Use of the Past Continuous Tense / Sürekli Geçmiş Zamanın Kullanımı

Bu konuda Past Continuous Tense’nin kullanım yerlerinin yanı sıra Simple Past Tense ile arasındaki farklar da ele alınacaktır.
Geçmişte belli bir noktada yapmakta olduğumuz eylemleri anlatırken kullanılan Past Continuous Tense ile birlikte “at this hour yesterday, this time last year, this time last summer, yesterday at 2 o’clock etc.” gibi zarflar sık sık kullanılır.

What were you doing at around noon last Sunday? / Geçen Pazar öğle vakti civarında ne yapıyordun?
I was watching TV with friends. / Arkadaşlarımla televizyon izliyordum.
This time last winter, I was skiing with Sam, but now I’m working hard to finish this project. / Geçen kış bu zamanlarda Sam ile birlikte kayak yapıyordum, şimdi ise bu projeyi bitirmek için çok çalışıyorum.

Eğer geçmişte gerçekleşen bir eylemi başlangıç ve bitiş zamanının belirterek bir başkasına aktarıyorsak Past Continuous Tense’i kullanabilir. Ancak unutmamak gerekir ki böyle durumlar için Simple Past Tense de kullanılabilir.
I was working as an engineer for a car company from 2000 to 2010. / 2000’den 2010’a kadar bir araba firmasında mühendislik yapıyordum. (yaptım)
We were watching a film on TV from eight until twelve last night. / Geçen gece sekizden on ikiye kadar televizyonda bir film izledik.

Past Tense ile Past Continuous arasındaki kullanım farklarına dikkat ediniz. Eğer önemli olan “Ne yapıyordum?” değil de “Ne yaptım?” sorusuna yanıt vermek ise ve geçmişte tamamladığımız eylemlerden söz edeceksek Simple Past Tense kullanırız.
>What did he do last night? / Dün gece o ne yaptı?
>He watched TV first, then he studied French. / İlk önce televizyon izledi, sonra Fransızca çalıştı.

Eğer önemli olan “Ne yaptım?” değil, “Ne yapıyordum” sorusuna yanıt vermek ise ve geçmişte tamamladığımız bir eylemi değil de, sözü edilen zamanda yapmakta olduğumuz bir işten söz edeceksek Past Continuous Tense kullanırız
>What were you doing when your parents got home last night? / Geçen gece sizinkiler eve geldiğinde ne yapıyordun?
>I was waiting for them to eat dinner with me. / Benimle yemek yemeleri için onları bekliyordum.

Daha önceki konularda belirttiğimiz süreklilik bildiren zamanlarla kullanılmayan filler doğal olarak Past Continuous ile de kullanılmaz.
The roses looked lovely yesterday, but now they are fading. / Güller dün şahane görünüyorlardı, ama şimdi solmuşlar.
They probably thought that I would go to the party as well. / Muhtemelen partiye benim de gideceğimi zannediyorlardı.
We already knew the news about her. / Biz onunla ilgili haberleri zaten biliyorduk.

Geçmişte sık sık yaptığımız işleri ya da alışkanlıklarımızdan bahsederken ise Simple Past Tense kullanılır.
I went to the theatre very often when I was at high school. / Lisedeyken tiyatroya çok sık giderdim.

Not: Yukarıda verilen cümlelerin bazılarında ve son örnekte iki şekilde çeviri mümkündür. “Lisedeyken tiyatroya çok sık giderdim” ya da “Lisedeyken tiyatroya çok sık gidiyordum.” Bu cümlelerdeki “gidiyordum – yordum” ifadesi ilk başta Past Continuous Tense’yi çağrıştırsa da geçmişte belli bir noktada devam etmekte olan bir eylem değil de, genelde olan bir eylem söz konusu olduğu için Simple Past Tense kullanılması gerekmektedir.
When I was young, I played basketball in the school team. / Ben gençken okul takımında basketbol oynadım. (Genel geçmiş)
When he saw me yesterday, I was playing basketball. / Beni dün gördüğünde basketbol oynuyordum. (Geçmişte belli bir nokta)

