Basında En Çok Kullanılan İngilizce Terimler ve Anlamları


 

 

İnsanlar en eski çağlardan beri duydukların ve gördüklerini başkalarıyla aktarma çabası içindedir. Günümüzde de, insanlar dünyada neler olup bittiğinden haberdar olmak için haberleri takip etmektedir. Gittikçe küreselleşen dünyada ise, yerel haberlerin yanı sıra, yabancı basını da takip etmek bize olayları başka bir bakış açısından ele alma fırsatı sunar.

 

Haberleri İngilizce takip etmek, İngilizce öğrenmek isteyenler için önemli bir yer tutar. Peki haberleri neden İngilizce okumalısınız?

 

-Haberler açık ve net bir dille yazıldığı için anlaşılması diğer metinlere göre daha kolaydır.

-Dil, hissetmektir. İngilizce haberleri okuyarak günlük olayları o dilde nasıl aktaracağınızı öğrenebilirsiniz.

İngilizce kelime bilgilerinizi geliştirir. Ayrıca, kelimeleri cümle içinde görüp öğreneceğiniz için daha kalıcı bir şekilde belleğinize almış olursunuz.

-Bunların bir sonucu olarak da, İngilizce konuşma becerileriniz artar.

 

Ancak, İngilizce haberleri takip ederken dikkat etmeniz gereken noktalar vardır:

 

-Nitelikli haberleri okumaya çalışın.   

        

Bilindiği üzere, internette birçok İngilizce kaynak bulunmaktadır. Ancak, bulduğunuz kaynakların doğru bir İngilizceyle yazılmış olmasına dikkat edin. Bu konuda bilgi almak için buraya tıklayınız.

 

-İlginizi çeken haberleri okumakla başlayın

İlginizi çeken ve hakkında az da olsa bilgi sahibi olduğunuz haberleri okumakla başlarsanız motive olacağınıza inanıyoruz. Okumayı alışkanlık haline getirip, yeterince terim öğrendikten sonra dilediğiniz İngilizce haberi okumakta zorluk çekmeyeceksiniz.

 

Basın ve yayın organlarında kullanılan İngilizce terimler oldukça geniştir. Temel terimlerle başlayalım:

 

Types of Printed Media (Yazılı Medya Türleri)

 

Magazine

-Dergi

 

Journal

-Dergi, bülten, günce

 

Newspaper

-Gazete

 

Types of Media (Medya organları )

 

TV (televizyon)

Public television (kamu televizyonu)

Online (çevrimiçi)

Radio  (radyo)

Print (basılı)

Types of News (Haber Türleri)

 

Article (makale)

Column (köşe yazısı)

Review (inceleme)

Breaking news (son dakika haberleri)

 

 

Basın ve Yayında Çalışan Kişiler

 

Journalist (gazeteci)

Editor (editör)

Columnist (köşe yazarı)

Copy Editor (redaktör)

Reporter (muhabir)

Sports / weather reporter (spor/hava muhabiri)

Announcer (sunucu/sözcü)

 

 

Basında kullanılan İngilizce terimleri daha detaylı inceleyelim:

 

A minority government: azınlık hükümeti

*He is the head of a minority government. (O, azınlık hükümetinin başkanıdır.)

 

A threat to peace: barışa yönelik tehdir.

*This action is a threat to peace. (Bu eylem barışa yönelik bir tehdittir.)

 

Achieve military success: askeri başarıya ulaşmak.

*The country has achieved military success thanks to the army. (Ülke, ordusu sayesinde askeri başarıya ulaştı.)

 

Aid flights: yardım uçuşları

*Aid flights offer help for disaster areas. (Yardım uçuşları felaket bölgelerine yardım sunar.)

 

Amendment: yasa değişikliği

*The state ratified the thirteenth amendment. (Devlet on üçüncü yasa değişikliğini oyladı.)

 

Be sentenced to life imprisonment: ömür boyu hapis cezasına çarptırılmak

*The murderer was sentenced to life imprisonment. (Katil ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.)

 

Bilateral talks: ikili görüşmeler

*Bilateral talks between Turkey and Germany have started. (Türkiye ve Almanya arasında ikili görüşmeler başladı.)

 

By-election: ara seçim

*The party is ready for by-election. (Parti, ara seçim için hazır.)

 

Candid camera: gizli kamera

*She looked around to spot a candid camera.(Gizli kameranın yerini belirmek için etrafına baktı.)

