İngilizce televizyon programları hakkındaki kelimeler aşağıda tablo şeklinde verilmiştir. Tablonun altında ise “What kind of” soruları, “favorite TV programme”, “How many hours of TV ……….?” soruları ve “Simple Past Tense” anlatılmıştır.
İngilizce yazılışları | Okunuşları | Türkçe karşılıkları |
Game Show | Geym şov | Yarışma programı |
Documentary | Dokümentıri | Belgesel |
The news | Dı nius | Haberler |
Soap opera | Sop opıra | Pembe dizi |
Reality TV Show | Rialiti TiVi şov | Sıradan insanların yaşamları hakkında tv programı |
Chat Show | Çet şov | Sohbet programı |
Quiz Show | Kuiz şov | Bilgi yarışması programı |
Cartoon | Kartun | Çizgi film |
Police drama | Polis drama | Polisler hakkında dizi |
Comedy programme | Kamidi progrem | Komedi programı |
Film | Fiılm | Film |
Nature programme | Neyçır progrem | Doğa hakkında TV programı |
Sports programme | Sports progrem | Spor programı |
What kind of
“kind” kelimesi “tür” anlamına gelmektedir. İngilizcede “tür” anlamına gelen diğer kelimeler ise; “type” , “sort” , “genre”. Yani;
What kind of TV programmes do you watch?
What type of TV programmes do you watch? Bu dört soru da aynı
What sort of TV programmes do you watch? anlama gelmektedir.
What genre of TV programmes do you watch?
What kind of TV programmes do you watch? (Ne tür TV programları izlersin?)
I watch quiz shows. (Yarışma programları izlerim.)
What kind of TV programmes does he watch? (O ne tür TV programları izler?)
He watches cartoons. (Çizgi film izler.)
What kind of TV programmes does she watch? (O ne tür TV programları izler?)
She watches cooking shows. (O yemek programları izler.)
What kind of TV programmes do they watch? (Onlar ne türk TV programları izler?)
They watch documentaries. (Onlar belgesel izler.)
What kind of TV programmes does Emily watch? (Emily ne tür TV programları izler?)
She watches sport shows. (Spor programları izler.)
What kind of TV programmes do you like? (Ne tür TV programları seversin?)
I like talk show. (Talk showları severim.)
What kind of TV programmes does he like? (O ne tür TV programları sever?)
He likes cooking shows. (Yemek programlarını sever.)
What kind of TV programmes does she like? (O ne tür TV programlarını sever?)
She likes series. (Dizi sever.)
What kind of TV programmes do your parents watch? (Annen ve baban ne tür TV programları izler?)
They watch the news. (Haberleri izlerler.)
Favorite TV Programme
“Favorite” veya “favourite” “favori, en sevilen” anlamına gelir. “favorite” Amerikan İngilizcesindeki yazılışı, “favourite” İngiliz İngilizcesindeki yazılışıdır.
Bir kişinin en sevdiği TV programını sorarken de bu kelimeyi kullanırız.
What is your favorite TV programme? (En sevdiğin TV programı nedir?)
My favorite TV Programme is “the Big Bang Theory”. (En sevdiğim TV programı “the Big Bang Theory”.) / It is “the Big Bang Theory”. (“The Big Bang Theory”.)
What is his favorite TV programme? (Onun en sevdiği TV programı nedir?)
His favorite TV Programme is “the Simpsons”. (Onun en sevdiği TV programı “the Simpsons”.) / It is “the Simpsons”. (“The Simpsons”.)
What is her favorite TV programme? (Onun en sevdiği TV programı nedir?)
Her favorite TV Programme is “the Dr. Oz Show”. (Onun en sevdiği TV programı “the Dr. Oz Show”.) / It is “the Dr. Oz Show”. (“The Dr. Oz Show”.)
What is John’s favorite TV programme? (John’un en sevdiği TV programı nedir?)
His favorite TV Programme is “the Martha Stewart Show”. (Onun en sevdiği TV programı “the Martha Stewart Show”.) / It is “the Martha Stewart Show”. (“The Martha Stewart Show”.)
