Sweet-Talk İstediğini elde etmek ya da karşısındakini ikna etmek için nazik ve uzlaşmacı bir dil kullanmak.
Sweeten The Pot Bir şeyi ya da bir işi daha çekici kılmak. 2. Bahisleri, hisseleri, para miktarını artırmak.
Stop The Music Birilerine, yaptıkları her şeyi aniden bırakmalarını söyleyerek dikkatleri söyleyeceği şeye çekmek.
Storm In A Teacup Küçük bir sorunu olduğundan daha büyükmüş gibi göstermek; bir bardak suda fırtına koparmak.
Straddle The Fence Kararsız kalmak, ikilemde kalmak, iki arada bir derede kalmak.
Straight And Narrow Toplumsal kurallara ve devlet yasalarına uygun, geleneksel ve “doğru” addedilen yaşam tarzı. (“Strait and narrow” şeklinde de yazılır.)
Straight As An Arrow Fazlasıyla dürüst ve saf kimse. 2. Dümdüz.
Straight Face Ciddi kalmak, hislerini ve duygusal tepkilerini belli etmemek. (“Keep a straight face” şeklinde de kullanılır.)
Straight From The Shoulder Lafını esirgemeden, dobra dobra konuşmak. (“Talk straight from the shoulder” şeklinde de kullanılır.)
Straight Red Bulundukları bir iş ya da herhangi bir pozisyondan aniden atılmak. (“Given a straight red” ya da “receive a straight red” şeklinde de kullanılır.)