Present Perfect Tense Detaylı Konu Anlatımı


 

PRESENT PERFECT SIMPLE TENSE
FORM OF PRESENT PERFECT SIMPLE (YAPISI):

 

 

Present Perfect Simple Tense’in Türkçede karşılığı yoktur. Bu nedenle Present Perfect Tense’i anlamaya çalışırken Türkçe düşünmemek gerekir. Kısaca bahsetmek gerekirse bu tense geçmişte olup sonuçları hala devam eden olaylar için ya da henüz sona ermemiş bir zaman dilimini ifade ederken (örn. this century, this year etc.) kullanılır. 

 

Örneğin:

I have cleaned my room. (Odamı temizledim)

Bu cümlede odanın  hala temiz olduğunu vurgulamak için, yani geçmişte yapılan bir eylemin etkilerinin devam ettiğini belirtmek için “have cleaned” yapısı kullanılmıştır.

 

 

He, she, it özneleriyle has; I, you, we, they özneleriyle have yardımcı fiili kullanılır. Fiil üçüncü haldedir (V3 ).

OLUMLU

Subject + have/has + V3

 

 

Düzenli fiiller present perfect simple tense’de –ed takısı alır.

play     – played

work    – worked

visited – visited

study   – studied

carry    – carried

live      – lived

change  – changed

stop     – stopped  

plan     – planned

 

I’ve cooked the meal. Let’s eat.

(Yemeği pişirdim. Haydi yiyelim)

 

They have helped me a lot recently.

(Son zamanlarda bana çok yardım ettiler)

 

You have carried the bags home. Thanks.

(Çantaları eve taşıdın. Sağol)

 

The taxi has arrived. Goodbye.

(Taksi geldi. Hoşçakalın)

 

Thank Sue. She’s cleaned the kitchen.

(Sue’ya teşekkür et. O mutfağı temizledi.)

 

The city has changed recently.

(Şehir son zamanlarda değişti)

 

They have worked really hard this year.

(Bu sene gerçekten çok çalıştılar)

 

Jack is very tired. He has walked ten kilometers today.

(Jack çok yorgun. Bugün on kilometre yürüdü)

 

I have just painted the walls. They smell bad.

(Daha şimdi duvarları boyadım. Kötü kokuyorlar)

 

Düzensiz fiiller –ed alma kuralına uymazlar. Düzensiz fiiller tablosundan past participle (yani V3 – üçüncü şekilleri) öğrenilmelidir. Örnekler:

go  – went – gone

be (am/is/are) – was / were    – been  

see       – saw   – seen

read     – read – read

buy      – bought – bought

come   – came            – come 

do        – did    – done

have    – had   – had

cut       – cut    – cut

break   – broke – broke

eat       – ate    – eaten

write    – wrote – written

 

I’ve seen this film a few times.

(Bu filmi birkaç kere gördüm)

 

The children have eaten ice cream.

(Çocuklar dondurma yediler)

 

We’ve read a lot of books so far.

(Şimdiye kadar bir çok kitap okuduk)

 

She’s bought the tickets.

(O biletleri aldı)

 

My father has had a new car lately.

(Babam son zamanlarda yeni bir arabaya sahip)

 

I am not hungry. I have just eaten dinner.

(Aç değilim. Daha yeni akşam yemeği yedim)

 

We haven’t seen your books recently. 

(Yakın zamanda kitaplarını görmedik)

 

Our teacher has just gone out.

(Öğretmenimiz daha yeni dışarı çıktı)

 

Jack has already sent me a message.

(Jack bana çoktan bir mesaj gönderdi)

 

OLUMSUZ

Subject + have/has + not + V3

 

 

She hasn’t visited me for a log time.

(Uzun zamandır bizi ziyaret etmedi)

 

They haven’t bought the tickets yet.

(Henüz biletleri almadılar)

 

I haven’t finished the plate yet.

(Henüz tabağımı bitirmedim)

 

It hasn’t rained since last winter.

(Geçen kıştan beri yağmur yağmadı)

 

We haven’t seen any good films so far this year.

(Bu yıl şimdiye kadar hiç iyi bir film görmedik)

 

I haven’t seen my cousin for a long time.

(Kuzenimi uzun zamandır görmedim)

 

Jack hasn’t ridden on a horse in his life.

(Jack hayatında hiç ata binmemiş)

 

I have never been to Spain.

(İspanya’ya hiç gitmedim)

 

They haven’t visited their grandparents this week.