What are your favorite TV programmes? (En sevdiğin TV programları nelerdir?)
My favorite TV programmes are “Game of Thrones” and “Doctor Who”. (En sevdiğim TV programları “Game of Thrones” ve “Doctor Who”.) / They are “Game of Thrones” and “Doctor Who”. (“Game of Thrones” ve “Doctor Who”.)
What are her favorite TV programmes? (Onun en sevdiği TV programları nelerdir?)
Her favorite TV programmes are “the Ellen Degeneres Show” and “South Park”. (Onun en sevdiği TV programları “the Ellen Degeneres Show” ve “South Park”.) / They are “the Ellen Degeneres Show” and “South Park”. (“the Ellen Degeneres Show” ve “South Park”.)
What are Vicky’s favorite TV programmes? (Vicky’nin en sevdiği TV programları nelerdir?)
Her favorite TV programmes are “Avatar the Last Airbender” and “The Simpsons”. (Onun en sevdiği TV programları “Avatar the Last Airbender” ve “The Simpsons”.) / They are “Avatar the Last Airbender” and “The Simpsons”. (“Avatar the Last Airbender” ve “The Simpsons”.)
How many hours of TV do/does ……. watch everyday?
“How many” “Kaç tane” anlamına gelir. “How many hours of TV do/does …….. watch everyday?” sorusu ise bir kişinin günde kaç saat TV izlediğini sormak için kullanılır.
How many hours of TV | do | you | watch everyday? |
How many hours of TV | do | they | watch everyday? |
How many hours of TV | do | Gary and Alvin(they) | watch everyday? |
How many hours of TV | does | he | watch everyday? |
How many hours of TV | does | she | watch everyday? |
How many hours of TV | does | Yvette(she) | watch everyday? |
How many hours of TV | does | Jake(he) | watch everyday? |
How many hours of TV do you watch everyday? (Günde kaç saat TV izlersin?)
I watch 2 hours of TV everyday. (Günde 2 saat TV izlerim.)
How many hours of TV do they watch everyday? (Onlar günde kaç saat TV izler?)
They watch 4 hours of TV everyday. (Onlar günde 4 saat TV izler.)
How many hours of TV do Gary and Alvin watch everyday? (Gary ve Alvin günde kaç saat TV izler?)
They watch 8 hours of TV everyday. (Onlar günde 8 saat TV izler.)
How many hours of TV does he watch everyday? (O günde kaç saat TV izler?)
He watches 5 hours TV everyday. (O günde 5 saat TV izler.)
How many hours of TV does she watch everyday? (O günde kaç saat TV izler?)
She watches 3 hours of TV everyday. (O günde 3 saat TV izler.)
How many hours of TV does Yvette watch everyday?
She watches one hour of TV everyday. / She watches an hour of TV everyday. (O günde 1 saat TV izler.)
1 saat tekil olduğu için “hours” değil “hour” kullandık. 1 saat demek için “one hour” ya da “an hour” kullanılır. “hour” kelimesi “h” harfi ile başlamasına rağmen, baştaki “h” harfi okunmadığı için “a hour” değil “an hour” olarak yazılır ve söylenir.
How many hours of TV does Jake watch everyday? (Jake günde kaç saat TV izler?)
He watches 11 hours of TV everyday. (O günde 11 saat TV izler.)
SIMPLE PAST TENSE
Simple Past Tense, geçmiş zamandır. Geçmişte olmuş ve bitmiş olayları ya da durumları ifade ederken kullanırız.
Was/Were (to be)
“Be” Simple Present Tense(Geniş Zaman)’de “am/is/are”dır. Ancak Simple Past Tense(Geçmiş Zaman)’de “was/were”dür. Tıpkı “am/is/are”lı Geniş Zaman cümleleri gibi, “was/were” olan Geçmiş zaman cümlelerinde de verb(eylem) yoktur. Çünkü bunlar durum cümleleridir.
