybettim. Nerede olduklarını biliyor musun? (AmE)
I’ve lost my keys. Do you know where they are? / Anahtarlarımı kaybettim. Nerede olduklarını biliyor musun? (BrE)
Ayrıca Present Perfect Tense ile birlikte kullanılan “just, yet, already” gibi zarflar, Amerikan İngilizcesinde Simple Past Tense ile birlikte kullanımı da yaygındır. Örneğin;
I just finished / have just finished my homework, and I’m going to watch TV. / Ödevlerimi yenice bitirdim ve şimdi televizyon izleyeceğim.
My father didn’t wash / hasn’t washed the car yet, but he will soon. / Babam henüz arabayı yıkamadı ama şimdi yıkayacak.

Yabancı ve Türk Öğretmenlerden Online İngilizce Dersleri

Daha önce belirlenmiş saatlerde 1 saat boyunca,yabancı ve Türk İngilizce öğretmenleriyle İngilizce konuşma,okuma ve pratik yapma fırsatı.