(Büyükanne ve büyükbabalarını bu hafta ziyaret etmediler)

 

SORU

 have/has + subject + V3

 

 

A: Have you done your homework?B: Yes, I have. / No, I haven’t.

(Ödevini yaptın mı?)

 

A: Has the secretary written the email yet?B: Yes, she has. / No, she hasn’t.

(Sekreter mektubu henüz yazmadı mı?)

 

Have you been to the cinema this month?

(Bu ay sinemaya gittin mi?)

 

Have they heard the noise this morning?

(Bu sabah sesi duymuşlar mı?)

 

Have you ever been to London?

(Hiç Londra’ya gittin mi?)

 

Has she completed her task?

(Görevini tamamlamış mı?)

 

Have you seen your brother recently?

(Erkek kardeşini yakın zamanlarda gördün mü?)

 

Have you bought a new watch? It looks great!

(Yeni saat mi aldın? Harika görünüyor!)

 

Has he studied English lately?

(Son zamanlarda İngilizce çalıştı mı?)

 

Have you ever seen a whale?

(Hiç balina gördün mü?)

 

 

USE OF THE PRESENT PERFECT SIMPLE (KULLANIMI):

 

1-geçmişte başlayıp şimdiye kadar süren eylemler:

 

 

I have lived in this city since 2003. I like here a lot.

(2003’ten beri bu şehirde yaşadım. Burayı çok seviyorum)

 

She’s been a teacher for 25 years.

(O 25 yıldır öğretmendir)

 

Japanese people have consumed green tea for centuries.

(Japonlar asırlardır yeşil çay tüketti)

 

How long have you known your best friend?

(En iyi arkadaşını ne kadar süredir tanıyorsun?)

 

I’ve known her for a long time.

(Onu uzun zamandır tanıyorum)

 

We’ve known each other since we started school.

(Okula başladığımızdan beri birbirimizi tanıyoruz)

 

They have always lived in this country.

(Hep bu ülkede yaşadılar)

 

My brother has always slept late.

(Erkek kardeşim hep geç uyumuştur)

 

 

  1. Şimdiye kadar belirsiz zamanda olan eylemler:

 

 

I have seen this film before. I don’t want to see it again.

(Ben bu filmi gördüm. Tekrar görmek istemiyorum)

 

 

Have you ever been to Paris?

(Hiç Paris’te bulundun mu?)

 

Have you ever eaten Japanese food?

(Hiç Japon yemeği yedin mi?)

 

I have been to Paris three times in my life.

(Hayatımda üç kere Parise gittim)

 

They have sold their car.

(Arabalarını sattılar)

 

Have you seen my wallet?

(Cüzdanımı gördün mü?)

 

I have worked hard for this project.

(Bu proje için çok çalıştım)

 

 

  1. Bu zaman periyotları geçmediyse “this morning/evening, today, this week, this year” ile:

 

Have you seen your boyfriend  today?

(Arkadaşını bugün gördün mü?)

 

I’ve read ten books so far this year.

(Bu sene şimdiye kadar on kitap okudum)

 

They have been to the swimming pool twice this week.

(Bu hafta iki kez havuza gittiler)

 

I have visited my parents three times this month.

(Bu ay ebeveynlerimi üç kez ziyaret ettim)

 

I have seen Jack this morning.

(Bu sabah Jack’i gördüm)

 

NOT: “this morning” ifadesi eğer sabah saatleri henüz bitmemişse söylenir. Aynı cümleyi akşam söylerseniz past tense kullanmanız gerekmektedir. Aynı kural “this afternoon, this evening vb” ifadeler için de geçerlidir.

Örneğin:

Şu an saat sabah 10 ise: I have seen my friend this morning.

Şu an saat akşam 5 ise: I saw my friend this morning.

 

  1. Sonucu şimdiyle bağlantılı eylemler:

 

John has broken his leg. He can’t play today.

(John bacağını kırdı. Bugün oynayamaz)

 

Oh! I’ve found the file!

(Dosyayı buldum)

 

The man has lost his luggage. He feels awful.

(Adam eşyasını kaybetti. O berbat hissediyor)

 

I have cleaned my room. It looks really nice!

(Odamı temizledim. Çok güzel görünüyor)

 

He has just finished his homework.

(Ödevini daha yeni bitirdi)

 

I have just taken a bath. I feel relaxed.

(Daha yeni duş aldım. Rahatlamış hissediyorum)

 

PRESENT PERFECT SIMPLE TIME WORDS (ZAMAN KELİMELERİ):

 

for, since, just, already, ever, never, yet, lately, up to now, over the past ten years, recently, so far, before, until now, in my life, this year,  How long / Since when?