Örneğin; I am 12 years old. (12 yaşındayım.) = Simple Present Tense(Geniş Zaman)’de kurulmuş olan cümlede eylem yoktur, bir durumu ifade eder.
I was 11 years old last year. (Geçen sene 11 yaşındaydım.) = Simple Past Tense(Geçmiş Zaman)’de kurulmuş olan bu cümlede de eylem yoktur, çünkü geçmişteki bir durumu ifade eder.
Time Expressions;
We were at the school yesterday. (Dün okuldaydık.)
Yesterday was my birthday. / It was my birthday yesterday. (Dün benim doğum günümdü.)
It is Friday today, it was Thursday yesterday. (Bugün Cuma, dün perşembeydi.)
She wasn’t at home. (O evde değildi.)
They were in Germany last summer. (Onlar geçen yaz Almanya’daydı.)
Alan and Adam weren’t best friends. (Alan ve Adam en yakın arkadaş değillerdi.)
They were’nt at home four hours ago. (4 saat önce evde değillerdi.)
Yes/No Questions
Yes/No questions, yani cevabı “Evet” ya da “Hayır” olan sorular yapmak için yardımcı fiil başa getirilmelidir. Was / Were ile özne yer değiştirmelidir;
Were you at school yesterday? (Dün okulda mıydın?)
+ Yes, I was. / – No, I wasn’t.
Was he at home three days ago? (O üç gün önce evde miydi?)
+ Yes, he was. / No, he wasn’t.
Were they friends? (Onlar arkadaş mıydı?)
+ Yes, they were. / – No, they weren’t.
Was Caleb at the library? (Caleb kütüphanede miydi?)
+ Yes, he was. / – No, he wasn’t.
Eylem cümleleri, V2
V2 Eylemin ikinci halidir. Geçmiş zamanda olumlu eylem cümlesi yapmak istediğimizde eylemin ikinci halini kullanırız. Olumsuz ve soru cümlelerinde kullanılmaz.
V2 = Ved
Düzenli fiillerde fiilin sonuna –ed takısı eklenerek V2 yapılır;
walk – walked
accept – accepted
allow – allowed
-ed takısı getirilirken dikkat edilmesi gerekenler;
Fiil –e harfi ile bitiyorsa sadece –d getirilir;
admire – admired
agree – agreed
amuse – amused
Fiil –y harfi ile bitiyorsa ve –y’den önce ünsüz harf varsa, –y düşer –ied takısı getirilir;
study – studied
–y’den önce ünlü harf varsa –y düşmez;
play – played
pray – prayed
Eğer bir eylemin son üç harfi ünsüz-ünlü-ünsüz şeklindeyse sondaki ünsüz harf tekrarlanır;
sip – sipped
skip – skipped
Bu kural son harfi x, y ve w olan fiiller için geçersizdir;
show – showed
fix – fixed
Düzensiz fiiller;
Düzensiz fiillerin belirli bir kuralı yoktur, başlıca düzensiz fiiller aşağıdaki tabloda verilmiştir.