 

Chemical warfare: kimyasal savaş

*Chemical warfare could be very devastating. (Kimyasal savaş oldukça yıkıcı olabilir.)

 

Constitution: anayasa

*The new constitution was adapted. (Yeni anayasa kabul edildi.)

 

Coup d’etat: hükümet darbesi

*A coup d’etat is generally carried out by angry rebels. (Darbe genellikle sinirli isyancılar tarafından gerçekleştirilir.)

 

Crucial: hayati, çok önemli

*This meeting is of crucial importance. (Bu toplantı hayati önem taşıyor.)

 

Dead-toll: ölüm oranı

*Dead-toll is very high this year. (Ölüm oranı bu sene oldukça yüksek.)

 

 Decisive measures: kesin tedbirler

*Decisive masures has been taken. (Kesin tedbirler alındı.)

 

Ease tension: gerilimi azaltmak

 

Envoy: delege, diplomat

*He went to Paris as an envoy. (Diplomat olarak Paris’e gitti.)

 

European Union: Avrupa Birliği

 

European Court of Human Rights: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

 

Finance Ministry: Maliye Bakanlığı

 

For better or for worse: iyisiyle kötüsüyle.

*We will stay together for better or worse. (İyisiyle kötüsüyle birlikte olacağız.)

 

General amnesty: genel af

*The general amnesty was issued on 21st April. (21 Nisanda genel af çıkarıldı.)

 

Goodwill gesture: iyi niyet gösterisi

*He made a goodwill gesture. (İyi niyet gösterisinde bulundu.)

 

Human rights abuses: insan hakları suçları

*Human rights abuses are also called human rights violations. (İnsan hakları suçları, aynı zamanda insan hakları ihlalleri olarak da anlandırılır.)

 

In-plain clothes: sivil elbiseli

*The police officer was in-plain clothes. (Polis memuru sivil elbiseliydi.)

 

Influx of immigrants: göçmen akımı

*There has been influx of immigrants to Briain. (Britanya’ya göçmen akımı oldu.)

 

Internal turmoil: iç karışıklık

 

Judicial: yargı

*Each province has its own judicial system. (Her eyaletin kendi yargı sistemi vardır.)

 

Justice Minister: adalet bakanı

 

 

Labor unions: işçi sendikaları

*Labor unions improve working conditions. (İşçi sendikaları çalışma şartlarını iyileştirir)

 

Mass media: kitle iletişim araçları

*Television is one of the mass media. (Televizyon kitle iletişim araçlarından biridir.)

 

Minister of Interior: İçişleri Bakanı

 

 

National Intelligence Service: Milli İstihbarat Teşkilatı

 

 

No-fly zone: uçuşa yasak bölge

 

Official visit: resmi ziyaret

 

Parliamentarian: parlamenter

*He will meet the British parliamentarian. (İngiliz parlamenterlerle görüşecek.)

 

Political asylum: siyasi iltica

*Many people seek political asylum in Germany. (Birçok kişi Almanya’da siyasi iltica arıyor.)

 

Press conference: basın toplantısı

*He seemed very happy at the pres conference. (Basın toplantısında oldukça mutlu görünüyordu.)

 

Price hikes: fiyat artışı / zam

*There has been price hakes for oil. (Petrol fiyatlarında artış oldu.)

 

Relevant: konu ile ilgili

*I have all the relevant certificates. (Konu ile ilgili tüm sertifikalara sahibim.)

 

Retain a lawyer: avukat tutmak

*He decided to retain a lawyer for the trial. (Duruşma için avukat tutmaya karar verdi.)

 

Sanctions: yaptırımlar

*The government imposed santcions to the changes. (Hükümet değişikliklere karşı yaptırımlar uyguladı.)

 

Social well-being: toplumsal refah

*Social well being is important for social stability. (Toplumsal refah, toplumsal istikrar için önemlidir.)

 

Suppress the riot: ayaklanmayı bastırmak

*The government suprressed the riot. (Hükümet ayaklanmayı bastırdı.)

 

Unanimously: oy birliğiyle

*The amendment was unanimously  approved. (Yasa değişikliği oy birliğiyle kabul edildi.)

 

Unresolved murders: faili meçhul cinayetler

*There were a lot of unresolved murders in 1983. (1983 yılında birçok faili meçhul cinayet vardı.)

 

Violation of human rights: insan haklarının ihlali

*Restriction of the fredoom is also the violation of human rights. (Özgürlüğün kısıtlanması aynı zamanda insan haklarının ihlalidir.)