İNGİLİZCEDE ZAMANLAR ve ÖRNEKLER


İ N G İ L İ Z C E  Z A M A N L A R  ve Ö R N E K L E R İ

 

 

1 – PRESENT CONTINUOUS TENSE – (ŞİMDİKİ ZAMAN)

POSITIVE:  (+) Subject + BE (am is are) + Verb-ING

I am learning English in this site. / Bu sitede ingilizce öğreniyorum.

NEGATIVE:  (-) Subject + BE NOT (am not isn’t aren’t) + Verb-ING

I am not learning German in this site. / Bu sitede Almanca öğrenmiyorum.

QUESTION:  (?) BE (am is are) + Subject + Verb-ING ?

Am I speaking English well? / Ben İngilizceyi güzel konuşuyor muyum?

NEGATIVE QUESTION:  (-?) BE NOT (isn’t aren’t) + Subject + Verb-ING ?

*Aren’t I speaking English well? / Ben İngilizceyi güzel konuşmuyor muyum?

Isn’t he playing tennis at present? / Şu anda o tenis oynamıyor mu?

Birinci tekil şahıs I öznesindeki kullanıma dikkat edin. Am not I degil Aren’t I olarak kullanılır.

2 – SIMPLE PRESENT TENSE – GENİŞ ZAMAN Olumlu, olumsuz ve soru şekillerini gösteren tablolar.

POSITIVE (+): I, you, we, they + verb       (he,she,it + verbs)

She writes letters to her aunt. / O halasına mektup yazar.

NEGATIVE(-): I, you, we, they+don’t verb (he, she, it +doesn’t Verb)

I don’t like pork. / Domuz etini sevmem.

She doesn’t work on Saturdays. / O cumartesi günleri çalışmaz.

QUESTION(?): Do I, you, we, they + verb ? (does he, she, it + Verb ?

Do you go out in the evenings? / Akşamları dışarı çıkar mısın?

Does it make noise? / O gürültü yapar mı?

NEGATIVE QUESTION(-?): Don’t I, you, we, they + verb? (doesn’t he, she, it + verb ?

Don’t I tell the truth? / Ben gerçeği söylemez miyim?

Doesn’t he lend you any money? / Sana hiç ödünç para vermez mi?

3 – SIMPLE PAST TENSE – (Dİ’Lİ GEÇMİŞ ZAMAN). Olumlu, olumsuz ve soru şekillerini gösteren tablolar.

 

POSITIVE: (+) I, you, he, she, it, we, you, they + verb2

She wrote a letter to her aunt. O halasına bir mektup yazdı.

They wanted to change the rules. Onlar kuralları değiştirmek istedi.

NEGATIVE: (-) I, you, he, she, it, we, you, they + didn’t verb1

I didn’t play well in the match. Maçta iyi oynamadın.

It didn’t rain a lot on that day. O gün çok yağmur yağmadı.

They didn’t want to believe this. Onlar buna inanmak istemedi.

QUESTION: (?) Did I, you, he, she, it, we, you, they + verb1 ?

Did I tell lies? Ben yalan mı söyledim?

Did it snow here last week? Geçen hafta burada kar yağdı mı?

NEGATIVE QUES.: (-?) Didn’t I, you, he, she, it, we, you, they + verb 1?

Didn’t I tell the truth? Ben gerçeği söylemedim mi?

Didn’t it snow in winter? Kışın kar yağmadı mı?

Didn’t they lend you any money? Sana hiç ödünç para vermediler mi?

4 – SIMPLE FUTURE TENSE   (GELECEK ZAMAN)  Olumlu, olumsuz ve soru şekillerini gösteren tablolar.

POSITIVE: (+) I, you, he, she, it, we, you, they + will + verb

You will see who is right. Kimin haklı olduğunu göreceksin.

She will call you tonight. O bu gece sana telefon edecek.

They will accept our offer. Onlar teklifimizi kabul edecekler.

NEGATIVE:  (-) I, you, he, she, it, we, you, they + will not (won’t)

I won’t cheat you. Seni (sizi) aldatmayacağım.

It won’t be so easy to do it. Onu yapmak pek kolay olmayacak.

You won’t lend them any money. Onlara hiç borç para vermeyeceksiniz.

QUESTION: (?) Will I, you, he, she, it, we, you, they + verb ?

Will you break the rules? Kuralları bozacak mısın?

Will they do us a favour? Bize bir iyilik yapacaklar mı?

