*altın tokalaşma, kıdem tazminatı, işten ayrılan kişiye verilen ikramiye
-My uncle retired with a golden handshake. (Amcam kıdem tazminatı ile emekli oldu.)
*Alman usulü ödemek
-He wanted to pay the bill but I insisted on going Dutch. (O hesabı ödemek istedi ama ben Alman usulü ödemekte ısrar ettim.)
*evin geçimini sağlamak, eve ekmek getirmek
-If you want to bring home the bacon, you should have a full time job. (Eve ekmek getirmek istiyorsan, tam zamanlı bir işin olmalı.)
*birikim yapmak, köşeye üç beş kuruş atmak
-This job is your last chance to build a nest egg. (Bu iş birikim yapmak için senin son şansın.)
*hesapları tutturmak/dengelemek
-I need to balance the books or our company will crash. (Hesapları dengelemem lazım yoksa şirketimiz hızla iflas edecek.)