İngilizce sporlar “like” “can” olumlu olumsuz soru cümleleri favori sporu sorma ve cevaplama, be good at, be bad at, be interested in konu anlatımı


İngilizce sporlar (sports) hakkında kelimeler aşağıdaki tabloda İngilizce yazılışları, okunuşları ve Türkçe karşılıkları ile verilmiştir. Likes & Dislikes, Can/Can’t, “be good at, be bad at, be interested in” ve “favorite sports” anlatılmıştır.

 

İngilizce yazılışları Okunuşları Türkçe karşılıkları
Volleyball Valiybol Voleybol
Hang gliding Heng glayding Yelken kanat sporu
Tennis Tenis Tenis
Boxing Boksing Boks
Skiing Skiing Kayak
Basketball Beskitbol Basketbol
Baseball Beysbol Beyzbol
Water skiing Votır skiing Su kayağı
Rock climbing Rak klaymbing Kaya tırmanışı
Hockey Hakiy Hokey
Golf Golf Golf
Surfing Sörfing Sörf
Football Futbol Futbol
Skateboarding Skeytbording Kaykay
Karate Karate Karate
Windsurfing Vindsörfing Rüzgar sörfü
Achery Arçıri Okçuluk
Parachuting Peraşüting Paraşütçülük
Cycling Saykling Bisikletçilik
Running Raning Koşma
Weightlifting Veytlifting Ağırlık kaldırma
Ice skating Ays skeyting Buz pateni
Gymnastics Cimnestiks Jimnastik
Swimming Sviming Yüzme

 

İngilizce sporlarla ilgili şu videoyu izleyebilirsiniz:

 

LIKES & DISLIKES

İngilizce ’de bir şeyi sevdiğimizi söylerken “like” ya da “love” kullanabiliriz. Her iki kelime de sevmek anlamına gelir, ancak “love” daha güçlü bir anlama sahiptir. Örneğin “I like football.” “Futbolu severim.” anlamına gelirken “I love football.” Futbolu çok severim.” anlamına gelmektedir. “like” ya da “love”dan sonra  ya bir noun (isim) ya da Ving (-ing takılı eylem) gelmelidir. “I like football.” cümlesinde “like”tan sonra bir isim gelmiştir. “I like playing football.” cümlesinde ise –ing takılı eylem.

Aynı şekilde sevmediğimizi ya da nefret ettiğimizi söylerken de “don’t like/doesn’t like/dislike” veya “hate”den sonra da noun(isim) ya da Ving (-ing takılı eylem) gelmelidir. “I hate football.” cümlesinde  “hate”ten sonra isim gelmiştir. “I hate playing football.” cümlesinde ise “hate”den sonra –ing takılı bir eylem gelmiştir.

 

like = sevmek, hoşlanmak

love = çok sevmek

dislike = sevmemek

don’t like / Doesn’t like = sevmemek

hate = nefret etmek

 

Bir şeyi sevdiğimizi belirten olumlu cümleler nasıl oluşturulmalıdır?

They like volleyball. (Onlar voleybol sever.) / They like playing volleyball. (Onlar voleybol oynamayı sever.)

I like swimming. (Yüzmeyi severim.)

They love playing football. (Onlar futbol oynamayı çok severler.)

 

He loves lifting weight. (O ağırlık kaldırmayı çok sever.)

 

Jimmy likes ice-skating. (Jimmy buz patenini sever.)

Jane loves archery. (Jane okçuluğu çok sever.)

Tim likes running. (Tim koşmayı sever.)

Amy loves gymnastics. (Amy jimnastik çok sever.)

She likes basketball. (O basketbol sever.) / She likes playing basketball. (O basketbol oynamayı sever.)

Joe likes windsurfing. (Joe rüzgar sörfünü sever.)

Lucy loves parachuting. (Lucy paraşütçülüğü çok sever.)

 

Bir şeyi sevmediğimizi belirten cümleler nasıl oluşturulmalıdır?

 

 

I don’t like swimming. / I dislike swimming. (Yüzmeyi sevmem.)

 

He hates lifting weight. (O ağırlık kaldırmaktan nefret eder.)

My brother doesn’t like cycling. / My brother dislikes cycling. (Erkek kardeşim bisiklet sürmeyi sevmez.)

 

Jim hates karate. (Jim karateden nefret eder.)

Hanna doesn’t like basketball. / Hanna dislikes basketball. (Hanna basketbol sevmez.)

Hanna doesnt’t like playing basketball. / Hanna dislikes playing basketball. (Hanna basketbol oynamayı sevmez.)

They hate volleyball. (Onlar voleyboldan nefret ederler.) / They hate playing volleyball. (Onlar voleybol oynamaktan nefret ederler.)

 

She doesn’t like parachuting. / She dislikes parachuting. (O paraşütçülük sevmez.)

 

 

“Like” ile soru cümlesi nasıl oluşturulur ve cevaplanır?

 

 

 

Do you like basketball? (Basketbol sever misin?) / Do you like playing basketball? (Basketbol oynamayı sever misin?)

Yes, I do.

 

Do you like swimming? (Yüzmeyi sever misin?)

Yes, I do.

Does she like archery? (O okçuluk sever mi?)

Yes, she does.

 

Does Pam like parachuting? (Pam paraşütçülüğü  sever mi?)

No, she doesn’t.

Does he like windsurfing? (O rüzgar sörfü sever mi?)

Yes, he does.

Do they like volleyball? (Onlar voleybol sever mi?) / Do they like playing volleyball? (Onlar voleybol oynamayı sever mi)

No, they don’t.