NEG-QUEST: (-?) Won’t I, you, he, she, it, we, you, they + verb ?

Won’t I tell the truth? Ben hakikatı söylemiyecek miyim?

Won’t they lend you any money? Sana hiç ödünç para vermeyecekler mi?

5 – PAST CONTINUOUS TENSE   (ŞİMDİKİ ZAMANIN HİKAYESİ)  Olumlu, olumsuz ve soru şekillerini gösteren tablolar.

 

POSITIVE / OLUMLU(+):

 I, he, she, it + was + verb-ing  /  we, you, they + were + verb-ing

I was drinking a cup of coffee. Ben bir fincan kahve içiyordum.

It was raining cats and dogs. Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu.

NEGATIVE / OLUMSUZ(-):

 I,he,she,it + was not (wasn’t)verb-ing / You,we,they + were not (weren’t) verb-ing

I wasn’t watching TV when you came. Sen geldiğinde TV izlemiyordum.

You weren’t playing tennis at 10.30. 10.30 da tennis oynamıyordunuz.

It wasn’t raining when we arrived. Vardığımızda yağmur yağmıyordu.

They weren’t obeying the rules. Onlar kurallara itaat etmiyorlardı.

QUESTION / SORU (?):

Was I, he, she, it + verb-ing ? / Were we, you, they + verb-ing?

Was I sleeping when you came home? : Sen eve geldiğinde ben uyuyor muydum?

Were you doing homework while I was sleeping? : Ben uyuyorken sen ödev mi yapıyordun?

Was he relaxing while we were working? : Biz çalışıyorken o dinleniyor muydu?

Was she having breakfast? : O kahvaltı mı yapıyordu?

Was it raining at 12 o’clock yesterday? : Dün saat 12’de yağmur yağıyor muydu ?

Were we watching the video when they came? : Onlar geldiğinde biz video mu izliyorduk?

Were you chatting about the current events? : Güncel olaylar hakkında sohbet mi yapıyordunuz?

Were they having dinner when we arrived? : Biz vardığımızda onlar akşam yemeğini mi yiyorlardı?

NEGATIVE QUESTION / OLUMSUZ SORU(-?):

Wasn’t I, he, she, it + verb-ing ? / weren’t we, you, they + verb-ing?

Wasn’t I telling the truth? : Ben hakikatı söylemiyor muydum?

Weren’t you having a rest? : Sen dinlenmiyor muydun?

Wasn’t he watching the match? : O maç izlemiyor muydu?

Wasn’t she drinking coffee? : O kahve içmiyor muydu?

Wasn’t it snowing then ? : O zaman kar yağmıyor muydu?

Weren’t we doing shopping at this time yesterday? : Dün bu vakitte alışveriş yapmıyor muyduk?

Weren’t you waiting for your friends? : Siz arkadaşlarınızı beklemiyor muydunuz?

Weren’t they washing the dishes? : Onlar bulaşıkları yıkamıyorlar mıydı?

6 – BE GOING TO   – YAKIN (KESİN) GELECEK ZAMAN  Olumlu, olumsuz ve soru şekillerini gösteren tablolar.

POSITIVE / OLUMLU (+): 

I + am going to + verb  /  he, she, it + is going to + verb  /  we, you, they + are going to + verb

I am going to drink a cup of coffee. : Ben bir fincan kahve içeceğim.

Be careful! You are going to fall. : Dikkat et! Düşeceksin.

He is going to play tennis at the weekend. : O hafta sonu tenis oynayacak.

She is going to wait for you at the bus stop. : O otobüs durağında seni bekleyecek.

Look at the clouds! It is going to rain. : Bulutlara bak! Yağmur yağacak.

We are going to walk in the park. : Biz parkta gezeceğiz.

You are going to win the game. : Oyunu kazanacaksın.

They are going to listen to the weather broadcast on radio. : Onlar radyodaki hava durumu tahminini dinleyecekler.

NEGATIVE / OLUMSUZ (-): 

I+ am not going to + verb  /  he,she,it + isn’t going to + verb / You, we, they + aren’t not going to + verb

I am not going to watch TV tonight. : Bu gece ben TV izlemiyeceğim.

You aren’t going to have shower. : Duş almayacaksın.

He isn’t going to come on time. : O vaktinde gelmeyecek.

She isn’t going to get angry with you. : O sana kızmayacak.

It isn’t going to rain today. : Bugün yağmur yağmayacak.

We aren’t going to work at the weekends.: Biz hafta sonu çalışmayacağız.

