1- Will
“Will” in gelecekte olacağından emin olduğumuz durumlar söz konusu olduğunda kullanıldığını görmüştük. “Must” ın kullanımına benzer olarak ancak ondan daha güçlü bir ifade biçiminde “will”, “present” anlamda da kullanılabilir.
Durum 1: Arkadaşlarınız Peter ve Sarah’nın saat 7’de size geleceğini biliyorsunuz. Saatinize bakıp saatin 7’ye geldiğini görüyor ve kapının çalındığını duyuyorsunuz ve diyorsunuz ki:
> That must be Peter and Sarah. / Gelenler Peter ve Sarah olmalı.
(It is absolutely logical to claim that Peter and Sarah are the people at the door – Kapıda olan insanların Peter ve Sarah olduğunu iddia etmek gayet mantıklıdır)
Durum 2: Arkadaşlarınız Peter ve Sarah’nın saat 7’de size geleceğini biliyorsunuz. Saatinize bakıp saatin 7’ye geldiğini görüyor, kapının çalındığını ve Peter ile Sarah’nın sesinin geldiğini duyuyorsunuz ve diyorsunuz ki:
> That will be Peter and Sarah. / Gelenler Peter ve Sarah’dır.
(I can tell for sure that it is Peter and Sarah because I can hear their voices – Kapıdakilerin Peter ve Sarah olduğunu söyleyebilirim çünkü sesleri geliyor)
Bu verilen duruma benzer şekilde eğer gerçekleşmiş olduğundan emin olduğumuz eylemleri ifade etmek istersek “will have done” kalıbını kullanabiliriz.
Peter and Sarah left for theatre half an hour ago, so they will have arrived there by now. / Peter ve Sarah tiyatroya gitmek için gideli yarım saat oldu, şimdiye kadar oraya varmışlardır.
(I feel certain that they have arrived at the theatre – Tiyatroya varmışlardır diye düşünüyorum)
2- Would
“Would” da “will” in yukarıda belirttiğimiz anlamları ile kullanılabilir. Aralarındaki fark ise “would” “will”e göre biraz daha az kesinlik ifade eder ve sıklıkla soru cümlelerinde kullanılır.
Durum: Evdesiniz ve saat 7 civarı kapınız çalınıyor. Peter ve Sarah’nın size 7’de geleceğinden haberi olan ev arkadaşınız diyor ki:
> Would that be Peter and Sarah? / Bunlar Peter ile Sarah olabilir mi?
3- May / Might
Daha önce bahsettiğimiz kullanımların dışında “may” ve “might” karşı çıkma, kabullenme, amaç ya da sonuç bildirme söz konusu olduğunda da kullanılabilir. Örnek verecek olursak:
Emma may / might be going to the cinema with Tony tonight, nut that doesn’t mean she is going to enjoy herself. / Emma bu gece Tony ile birlikte sinemaya gidiyor olabilir ancak bu onun orada eğleneceği anlamına gelmez.
(Although she is going to the cinema with him, that doesn’t mean she’s going to enjoy it – Her ne kadar onunla sinemaya gitse de bu eğleneceği anlamına gelmez)
Your mother and I may / might be having arguments now and then, but this doesn’t mean that we don’t love each other and we will divorce. / Annen ve ben arada sırada kavga ediyor olabiliriz ama bu birbirimizi sevmediğimiz ve boşanacağımız anlamına gelmez.
(I admit that we are having arguments now and then but this doesn’t mean that we don’t love each other and we will divorce – Kavga ettiğimizi kabul ediyorum ama bu demek değil ki birbirimizi sevmiyoruz ve boşanacağız)
Geçmiş durumlar için aynı kullanım “may / might have done” biçimde kullanılır. Örnek verecek olursak;
Sarah may / might have fallen in love with Peter, but she is definitely not planning to marry him. / Sarah Peter’e âşık olmuş olabilir ama onunla evlenmeyi planlamadığı kesin.
I may / might have criticised my son a little too harshly, but he really deserved it. / Oğlumu biraz sertçe azarlamış olabilirim ama bunu gerçekten hak etti
(I admit that I criticised him a little too harshly but he really deserved it – Onu biraz fazla sert bir biçimde azarladığımı kabul ediyorum ama bunu gerçekten hak etti)