 

Does he like lifting weight? (O ağırlık kaldırmayı sever mi?)

Yes, he does.

 

Does Jared like swimming? (Jared yüzmeyi sever mi?)

No, he doesn’t.

Does Zack like ice-skating? (Zack buz pateni sever mi?)

Yes, he does.

Does your brother like karate? (Erkek kardeşin karate sever mi?)

No, he doesn’t.

 

CAN / CAN’T

İngilizcede yapabildiğimiz şeyleri ifade ederken “can” ; yapamadıklarımızı ifade ederken ise “can’t” kullanırız. Bütün öznelerden sonra “can” ve “can’t” getirilir, sonrasında ise mutlaka bir verb(eylem) getirilmelidir. Bu eylem hiçbir ek alamaz.

I can swim. (Yüzebilirim.)

He can lift weight. (O ağırlık kaldırabilir.)

Ralph can’t swim. (Ralph yüzemez.)

 

Alexa can play basketball. (Alexa basketbol oynayabilir.)

Leo can’t lift weight. (Leo ağırlık kaldıramaz.)

Tim can do karate. (Tim karate yapabilir.)

They can play football. (Onlar futbol oynayabilirler.)

Amy, Jenna And Paula can’t play volleyball. (Amy, Jenna ve Paula voleybol oynayamaz.)

She can’t play basketball. (O basketbol oynayamaz.)

She can do gymnastics. (O jimnastik yapabilir.)

 

“CAN” SORU CÜMLESİ

 

“Can” ile soru cümlesi oluştururken “Can” en başa getirilmeli, sonrasında ise bir özne getirilmelidir. Özneden sonra mutlaka bir verb(eylem) kullanılması gerekir. Bu eylem hiçbir ek alamaz.

Can you ride a bike? (Bisiklet sürebilir misin?)

+ Yes, I can.    /     – No, I can’t.

Can you swim? (Yüzebilir misin?)

No, I can’t.

Can Mike lift weight? (Mike ağırlık kaldırabilir mi?)

Yes, he can.

Can Josh do karate? (Josh karate yapabilir mi?)

No, he can’t.

Can he run fast? (O hızlı koşabilir mi?)

Yes, he can.

Can they play football? (Onlar futbol oynayabilirler mi?)

Yes, they can.

Can Amy, Jenna and Pam play volleyball? (Amy, Jenna ve Pam voleybol oynayabilir mi?)

No, they can’t.

 

Can Emily parachute? (Emily paraşütle atlayabilir mi?)

No, she can’t.

Can she do gymnastics? (O jimnastik yapabilir mi?)

Yes, she can.

 

 

Be good at /Be bad at / Be interested in

 

Be good at = bir konuda iyi olmak

Be bad at = bir konuda kötü olmak

Be interested in = bir konuya ilgili olmak

 

Yukarıda geçen “be” “am/is/are”dır. Örneğin;

I am good at cycling. (Bisiklet sürmede iyiyim.)

 

 I am good at gymnastics. (Jimnastikte iyiyim.)

 I am bad at swimming. (Yüzmede kötüyüm.)

 

He is good at ice-skating. (O buz pateninde iyi.)

Trevor is interested in football. (Trevor futbola ilgili.)

Tim is bad at karate. (Tim karatede kötü.)

 

She is good at archery. (O okçulukta iyi.)

Valerie is bad at tennis. (Valerie teniste kötü.)

 

He is interested in windsurfing. (O rüzgar sörfüne ilgili.)

She is bad at parachuting. (O paraşütçülükte kötü.)

 

They are interested in football. (Onlar futbola ilgili.)

 

Amy, Jenny and Emily are bad at volleyball. (Amy, Jenny ve Emily voleybolda kötü.)

 

Favorite Sports

Favorite” ve “favourite” “favori, en sevilen” anlamına gelir. “favorite” Amerikan İngilizcesidir, “favourite” İngiliz İngilizcesidir. Birinin en sevdiği sporu sorarken “What is …… favorite sport?” şeklinde sorarız;

What is your favorite sport?
What is his favorite sport?
What is her favorite sport?
What is Jake’s (his) favorite sport?
What is Jane’s (her) favorite sport?
What is your brother’s (his) favorite sport?
What is your mother’s (her) favorite sport?

 

 

What is your favorite sport? (En sevdiğin spor ne?)

My favorite sport is football. (En sevdiğim spor futbol.) / It is football. (Futbol.)

What is his favorite sport? (Onun en sevdiği spor ne?)

His favorite sport is ice-skating. (Onun en sevdiği spor buz pateni.) / It is ice-skating. (Buz pateni.)

 

What is her favorite sport? (Onun en sevdiği spor ne?)

Her favorite sport is archery. (Onun en sevdiği spor okçuluk.) / It is archery. (Okçuluk.)

What is Jane’s favorite sport? (Jane’in en sevdiği spor ne?)

Her favorite sport is basketball. (Onun en sevdiği spor basketbol.) / It is basketball. (Basketbol.)

 

What is David’s favorite sport? (David’in en sevdiği spor ne?)

His favorite sport is karate. (Onun en sevdiği spor karate.) / It is karate. (Karate.)

What is your sister’s favorite sport? (Kız kardeşinin en sevdiği spor ne?)

Her favorite sport is parachuting. (Onun en sevdiği spor paraşütçülük.) / It is parachuting. (Paraşütçülük.)

 

What is your brother’s favorite sport? (Erkek kardeşinin en sevdiği spor ne?)

His favorite sport is windsurfing. (Onun en sevdiği spor rüzgar sörfü.) / It is windsurfing. (Rüzgar sörfü.)