İngilizcede “to be about to” kullanımı


 

 

İngilizcede “to be about to” kullanımına örnek cümlelerle birlikte yer vereceğiz:

 

Be about+to+ fiil ; present tense (geniş zaman) ile kullanıldığı zaman yakın gelecekte yapılacak olan eylemleri belirtir.

*Oldukça yakın bir zamanda yapılacak olan eylemler için:

-I am about to graduate. (Mezun olmak üzereyim.)

-The wedding is about to begin. (Düğün başlamak üzere.)

-You are about to do something illegal. (Yasa dışı olan bir şeyi yapmak üzeresin.)

 

 

*Anlamı daha da pekiştirmek, eylemin birkaç saniye sonra yapılacağını belirtmek için “just” zarfını ekleyerek kullanılır:

-I can’t join you. I am just about to leave. (Size katılamam. Tam da ayrılmak üzereyim.)

-The lecture is just about to start. (Ders tam da başlamak üzere.)

 

Örnek Diyalog:

A: Hello, how are you? (Merhaba nasılsın?)

B: Fine. How about you? (İyiyim peki ya sen?)

A: Thanks. Do you want to go out? (Dışarı çıkmak ister misin?)

B: Sorry I can’t. I’m about to meet my mother. (Üzgünüm, çıkamam. Annemle buluşmak üzereyim.)

 

 

*Geçmiş zaman ile kullanıldığında, tam bir şey yapacak olurken bir sebepten dolayı yapılamadığı anlamına gelir:

NOT

“to be” fiili geçmiş zamanda “was” ya da “were” olarak kullanılır.

 

-We were about to take the bus when accident happened. (Kaza olduğunda otobüse binmek üzereydik.)

-I was about the leave when the bell rang. (Zil çaldığında çıkmak üzereydim.)

-I was just about to call you. (Ben de tam seni arayacaktım.)

 

Örnek Diyalog:

Mike: Jane, have you seen this movie? (Jane, bu filmi izledin mi?)

Jane: No I didn’t. Why? (Hayır izlemedim. Neden?)

Mike: How about watching it together? (Birlikte izlemeye ne dersin?)

Jane: I was just about to go to bed. How long does it last?  (Tam da yatağa gidiyordum. Ne kadar sürüyor?)

Mike: One and and half hour. (Bir buçuk saat.)

Jane: Oh, okay then. I will watch. (Aa tamam o zaman. İzleyeceğim.)

 

*Gelecek zamanda da kullanılır:

NOT: “to be” fiili gelecek zamanda “will be” olarak kullanılır.

-This time tomorrow I will be about to set off. (Yarın bu zamanlar yola çıkmak üzere olacağım.)

 

 

“TO BE ABOUT TO” İLE BENZER KULLANIMLAR

 

*to be on the edge of

-eşiğinde olmak

Some animals are on the edge of extinction. (Bazı hayvanlar yok olmanın eşiğinde.)

 

-(Deyim) Keep somebody on the edge of their seat.

Hop oturup hop kaldırmak.

The match was so exciting. It kept us on the edge of our seat. (Maç çok heyecanlıydı. Bizi hop oturup hop kaldırdı.)

 

 

*to be on the verge of

-üzere/eşiğinde olmak

Our company is on the verge of bankruptcy. (Şirketimiz iflasın eşiğinde.)

The country was on the verge of war. (Ülke savaşın eşiğindeydi.)