“Can” yeteneklerimizden, yapabileceğimiz şeylerden bahsederken kullanılabilir.
I can speak French. Fransızca konuşabilirim.
I can swim. Yüzebilirim.
İzin söz konusu olduğunda da “can” kullanılabilir.
You can sit here. Buraya oturabilirsin.
You can’t (cannot) smoke here. Burada sigara içemezsin.
Soru cümlelerinde kullanıldığında “can” bir şeyi rica etmede ve izin istemede kullanılır.
Can you pass me the salt? Tuzu uzatabilir misin?
Can I say something? Bir şey söyleyebilir miyim?
“Could” ise “can”in geçmiş halidir.
I could run very fast when I was young but I can’t anymore. Ben gençken çok hızlı koşabiliyordum ama artık koşamıyorum.
The dog couldn’t walk before the operation. Köpek ameliyattan önce yürüyemiyordu.
My father told me he was great at table tennis, he could beat anyone. Babam eskiden masa tenisinde çok iyi olduğunu söyledi, herkesi yeniyormuş.
Soru cümlelerin “can”e nazaran daha nazik istek ve ricalarda bulunuırken “could” kullanılabilir.
Could I ask your opinion about the matter at hand? Elimizdeki mesele hakkında görüşünüzü sorabilir miyim?
Could you pass me the newspaper, please? Gazeteyi uzatabilir misiniz acaba?
Can ve Could yardımcı fiilleri ve arasındaki farkı daha ayrıntılı şekilde aşağıdan inceleyebilirsiniz.
Bu konumuzda İngilizcede imkân, ihtimal, olanak ve olasılık bildirmede kullanılabilen “can” yardımcı fiili ve geçmiş zaman kipi olan “could” fiilini inceleyeceğiz. Can ve Could Yardımcı Fiilleri
“Can” fiilini bir yetenekten, olası bir durumdan bahsederken veya bir şeyin yapılabileceğini belirtirken kullanabiliriz.Örneğin;
I can speak Italian. İtalyanca konuşabiliyorum.
Bu cümlede “can” fiilinin cümleye kattığı anlam bir yeteneğin bizde olduğunu ifade etmektir. Yani “İtalyanca nasıl konuşulur biliyorum” – “I know how to speak Italian” anlamını verir.
There can be some temporary side effects. Bazı geçici yan etkiler görülebilir. Bu cümlede ise bir durumun olabileceğinden bahsedilmektedir. Yani geçici yan etkilerin görülmesi muhtemeldir. There can be some temporary side effects means that side effects are possible.
You can park here. Buraya park edebilirsin. Söz konusu cümlede “can” yardımcı fillinin kullanımı ile cümleye “Buraya park etmende bir sakınca yok – Buraya park etme iznin var – you are permitted to park here” anlamını katar. Burada “may” yardımcı fillinin kullanımı daha uygun olabilir çünkü resmi İngilizcede bu tür durumlar için “may” veya “might” yardımcı fillerinin kullanılması söz konusudur.
“Could” yardımcı fiili ise yukarıda verilen anlamlar için “can” yardımcı fiilinin geçmiş zaman veya şart kipi olarak karşımıza çıkabilir. Aynı zamanda olası durumları ifade etmek için de kullanılabilir.
We could be in for a dry July. Bu Temmuz ayı kurak geçebilir. Bu Temmuz ayının kurak geçmesi olası. Bu tür durumlar için diğer “modal verb” lerden “may veya might” de kullanılabilir. Ancak yukarıda verdiğimiz “side effects” örneğinden farklı olarak “can” veya “may” kullanılamaz çünkü cümlede verilen anlam farklıdır.
Hem “can” hem de “could” yardımcı filleri talep ve istekler için kullanılabilir. Örneğin;
Can / Could you pass me the salt? Tuzu uzatabilir misin? Bu örnekte de görüldüğü üzere kullanılan yapı gereği bu cümle aslında “Please pass me the salt” “Tuzu uzatsana bir zahmet” anlamına gelmektedir. Burada “could”un kullanımı cümleye daha nazik bir anlam katacaktır.
“Can” yardımcı fillini algı eylemleri ile kullanılması yaygındır. Örneğin “görmek” “duymak” gibi. Cümlede kullanımını gösterecek olursak;
I can see three boys under the tree. Ağacın altında üç oğlan görüyorum / -ebiliyorum.
Cats can see six to eight times better in dim light than humans. Kediler loş ışıkta insanlardan altı ila sekiz kata kadar daha iyi görebilirler.
I can hear my heart beat in my ear when quiet. Sessizlik olduğunda kalbimin kulağımda attığını duyabiliyorum.
“Could” yardımcı fillinin “have + verb3” ile birlikte kullanılması halinde cümle, geçmiş imkân veya olasılık bildirir. Örneğin;
I could have missed the party if I had stayed in London. Londra’da kalsaydım partiyi kaçıracaktım. Burada söz konusu eylemin gerçekleşmesi başka bir eylemin gerçekleşip gerçekleşmemesine bağlıdır. “Londra’dan ayrıldığım için partiyi kaçırmadım” gibi bir anlam söz konusudur. Aynı yapı “-bilirdim ama yapmadım” anlamı taşıyan cümleleri kurmak için de kullanılabilir.
That accident could have killed me. O kaza beni öldürebilirdi. (ama o kazadan sağ çıktım)
“Can” yardımcı fillinin olumsuz hali “cannot” olarak yazılır. “Can not” şeklinde ayrı yazımı bazı durumlarda belirsizlik ve karışıklığa yol açtığı için kullanımı tavsiye edilmez. Kısa yazımı olarak “can’t” kullanılabilir. Ancak unutulmamalıdır ki bu tür kısaltmaların özellikle resmi yazışmalarda kullanımı uygun düşmez.
You cannot smoke here. Burada sigara içemezsiniz.
I can’t hear you. Seni duyamıyorum
Aynı şekilde “could” yardımcı fiilinin olumsuz halinde “couldnot” veya “couldn’t” olarak yazılabilir.
They couldn’t see me behind the sunset glare of the glass door. Cam kapıdaki batan güneşin yansımasından beni göremiyorlardı.
We could not complete your request. İsteğinizi tamamlayamadık.
“Can” ve “could”un olumsuz hallerinin kullanımı; imkân, ihtimal, olanak ve olasılık anlamlarını tersine çevirir. Yani olumsuz kullanıma imkânsızlık, ihtimalin olmayışı söz konusudur. “Can” ve “could” yardımcı fillerinin anlamlarında meydana gelen bu durum diğer yardımcı fiillerin olumsuz hallerinden farklıdır. Örneğin;
That man you saw on the bus today can’t be James. Bugün otobüste gördüğün o adam James olamaz.
That man you saw on the bus today may not be James. Bugün otobüste gördüğün o adam James olmayabilir.
This cannot be true. Bu doğru olamaz.
This may not be true. Bu doğru olmayabilir.
Yukarı verilen durumlarda “can” yardımcı fiilinin olumsuzu, bir şeyin olasılığına inanmama durumunu ifade eder.
Bu yardımcı fillerinin olumsuzlarının “have + verb 3” yapısı ile kullanılması durumda ise “ –mış olması imkânsız, -olduğuna inanmıyorum” gibi bir anlam söz konusudur. Örnek verecek olursak;
She can’t have said that. Bunu demiş olamaz. “böyle söylemiş olması imkânsız.”
Surely you can’t have eaten all of it! Cidden hepsini yemiş olamazsın. “hepsini yediğine inanmıyorum.”