You aren’t going to listen to his insults.: Onun hakaretlerini dinlemeyeceksin.

They aren’t going to obey the rules.: Onlar kurallara itaat etmeyecekler.

QUESTION / SORU(?): 

Am I + going to + verb  /  Is + he, she, it + going to + verb ? / Are + we, you, they + going to + verb?

Am I going to fall down? : Ben düşecek miyim?

Are you going to sleep? : Sen uyuyacak mısın?

Is he going to work late? : Geç saatlere kadar çalışacak mı?

Is she going to have coffee? : O kahve alacak mı?

Is it going to rain this afternoon? : Bu öğleden sonra yağmur yağacak mı?

Are we going to watch the video tonight? : Bu gece video izleyecek miyiz?

Are you going to talk about the current events? : Güncel olaylar hakkında sohbet konuşacak mısınız?

Are they going to have dinner in the restaurant? : Onlar akşam yemeğini restorantta mı yiyecekler?

NEGATIVE QUESTION / OLUMSUZ SORU (-?): 

Aren’t I + going to + verb  /  Is + he, she, it + going to + verb ? / Aren’t + we, you, they + going to + verb?

Aren’t I going to tell the truth? : Ben hakikatı söylemiyecek miyim?

Aren’t you going to have a rest? : Sen dinlenmiyecek misin?

Isn’t he going to watch the match? : O maçı izlemiyecek mi?

Isn’t she going to drink coffee? : O kahve içmeyecek mi?

Isn’t it going to snow? : Kar yağmayacak mı?

Aren’t we going to do shopping? : Alışveriş yapmayacak mıyız?

Aren’t you going to wait for your friends? : Arkadaşlarınızı beklemeyecek misiniz?

Aren’t they going to wash the dishes? : Onlar bulaşıkları yıkamıyacaklar mı?

7 – PRESENT PERFECT TENSE – YAKIN GEÇMİŞ ZAMAN Olumlu, olumsuz ve soru şekillerini gösteren tablolar.

POSITIVE / OLUMLU (+): 

I, you, we, they + have verb3  /  he, she, it + has verb3

I have been to Istanbul. : Ben Istanbul’da bulundum.

You have been late. : Sen geç kaldın.

He has washed his hair. : O saçını yıkadı.

She has cooked the meal. : O yemeği pişirdi.

It has been very cold. : Hava çok soğuk oldu.

We have had four test so far. : Şimdiye dek dört test olduk.

You have written the wrong number. : Siz yanlış numara yazdınız.

They have returned from abroad. : Onlar yurdışından döndüler.

NEGATIVE / OLUMSUZ(-):

 I, you, we, you, they + haven’t verb3  /  he, she, it + hasn’t verb3

I haven’t been to Paris. : Ben Paris’de bulunmadım.

You haven’t given me the key. : Sen bana anahtarı vermedin.

He hasn’t broken his arm. : O kolunu kırmadı.

She hasn’t cleaned the room. : O odayı temizlemedi.

It hasn’t bit my leg. : O benim bacağımı ısırmadı.

We haven’t found a solution yet. : Biz henüz bir çözüm bulamadık.

You haven’t made any mistake. : Siz hiç hata yapmadınız.

They haven’t canceled the match. : Onlar maçı iptal etmediler.

QUESTION / SORU(?):

Have I, you, you, they + verb3 ? /  Has he, she, it, we verb3 ?

Have I told you lies? : Ben sana yalan söyledim mi?

Have you finished your homework? : Ödevini bitirdin mi?

Has he lost his wallet? : O cüzdanını kaybetti mi?

Has she played tennis? : O tenis mi oynadı?

Has it rained for an hour? : Bir saat boyunca yağmur mu yağdı?

Have we paid our debts? : Borçlarımızı ödedik mi?

Have you ever been to Istanbul? : Siz hiç Istanbul’da bulundunuz mu?

Have they seen the film? : Onlar filmi gördüler mi?

NEGATIVE QUESTION / OLUMSUZ SORU(-?): 

Haven’t I, you, we, you, they + verb3 ? / Hasn’t he, she, it + verb3 ?

Haven’t I told you the truth? : Ben sana gerçeği söylemedim mi?

Haven’t you read that book? : Sen o kitabı okumadın mı?

Hasn’t he played tennis with her? : Onunla tenis oynamadı mı?

Hasn’t she bought the present yet? : O henüz hediyeyi almadı mı?

Hasn’t it snowed since I came in? : İçeri girdiğimden beri kar yağmadı mı?

