Telefonda İngilizce konuşurken direkt olarak konuya girmek biraz kaba karşılanabilir. Bunun yerine, günlük hayatta kullanılan İngilizce telefon terimlerini ve kullanabileceğiniz kalıpları öğrenerek işinizi kolaylaştırabilir, doğru bir şekilde iletişim kurabilirsiniz.
Telefonda konuşurken karşınızdaki kişi sizi göremediği için, yüz hareketlerinizi ,jest ve mimiklerinizi anlaması da imkansızdır. Bu nedenle kendinizi ifade etmenizin tek yolu , doğru cümleler kullanmaktır.
Bu cümlelere geçmeden önce, İngilizce telefon konuşması yaparken dikkat etmeniz gereken püf noktalara değinelim:
-Örneğin modal verb‘ler telefon konuşmalarında önemlidir:
Could I ask you a question (Size bir soru sorabilir miyim?)
May I help you? (Size yardım edebilir miyim?)
Gibi kalıplarla hem daha akıcı konuşabilir hem de daha kibar bir şekilde ricanızı karşı tarafa aktarabilirsiniz.
–To ve -ing alan fiillere dikkat edin:
Thanks for calling. (Aradığınız için teşekkürler.)
I’d like to make it clear.. (Şunu açıklığa kavuşturmak isterim ki…)
Telefonda İngilizce konuşmak birçok kişinin kabusudur. Ancak her konuda olduğu gibi, İngilizce konuşurken de paniğe kapılmak sizin zararınıza olacaktır.
Telefonda konuşurken gramer hatası yapmaktan ya da kendinizi anlatamamaktan korkmayın. Eğer işleri berbat ettiğinizi düşünürseniz, karşınızdakinden özür dileyip biraz süre isteyebilir ve kaldığınız yerden daha verimli bir şekilde devam edebilirsiniz. Hata yaptıkça ilerleme kaydedeceksiniz.
Konuşurken ne alçak ne de yüksek ses tonunu tercih edin. Alçak bir ses tonuyla konuşursanız kendinize güvenmediğiniz düşünülebilir. Yüksek bir ses tonuyla konuşmak da kaba bir hareket olarak algılanabilir. Bu yüzden herkesin anlayabileceği normal bir ses tonuyla konuşmak en iyisidir.
Aynı zamanda, sözcüklerinizi tane tane ve anlaşılır bir şekilde telaffuz etmeye gayret edin. Önemli olan hızlı konuşmak değil anlaşılır olmaktır.
Eğer tüm bunları yapmaya hazırsanız, şimdi İngilizce telefon kalıplarına göz atabiliriz..
Bir telefonu cevaplarken ya da arama yaparken öncelikle:
Good morning
Good evening
Hello
Gibi cümlelerle bir giriş yapmalısınız. Sonrasında kendinizi tanıtın :
Hello, it’s Ayse
Hello, Ali is speaking. How can I help you?
Gibi kalıplar kullanabilirsiniz.
I’d like to speak to… please (… ile konuşmak istiyorum, lütfen)
May I speak to… (… ile konuşabilir miyim?)
Gibi kalıpları kullanarak konuşmak istediğiniz kişiyi telefona isteyebilirsiniz.
I’m calling to ask about… (…hakkında soru sormak için arıyorum)
Could you tell me… (Söyleyebilir misiniz lütfen…)
Are you busy? (Meşgul müsün?)
Are you free to talk? (Konuşabilir misin?)
Do you have a minute to chat? (Sohbet etmek içim zamanın var mı?)
When is she/he going to back? (Ne zaman dönecek?)
I’d like to leave her/him a message. (Ona mesaj bırakmak istiyorum.)
Please tell her/him that.. (Lütfen ona söyleyin..)
Would you mind speaking louder? (Daha yüksek sesle konuşabilir misiniz?)
I’m sorry I didn’t catch your name. (Üzgünüm adınızı anlayamadım.)
Could you spell that, please? (Bunu heceleyebilir misiniz lütfen?)
How about next week? (Önümüzdeki haftaya ne dersin?)
I’ll send you the report as soon as possible. (En kısa zamanda size raporu göndereceğim.)