Yalın hali V1 | V2 | Türkçe |
arise | arose | ortaya çıkmak, yükselmek |
awake | awoke | uyanmak |
be | was, were | olmak |
bear | bore | katlanmak, |
beat | beat | dövmek, yenmek |
become | became | olmak |
begin | began | başlamak |
bite | bit | ısırmak |
bleed | bled | kanamak |
blow | blew | üflemek |
break | broke | kırmak, bozmak |
bring | brought | getirmek |
build | built | Inşa etmek |
burn | burned / burnt | yanmak, yakmak |
buy | bought | satın almak |
catch | caught | yakalamak |
choose | chose | seçmek |
come | came | gelmek |
cost | cost | fiyatı olmak |
cut | cut | kesmek |
dig | dug | kazmak |
do | did | yapmak |
draw | drew | çizmek |
dream | dreamed / dreamt | hayal etmek, rüya görmek |
drink | drank | içmek |
drive | drove | araba kullanmak |
eat | ate | yemek |
fall | fell | düşmek |
feed | fed | beslemek |
feel | felt | hissetmek |
fight | fought | kavga etmek |
find | found | bulmak |
fly | flew | uçmak |
forbid | forbade | yasaklamak |
forget | forgot | unutmak |
forgive | forgave | affetmek |
freeze | froze | donmak |
get | got | almak |
give | gave | vermek |
go | went | gitmek |
grow | grew | büyümek, yetiştirmek (bitki vs.) |
hang | hung | asmak, sarkmak |
have | had | sahip olmak |
hear | heard | işitmek |
hide | hid | saklamak |
hit | hit | vurmak, çarpmak |
hold | held | tutmak, toplantı vs. yapmak |
hurt | hurt | ağrımak, incitmek, yaralamak |
keep | kept | muhafaza etmek |
know | knew | bilmek, tanımak |
learn | learned / learnt | öğrenmek |
leave | left | ayrılmak (birinden ya da bir yerden) |
lend | lent | ödünç vermek |
let | let | izin vermek |
lose | lost | kaybetmek |
make | made | yapmak |
mean | meant | anlamına gelmek |
meet | met | tanışmak, buluşmak |
pay | paid | ödemek |
prove | proved | kanıtlamak |
put | put | koymak |
read | read* (yazılışları aynı olsa da V2 read “red” şeklinde okunur.) | okumak |
ride | rode | bisiklet sürmek |
ring | rang | zil, telefon ya da çan çalması |
run | ran | koşmak |
say | said | söylemek |
see | saw | görmek |
sell | sold | satmak |
send | sent | göndermek |
set | set | ayarlamak, kurmak |
shoot | shot | ateş etmek, vurmak |
sing | sang | şarkı söylemek |
sink | sank | batmak (suya batmak) |
sit | sat | oturmak |
sleep | slept | uyumak |
smell | smelled/smelt | Koklamak, kokmak |
speak | spoke | konuşmak |
spell | spelled / spelt | hecelemek |
spend | spent | harcamak, zaman geçirmek |
stand | stood | ayakta durmak |
steal | stole | çalmak |
swim | swam | yüzmek |
take | took | almak |
teach | taught | öğretmek |
tear | tore | yırtmak |
tell | told | anlatmak |
think | thought | düşünmek |
throw | threw | fırlatmak |
understand | understood | anlamak |
wake | woke | uyanmak |
wear | wore | giymek |
weep | wept | ağlamak |
win | won | kazanmak |
write | wrote | yazmak |
Cümle Kurma;
Simple Past Tense’de tüm özneler için aynı kurallar geçerlidir.
Eğer cümle olumluysa özneden sonra eylemin ikinci hali (V2) getirilir. Eğer cümle olumsuzsa özneden sonra didn’t + V1 getirilir.
I watched the Vikings yesterday. (Dün Vikingleri izledim.) (Olumlu)
I didn’t watch the Vikings yesterday. (Dün Vikingleri izlemedim.) (Olumsuz)
She came home to watch the movie with me. (Filmi benimle izlemek için eve geldi.)
I bought some coke from the market. (Marketten biraz kola aldım.)
I didn’t buy any bread. (Hiç ekmek almadım.)
We watched the match last weekend. (Geçen hafta maçı izledik.)
They didn’t watch the match last weekend. (Onlar geçen hafta maçı izlemedi.)
Yes/No Questions
Yes/No Questions oluştururken de, yardımcı fiil en başa getirilmedi, sonra da özne sonra da V1.
Tüm öznelerde “did” ve “V1” değişmeden aynı şekilde kullanılır.
Did you watch South Park yesterday? (Dün South Park izledin mi?)
+ Yes, I did. / No, I didn’t.
Did they celebrate his birthday? (Onun doğum gününü kutladılar mı?)
+ Yes, they did. / – No, they didn’t.
Did Joel go to Canada last year? (Joel geçen sene Kanada’ya gitti mi?
+ Yes, he did. / – No, he didn’t.
Did you write a letter to your mother? (Annene mektup yazdın mı?)
+ Yes, I did. / No, I didn’t.