Renklerle İlgili İngilizce Deyimler


 

 

Genellikle gerçek anlamından ayrı bir anlam barındıran, birden fazla sözcüğün bir araya gelmesiyle oluşan sözcük kalıplarına deyim diyoruz. Türkçede olduğu gibi İngilizcede de birçok deyim bulunmaktadır. Her dilin kültürü farklı olduğu için, deyimler de o dile özgüdür diyebiliriz. Bu yazımızda İngilizcedeki renklerle ilgili olan deyimleri ele alacağız.

 

Peki İngilizce deyimleri nasıl öğrenebiliriz?

 

-Deyimsel öğeleri zihnimizde resmedersek daha akılda kalıcı olabilir. Örnek:

“Go bananas” yani keçileri kaçırmak deyimini zihnimizde bir bir “banana” (muz) figürü ile bağdaşlaştırabiliriz:

 

 

Zihinde bu gibi imgeler kurmak İngilizce deyimlerin daha kolay anlaşılmasını sağlar.

 

-Kendimize İngilizce deyim defteri oluşturabiliriz

Öğrenilen İngilizce deyimleri bir yere yazmak daha kalıcı olmalarını sağlayabilir. Ayrıca, yazarken deyimleri gruplandırabilirsiniz. Örneğin hava durumu ile ilgili olan deyimleri bir yere, renklerle ilgili olan deyimleri farklı bir yere yazarak hatırlamayı kolaylaştırabilirsiniz.

 

Renklerle İlgili Deyimler

 

SİYAH

 

*Black as night

-kapkara

I couldn’t see anyhting. The room was as black as night. (Hiçbir şey göremedim. Oda kapkaraydı.)

 

*Black out

-Geçici olarak hafızayı kaybetmek/elektriklerin kesilmesi

I fell from a tree then I blacked out. (Ağaçtan düştüm ve sonra geçici olarak hafızamı kaybettim)

 

*In someone’s black books

 

-Birinin kara listesinde olmak

After all that you have done, you will be in my black books. (Tüm bu yaptıklarından sonra benim kara listemde olacaksın.)

 

*In the black

-Kara geçmek/borcu olmamak

Nowadays businesses are in the black. (Bugünlerde işletmeler kara geçti)

 

*Pitch black

-Simsiyah

She was afraid to go outside because the streets were pitch black. (Dışarı çıkmaya korktu çünkü sokaklar simsiyahtı)

 

BEYAZ

 

*Raise a white flag

-Beyaz bayrak kaldırmak/yenilgiyi kabul etmek

At the end of the debate, John raised a white flag. (Tartışmanın sonunda John yenilgiyi kabul etti)

 

*White elephant

-Gereksiz şeyler/ıvır zıvırlar

Your room is full of white elephant. (Odan gereksiz şeylerle dolu)

 

*White collar

-Beyaz yakalı /ofiste çalışan

The white collar workers  of this company are very qualified. (Bu şirkette çalışan beyaz yakalılar oldukça nitelikli)

 

*A white lie

-Beyaz yalan/masum yalan

We had to tell a white lie in order to go out. (Dışarı çıkmak için beyaz yalan söylemek zorundaydık)

 

YEŞİL

 

*Green with envy

-Kıskançlıktan çatlamak

My sister always gets green with envy when I go abroad. (Ne zaman yurtdışına çıksam kız kardeşim kıskançlıktan çatlar)

 

*Green belt

-Yeşil alan

We should protect the gren belt. (Yeşil alanları korumalıyız)

 

*Give someone the green light

-Birine yeşil ışık yakmak

Our boss gave us the green light to increase the salary. (Patronumuz maaşa zam yapmak için yeşil ışık yaktı)

 

 

MAVİ

 

*A bolt from the blue

-Hiç beklenmedik bir olay

We have no idea about what’s going on. It is a bolt from the blue. (Ne olup bittiğine dair bir fikrimiz yok. Bu hiç beklenmedik bir olay)

 

*Feel blue

-Keyifsiz olmak

I need to talk to you. I feel blue today. (Seninle konuşmaya ihtiyacım var. Bugün keyifsizim)

 

*Once in a blue moon

-Kırk yılda bir

We only meet once in a blue moon. (Kırk yılın başında buluşuruz)

 

*Blue collar

-Mavi yakalı / fabrika çalışanları

Blue collar workers may have harsh working conditions. (Mavi yakalılar zorlu çalışma şartlarına sahip olabiliyor)

 

PEMBE

 

*Pink slip

-İşten çıkarma bildirimi

I don’t have a job now. They gave my pink slip. (Artık bir işim yok. İşten çıkarma bildirimimi verdiler)

 

*In the pink of health

-Turp gibi olmak/çok sağlıklı olmak

My grandfather is in the pink of health now. (Büyükbabam artık turp gibi)

 

KIRMIZI

 

*Blood red

-Kan kırmızısı/çok kırmızı olmak

I love blood red lipstick. (Kan kırmızısı ruja bayılırım)

 

 

*Red hot

-Son derece heyecan verici

Fans of him say that the new film is red hot. (Hayranlar yeni filmin son derece heyecan verici olduğunu söylüyor)

 

*See the red light

-Tehlikeyi görmek

He had seen the red light, but it was too late. (Tehlikeyi görmüştü, ama artık çok geçti)

 

*Red carpet treatment

-Baş tacı edilmek/kral gibi ağırlanmak

Thank you for always giving us red carpet treatment. (Bizi her zaman baş tacı ettiğin için teşekkürler)