Haven’t we studied hard for the exam? : Sınav için yoğun çalışmadık mı?

Haven’t you told her the truth? : Ona gerçeği anlatmadın mı?

Haven’t they lent you any money? : Sana ödünç para vermediler mi?

8 – PAST PERFECT TENSE – MİŞ’Lİ GEÇMİŞ ZAMAN Olumlu, olumsuz ve soru şekillerini gösteren tablolar.

POSITIVE / OLUMLU(+): 

I, you, we, they + had verb3  /  he, she, it + had verb3

I had eaten the cake before the tea was served. : Çay servisi yapılmadan önce keki yemiştim.

You had been late. : Sen geç kalmıştın.

After he had studied hard, he passed the exam. : Sıkı çalıştıktan sonra sınavı geçti.

She had cleaned the room before the guests came. : Misafirler gelmeden önce odayı temizlemişti.

It had rained all day. : Bütün gün yağmur yağmıştı.

After we had played the game, we went to the beach. : Oyun oynadıktan sonra plaja gittik.

You had promised me to do it before I gave it to you? : Onu sana vermeden önce sen bana onu yapmaya söz vermiştin.

They had gone out before we came. : Biz gelmeden önce onlar dışarı çıkmışlardı.

NEGATIVE / OLUMSUZ(-): 

I, you, we, you, they + hadn’t verb3  /  he, she, it + hadn’t verb3

I hadn’t locked the door. : Kapıyı kilitlememiştim.

After you had your dinner you didn’t drink the medicine. : Akşam yemeğini yedikten sonra ilacını içmedin.

He hadn’t had lunch with us. : O bizimle birlikte öğle yemeğini yememişti.

She hadn’t cleaned the room. : Odayı temizlememişti.

It hadn’t eaten the bone. : Kemiği yememişti.

We hadn’t played the match very well. : Biz maçı çok iyi oynamamıştık.

You hadn’t told us the truth. : Siz bize doğruyu söylememiştiniz.

They hadn’t studied hard. : Onlar sıkı çalışmamışlardı.

QUESTION / SORU(?): 

Had I, you, you, they + verb3 ?  /  Had he, she, it, we verb3 ?

Had I brought the key with me? : Ben anahtarı yanımda getirmiş miydim?

Had you taken the pill before you went to bed? : Yatmadan önce hapı içmiş miydin? (almış mıydın?)

Had he smoked inside before we came? : Biz gelmeden önce içeride sigara içmiş miydi?

Had she thought that before he told her? : Ona söylemeden önce o onu düşünmüş müydü?

Had it drunk the poison? : Zehiri içmiş miydi?

Had we fulfilled all our responsibilities? : Biz tüm sorumluluklarımızı yerine getirmiş miydik?

Had you book a double room before you came? : Siz gelmeden önce iki kişilik bir oda ayırtmış mıydınız?

Had they canceled the exam before the candidates came? : Adaylar gelmeden önce sınavı iptal etmişler miydi?

NEGATIVE QUESTION / OLUMSUZ SORU(-?): 

Hadn’t I, you, we, you, they + verb3 ? /  Hadn’t he, she, it + verb3 ?

Hadn’t I locked the door? : Ben kapıyı kilitlememiş miydim?

Hadn’t you taken the pills? : Sen hapları içmemiş miydin? (almamış mıydın?)

Hadn’t he turned off his mobile phone before the meeting started? : Toplantı başlamadan önce o cep telefonunu kapatmamış mıydı?

Hadn’t she passed the exam? : O sınavı geçmemiş miydi?

Hadn’t it caught the rat? : O fareyi yakalamamış mıydı?

Hadn’t we won the match? : Maçı biz kazanmamış mıydık?

Hadn’t you sold the house to them? : Evi onlara satmamış mıydınız?

Hadn’t they paid the debts? : Onlar borçlarını ödememişler miydi?

9 – PRESENT PERFECT CONTINUOUS TENSE –MEKTE -MAKTA Olumlu, olumsuz ve soru şekillerini gösteren tablolar.

POSITIVE / OLUMLU(+):

I, you, we, they + have been verb-ing?  /  he, she, it + has been verb-ing?

I have been reading a magazine. : Bir dergi okumaktayım.

You have been watching TV since morning. : Sabahtan beri TV seyretmektesin.

He has been studying English for two years. : O iki yıldır İngilizce çalışmakta.

She has been making a cake for her birthday. : Doğum günü için kek yapmakta.

