– My doll’s name is Lily.
(Oyuncak bebeğimin ismi Lily.)
– This ball is red.
(Bu top kırmızı.)
– Where is my train mom?
(Trenim nerde anne?)
– We are playing with our cars and planes.
(Arabalarımızla ve uçaklarımızla oynuyoruz.)
– Do you have a yo-yo?
(Yo-yon var mı?)
– I built an army with my toy soldiers.
(Oyuncak askerlerimle bir ordu yarattım.)
– I broke my truck.
(Kamyonumu kırdım.)
– I’m making cookies with the play dough.
(Oyun hamuruyla kurabiyeler yapıyorum.)
– Let’s play dodgeball.
(Hadi yakar top oynayalım.)
– I always come first in hopscotch.
(Seksekte hep birinci olurum.)
– Sometimes we play Chinese whispers in English lesson.
(Bazen İngilizce dersinde kulaktan kulağa oynarız.)
– Hide and seek is my favorite game.
(Saklambaç en sevdiğim oyun.)
– Everywhere I look, I see your toys. Put them into the toybox when you don’t play with them.
(Baktığım her yerde oyuncaklarını görüyorum. Onlarla oynamadığın zamanlarda oyuncak kutusuna koy.)
– We are playing leapfrogging with friends.
(Arkadaşlarla uzuneşek oynuyoruz.)
– I hate playing tag.
(Elim sende oynamaktan nefret ediyorum.)
– Do you like board games?
(Masa oyunlarını sever misin?)
– Where are my blocks?
(Legolarım nerde?)
– Playing cards are on the table.
(Oyun kartları masanın üstünde.)
– Do you know chess?
(Satranç biliyor musun?)
– I can play checkers, but I can’t play chess.
(Dama oynayabilirim, ama satranç oynayamam.)
– Playing backgammon requires strategy.
(Tavla oynamak strateji gerektirir.)
– My favorite toy is boat.
(En sevdiğim oyuncak kayık.)
– I can’t find my button.
(Düğmemi bulamıyorum.)
– Irina sleeps with her teddy bear.
(Irina oyuncak ayısıyla uyur.)