 

for + a time period (Bir eylemin süresi for ile belirtilir):

 

I haven’t eaten fish for a long time.

(uzun zamandır balık yemedim)

 

He’s been ill for a few weeks.

(Birkaç haftadır o hasta)

 

The sun hasn’t come out for days.

(Günlerdir güneş açmadı)

 

We’ve worked here for ten years.

(on yıldır burada çalıştık)

 

She has been a translator for three years.

(O üç yıldır çevirmen)

 

We have known each other for ten years.

(On yıldır birbirimizi tanıyoruz)

 

I haven’t played tennis for two months.

(İki aydır tenis oynamadım)

 

They haven’t seen each other for years.

(Birbirlerini yıllardır görmüyorlardı)

 

 

since + starting point (Bir eylemin başlangıç zamanı since ile belirtilir)

 

 

I have known Sue since she was a child.

(Çocukluğundan beri Sue’yu tanırım)

 

I have never eaten since the morning.

(Sabahtan beri hiç yemedim)

 

Sue has been a teacher since 1999.

(1999’dan beri Sue bir öğretmendir)

 

I haven’t seen him since last year.

(geçen yıldan beri onu görmedin)

 

It has been two weeks since I last met you.

(Seninle buluştuğumdan beri iki hafta geçti)

 

I have been a teacher since February.

(Şubat ayından beri öğretmenim)

 

We haven’t been to the cinema since last month.

(Geçen aydan beri sinemaya gitmiyoruz)

 

Just (demin, kısa süre önce vb.)

 

I’ve just drunk milk.

(Demin süt içtim)

 

The ship has just arrived.

(Gemi demin geldi)

 

-Have you called your mother?

(Anneni aradın mı?)

-Yes, I have just talked to her.

(Evet onunla daha şimdi konuştum)

 

She has just completed her homework.

(Ödevini henüz bitirdi)

 

I have just got your message.

(Mesajını daha şimdi aldım)

 

Yet (henüz, daha, hala anlamlarında olumsuz ve soru cümlelerinde kullanılır)

 

Have you eaten lunch yet?

(Henüz öğle yemeği yemedin mi?)

 

I haven’t finished my lunch yet. I’m still eating.

(Henüz öğle yemeğimi bitirmedim. Hala yiyorum)

 

My mother hasn’t come yet.

(Annem henüz gelmedi)

 

Haven’t you told him yet?

(Ona hala söylemedin mi?)

 

They haven’t cleaned the house yet.

(Evi henüz temizlemediler)

 

 

Already (zaten, önceden, çoktan)

 

A: Go and complete the report, Tony.B: I’ve already completed the report, mom.

(Git ve raporu tamamla, Tony.  Zaten (çoktan) raporu tamamladım, anne)

 

I have already warned you.

(Seni önceden uyarmıştım)

 

My father has already made a cake.

(Babam zaten kek yapmıştı)

 

You have already written to your uncle.

(Amcana zaten yazmıştın)

 

-Do you want to eat something?

(Bir şeyler yemek ister misin?)

-No thanks. I have already eaten lunch.

(Hayır teşekkürler. Zaten öğle yemeği yemiştim)

 

So far / until today / until now (şimdiye kadar)

 

I’ve read ten books on animals so far this year.

(Bu yıl hayvanlar üzerinde şimdiye kadar on kitap okudum)

 

Nobody has seen me in a red dress until today.

(Bugüne kadar kimse beni kırmızı elbise içinde görmedi)

 

It hasn’t rained so far this month.

(Bu ay şimdiye kadar hiç yağmur yağmadı)

 

 

I have been lucky until now.

(Şu ana kadar şanslıydım)

 

You have never been polite till now.

(Şu zamana kadar hiç kibar olmamıştın)

 

 

lately / recently (son zamanlarda / yakınlarda)

 

My father has been very stressed recently.

(Babam son zamanlarda çok stresli)

 

I haven’t see you recently.

(Son zamanlarda seni görmedim)

 

Technology has improved recently.

(Teknoloji son zamanlarda ilerledi)

 

Have you visited your aunt lately?

(Son zamanlarda teyzeni ziyaret ettin mi?)

 

There has been a great process in your writing skills lately.

(Son zamanlarda yazı becerinde büyük ilerleme var)

 

during/over the last …(sırasında, boyunca)

 

Earthquakes have caused a lot of damage during the last century.