Would you mind meeting on February? (Şubat ayında buluşsak olur mu?)
Thank you for calling. (Aradığınız için teşekkürler.)
Thank you for your time. (Vakit ayırdığınız için teşekkür ederim.)
Thank you very much for your help. (Yardımınız için çok teşekkür ederim.)
speak up: daha yüksek sesle konuşmak
*I can’t hear you. Could you please speak up? (Seni duyamıyorum. Lütfen daha yüksek sesle konuşur musun?)
call back: geri aramak
*I’ll call you back when I get home. (Eve varınca seni geri arayacağım.)
pick up: telefonu açmak
*I think they are not at home. Nobody is picking up. (Bence evde değiller. Kimse telefonu açmıyor.)
get off: telefonu kapatmak
*I will let you know when she gets off the phone. (O, telefonu kapatınca sana haber vereceğim.)
hold on: hatta kalmak
*Hold on, I’m calling him. (Hatta kal, onu çağırıyorum.)
cut off: aniden hattın kesilmesi
Soryy, my connection is weak. We got cut off. (Üzgünüm bağlantım zayıf. Hat kesildi.)
switch off: kapatmak
My phone was switched off because my battery was low. (Telefonum kapandı çünkü bataryam zayıftı.)
get through: telefon bağlantısı sağlamak
I can’t get through to this line right now. (Şu an bu hatta bağlanamıyorum.)
hang up: telefonu kapamak, meşgule almak
Let me speak to Jack before you hang up. (Kapatmadan Jack ile konuşayım.)
Yukarıdaki bilgileri daha iyi anlamak için örnek diyalogları inceleyelim:
Jack: Hi Maria. It’s Jack. How are you? (Merhaba Maria. Ben Jack. Nasılsın?)
Maria: Fine thanks. How about you? (İyiyim teşekkürler. Peki ya sen?)
Jack: I’m fine too. Do you have any plans for today? (Ben de iyiyim.Bugün için bir planın var mı?)
Maria: Oh, I do. We are going to go to the cinema with my brother. But if you want you can join us. (A, evet var. Kardeşimle sinemaya gideceğiz. Ama istersen bize katılabilirsin.)
Jack: That sounds great! You know I’ve moved here recently, so I don’t know where the cinema is. (Bu harika! Biliyorsun buraya yeni taşındım bu yüzden sinemanın nerede olduğunu bilmiyorum.)
Maria: It’s on the Maple Street, near the bank. (Bankanın yanında, Maple Caddesinde.)
Jack: I didn’t catch the name of the street. Can you spell it please? (Sokağın adını anlayamadım. Heceler misin lütfen?)
Maria: M-A-P-L-E.
Jack: Okay, now I understand. I know how to get there .(Tamam, şimdi anladım. Oraya nasıl gelineceğini biliyorum.)
Maria: Nice! See you on 4 p.m. then. (Güzel! O zaman saat 4’te görüşürüz.)
Jack: Deal! Bye. (Anlaştık! Hoşçakal.)
Rafael: Pine Company, Rafael speaking. How can I help you? (Pine Şirketi, Rafael konuşuyor. Size nasıl yardımcı olabilirim?)
Angelina: Hello. I am Angelina Brown. I’d like to speak with Bruce Alby. (Merhaba ben Angelina Brown. Bruce Alby ile görüşmek istiyorum.)
Rafael: Sorry but Mr. Alby is in a meeting now. Would you like to leave a message? (Afedersiniz ama Mr. Alby şu anda bir toplantıda. Ona mesaj bırakmak ister misiniz?)
Angelina: No, it is not urgent. Could you tell him to call me when he is back? He has my number. (Hayır, acil değil. Geri döndüğünde beni aramasını söyleyebilir misiniz? Onda numaram var.)
Rafael: Yes of course. I’ll give him the message. (Tabiiki. Ona mesajınızı iletirim.)
Angelina: Thank you for your time. (Zaman ayırdığınız için teşekkürler.)
Aşağıdaki videodan örnek bir İngilizce telefon konuşmasını altyazıları da takip ederek dinleyebilirsiniz:
https://www.youtube.com/watch?v=uhdiY50It3o