akici-ingilizce-konusmakAkıcı İngilizce – yabancı dil konuşmak için hemen ve sıklıkla yabancılarla konuşmamız gerektiğini düşünürüz. Elbette birikimi olan öğrenciler için bu çok yararlıdır. Sahip oldukları birikimin gerçek iletişim süreçlerinde ortaya çıkması gerekir. Fakat burada çok önemli bir ilke var: Bir yabancıyla İngilizce – yabancı dil konuşurken, amacınız iletişim kurmak olmalıdır ve “iletişim” demek, bilgi alış-verişi, kimi zaman sadece dinlemek, insanî-sosyal bir amaca ulaşma çabası ortaya koymak demektir. İnsanlar belli bir dili konuşmak için bir araya gelmezler, belirli amaçlara ulaşmak için bir araya gelirler ve bu sırada bir dili konuşurlar. Başka bir deyişle bir yabancıyla İngilizce konuşurken, söz gelimi onun ülkesi hakkında bilgi sahibi olmak veya ona kendi ülkeniz hakkında bilgi vermek gibi bir hedef edinmeli ve bu hedefe ulaşmak için İngilizce – yabancı dil konuşmalısınız.

Derin söyleşilere girecek birikimi olmayan öğrenciler ise, öncelikle okumaya, dinlemeye ve filmler seyretmeye önem vermelidir. İngilizce – yabancı dil konuşma fırsatları çıktığında, kendilerini konuşmaya zorlamak yerine, muhataplarını anlamaya çalışmalıdırlar. Meselâ ben İngilizcemin çok güçlü olmadığı dönemlerde, bir adresi tarif edemezsem ve adres de yakın bir yerse, turistleri gitmek istedikleri yere götürürdüm ve onlara bazı kelime ve kalıpların İngilizce karşılıklarını sorardım!

Bir gün bir öğrencim camiye götürdüğü yabancı bir bayana arkadaşına başını örtmesi gerektiğini anlatamamış ve buna üzülmüştü. Ben de: “Neden beden diliyle anlatmadın?” dedim. Ben olsam önce beden diliyle konuyu anlatır, sonra da “How can I say that in English?” derdim. O da bu soruyu sorabilirdi. Fakat iletişim kurmak yerine, illa İngilizce konuşması gerektiğini düşünmüştü.

Kişinin kendisini zamansız bir şekilde İngilizce konuşmaya zorlaması, hevesini kaçırır, hayal kırıklığı uyandırır. Daha da kötüsü, ilerde ne kadar İngilizce öğrenirse öğrensin, İngilizcesi, akıcılıkta belli bir düzey aşamaz. Bugün acil ihtiyaçları gidermek için hızlı İngilizce kursları verenler, bu sakıncayı öğrenciye söylemiyorlar. Hâlbuki başka bir ürün veya hizmetin yan etkilerini kullanıcıya söylemek zorundasınız, ama bu alanda yasal boşluklar olduğu için, İngilizce öğretimi veren kurumlar “tüketiciyi” ikaz etmiyorlar. İşin acı bir yanı da şudur: İkaz ettikleri zaman, çoğu “tüketici” bunu kabullenmeyecek, başka bir kuruma gidip aynı şeyi talep edecek. Kurumlar bunu göze alamıyorlar.

Bol bol kitap okuyun, film seyredin. Biraz İngilizceniz varsa pratikle geliştirebilir, ama “İngilizce pratikle öğrenilir” gibi pazarlama efsanelerini bırakın. Bu ifadenin “basketbol sadece potaya şut atarak öğrenilir” ifadesinden hiçbir farkı yoktur.

Savaş ŞENEL

İngilizce Öğretmeni

Eğitim Danışmanı

İletişim ve Yazarlık Koçu

@savassenel

Savassenel.com

Savassenel@yahoo.com