(Depremler son yüzyılda çok zarara sebep oldular)

 

She has improved her English over the last decade.

(Son on yıl boyunca İngilizcesini geliştirdi)

 

Media has changed greatly over the last century.

(Medya son yüzyılda çok değişti)

 

There has been a significant decrease in the sales over the last decade.

(Son on yılda satışlarda büyük düşüş oldu)

 

 

superlative + present perfect simple

 

This is the most expensive ring I’ve ever worn.

(Bu taktığım en pahalı yüzük)

 

This is the best book I’ve ever read.

(Bu okuduğum en iyi kitap)

 

I’ve never seen such a beautiful butterfly before.

(Daha önce hiç böyle güzel kelebek görmedim)

 

It’s the most beautiful butterfly I’ve ever seen.

(O gördüğüm en güzel kelebek)

 

We haven’t read such an interesting book before.

(Daha önce  böyle ilginç bir kitap okumadık)

 

This is the most interesting book we’ve ever read.

(Bu okuduğumuz en ilginç kitap)

 

He has never seen such a funny animal before.

(O daha önce hiç böyle komik hayvan görmedi)

 

The kangaroo is the funniest animal he has ever seen.

(Kanguru onun gördüğü en komik hayvan)

 

Bulunmak, gidip gelmek anlamı vermek için gone yerine been kullanılır.

 

John has been to İstanbul a few times.

(Birkaç kere İstanbul’da bulundu)

 

Have you ever been abroad?

(Hiç yurt dışında bulundun mu?)

 

I have been to many Turkish cities so far.

(Şimdiye kadar bir çok Türk şehrinde bulundum)

 

I smell of onion because I have been to the kitchen.

(Soğan kokuyorum çünkü mutfakta bulundum)

 

Bulunmak, yani gidip gelmek anlamı yoksa gone kullanılır. Gone, gitti; gelmedi halen orada anlamı verir.

 

John has gone to İstanbul. (= He is in İstanbul.)

(John İstanbul’a gitti)

 

Where’s your father? He’s gone to the kitchen.

(Baban nerede? Mutfağa gitti)

 

PRESENT SIMPLE & PRESENT PERFECT SIMPLE

 

Geçmişten şimdiye süren bir durumu belirtmek için present perfect kullanırız:

 

I live in Turkey.  (DOĞRU- genel anlamda kullanılmış present simple uygun)

(Türkiye’de yaşarım)

 

I live in Turkey since I was born.

(YANLIŞ, süreç belirtildiği için present perfect kullanılmalıydı)

 

I have lived in Turkey since I was born. (DOĞRU)

(Doğduğumdan beri Türkiye’de yaşarım / yaşadım)

 

Başka örnekler:

 

I am a teacher.

(Ben öğretmenim)

 

I have been a teacher since 1996.

(1996’dan beri öğretmenim)

 

He has a car.

(O bir arabaya sahip)

 

He has had a car for ten years.

(O on yıldır bir arabaya sahip)

 

My father drives a car.

(Babam araba sürer)

 

My father has driven a car since 2002.

(Babam 2002’den beri araba sürer)

 

We throw a party.

(Parti veririz)

 

We haven’t invited them to the party.

(Onları partiye davet etmedik)

 

ALIŞTIRMALAR

 

1-I _____ (not to see) you since last week.

 

2-____ you ever ____ (to be) to Paris?

 

3- The bus ____ just ____. (to arrive)

 

4-She ____ never _____ (to ride) on a camel.

 

5-I _____ (not to visit) my grandparents  for a long time.

 

6-They ____ (to be) to the theatre twice this month.

 

7- I ____ (to study) English recently.

 

8-He ____ just ____ (to finish) his meal.

 

9- ____ you _____ (not to arrive) home yet?

 

10-I ____ already ____ (to wash) the dishes.

 

Answers: 1-haven’t seen / 2- have-been / 3-has-arrived / 4-has-ridden / 5- haven’t visited / 6-have been / 7-have studied / 8-has-finished / 9-haven’t-arrived / 10- have-washed

 

 

 

Present Perfect Tense Testi için buraya tıklayın

Past Simple Tense ve Present Perfect Tense boşluk doldurma alıştırması için buraya tıklayın

 

Yabancı ve Türk Öğretmenlerden Online İngilizce Dersleri

Daha önce belirlenmiş saatlerde 1 saat boyunca,yabancı ve Türk İngilizce öğretmenleriyle İngilizce konuşma,okuma ve pratik yapma fırsatı.