It has been raining. : Yağmur yağmakta.

We have been playing tennis. : Biz tenis oynamaktayız.

You have been talking on the phone for half an hour. : Yarım saattir telefonda konuşmaktasın.

They have been working hard. : Onlar yoğun çalışmaktalar.

QUESTION / SORU(?):

 have + I, you, we, they + been + verb-ing?  /  has + he, she, it + been + verb-ing?

Have you been reading a magazine? : Dergi mi okumaktasın?

Has he been studying English for two years? : O iki yıldır İngilizce mi çalışmakta?

Has she been making a cake for her birthday? : Doğum günü için kek mi yapmakta?

Has it been raining? : Yağmur mu yağmakta?

Have you been playing tennis? : Tenis mi oynamaktasınız?

Have they been working hard? : Onlar yoğun mu çalışmaktalar?

NEGATIVE / OLUMSUZ(-): 

I, you, we, they + haven’t been + verb-ing  /  he, she, it + hasn’t been + verb-ing

I haven’t been reading a magazine. : Ben bir dergi okumamaktayım.

You haven’t been watching TV since morning. : Sabahtan beri TV seyretmemektesin.

He hasn’t been studying English for two years. : O iki yıldır İngilizce çalışmamakta.

She hasn’t been making a cake for her birthday. : Doğum günü için kek yapmamakta.

It hasn’t been raining. : Yağmur yağmamakta.

We haven’t been playing tennis. : Biz tenis oynamamaktayız.

You haven’t been talking on the phone for half an hour. : Yarım saattir telefonda konuşmamaktasın.

They haven’t been working hard. : Onlar yoğun çalışmamaktalar.

10 – PAST PERFECT CONTINUOUS TENSE – MEKTEYDİ -MAKTAYDI Olumlu, olumsuz ve soru şekillerini gösteren tablolar.

POSITIVE / OLUMLU(+): 

I, you, we, they, he, she, it + had been + verb-ing  

I had been reading a magazine. : Bir dergi okumaktaydım.

You had been watching TV since morning. : Sabahtan beri TV seyretmekteydin.

He had been studying English for two years. : O iki yıldır İngilizce çalışmaktaydı.

She had been making a cake for her birthday. : Doğum günü için kek yapmaktaydı.

It had been raining. : Yağmur yağmaktaydı.

We had been playing tennis. : Biz tenis oynamaktaydı.

You had been talking on the phone for half an hour. : Yarım saattir telefonda konuşmaktaydın.

They have been working hard. : Onlar yoğun çalışmaktaydılar.

QUESTION / SORU(?):

 had + I, you, we, they, he, she, it + been + verb-ing?

Had you been reading a magazine? : Dergi mi okumaktaydın?

Had he been studying English for two years? : O iki yıldır İngilizce mi çalışmaktaydı?

Had she been making a cake for her birthday? : Doğum günü için kek mi yapmaktaydı?

Had it been raining? : Yağmur mu yağmaktaydı?

Had you been playing tennis? : Tenis mi oynamaktaydınız?

Had they been working hard? : Onlar yoğun mu çalışmaktaydılar?

NEGATIVE / OLUMSUZ(-);

I, you, we, they, he, she, it + hadn’t been + verb-ing

I hadn’t been reading a magazine. : Ben bir dergi okumamaktayıdım

You hadn’t been watching TV since morning. : Sabahtan beri TV seyretmemekteydin.

He hadn’t been studying English for two years. : O iki yıldır İngilizce çalışmamaktaydı.

She hadn’t been making a cake for her birthday. : Doğum günü için kek yapmamaktaydı.

It hadn’t been raining. : Yağmur yağmamaktaydı.

We hadn’t been playing tennis. : Biz tenis oynamamaktaydık.

You hadn’t been talking on the phone for half an hour. : Yarım saattir telefonda konuşmamaktaydın.

They hadn’t been working hard. : Onlar yoğun çalışmamaktaydılar.

NEGATIVE QUESTION / OLUMSUZ SORU(-?);

hadn’t + I, you, we, they, he, she, it + been + verb-ing?

 

 

İngilizce Zamanlar konusunda görüşlerinizi yazarsanız seviniriz.

 

 

Yabancı ve Türk Öğretmenlerden Online İngilizce Dersleri

Daha önce belirlenmiş saatlerde 1 saat boyunca,yabancı ve Türk İngilizce öğretmenleriyle İngilizce konuşma,okuma ve pratik yapma fırsatı.