Son olarak resmi ortamlarda nazik bir biçimde soru sorarken ya da ricada bulunurken, özellikle “hope” ve “wonder” ile Past Continuous Tense çok sık kullanılır. Her ne kadar cümle yapı olarak geçmiş zamana işaret etse de anlam şimdiki zamanı kapsamaktadır. Örnek verecek olursak;
I was hoping you could give me a lift to the station. / Umarım beni istasyona kadar bırakabilirsiniz.
I was wondering if you could confirm whether this is true or not? / Bunun doğruluğunu teyit edebilir misiniz acaba?

WHEN AND WHILE

“When” ve “while” Past Continuous Tense ile birlikte çok sık kullanılırlar ve genel olarak geçmişte devam etmekte olan bir eylem sırasında başka bir eylem gerçekleştiği durumları ifade etmekte kullanılırlar.
I was watching television when the guests arrived. / Misafirler geldiğinde televizyon izliyordum.
I hurt my arm while I was playing basketball. / Basketbol oynarken kolumu incittim.

When

“When” ile kurulan cümlelerde “bir eylem olduğunda başka bir eylem oluyordu anlamı” vardır. Bu cümle yapısında iki kısım bulunur. Biri “when” ile kurulmuş bir zarf cümleciği diğeri ise eylemin devam etmekte olduğunu anlatan temel cümledir. Bu sebepten dolayı temel cümlede Past Continuous kullanılırken “when” in bağlı olduğu zarf cümleciğinde (yan cümlede) Simple Past Tense kullanılır.

When the boy came in, the girl was studying. / Oğlan içeri girdiğinde, kız ders çalışıyordu.
Zarf cümleciği –  yan cümle, Temel cümle
He was reading a book when I came in. / Ben içeri girdiğimde o bir kitap okuyordu.
When she went out, it was snowing. / O dışarı çıktığında kar yağıyordu.
We were arguing when the boy entered the room.Çocuk odaya girdiğinde, tartışıyorduk.
Kısaca diyebiliriz ki:
When + Simple Past, Past Continuous

Arka arkaya yapılmış eylemler söz konusu olduğunda da “when” kullanılabilir. Ancak böyle bir durumda her iki cümle için de zaman Simple Past olmalıdır.
When Sue arrived, they went into theatre. / Sue geldi ve tiyatroya girdiler. (First Sue came. Then they entered the theatre. İlk önce Sue geldi. Sonra tiyatroya girdiler.)
When I left work, I got on a bus and went home. / İşten çıktıktan sonra otobüse bindim ve eve gittim.
When the teacher asked a question, she raised her hand to answer it. / Öğretmen bir soru sordu ve o cevaplamak için elini kaldırdı.
Kısaca diyebiliriz ki:
When + Simple Past, Simple Past

Present Continuous Tense’de de olduğu gibi Past Continuous Tense’de “always, continually, forever etc.” Gibi zarflar sürekli tekrarlanan eylemleri ya da yakınma söz konusu olduğunda kullanılır.
You were forever playing video games when you were a child. / Çocukken sen sürekli bilgisayar oyunları oynardın.
He was always making mistakes when she was around.O etraftayken sürekli hata yapardı.

While

“While” ise temel cümlede meydana gelen bir eylem sırasında devam etmekte olan bir başka eylem söz konusu olduğunda kullanılır. “When” in tam tersine “while” ile kurulan cümlelerde temel cümle Simple Past olurken “while” nin bağlı olduğu yan cümle Past Continuos olur.

While the girl was studying, the boy came in. / Kız ders çalışırken, oğlan içeri girdi.
Zarf cümleciği –  yan cümle, Temel cümle
My parents left home while I was sleeping.Ben uyurken annemler evden çıkmışlar.
She took a photograph while I wasn’t looking.Ben bakmıyorken fotoğrafımı çekmiş.
Kısaca diyebiliriz ki:
While + Past Continuous, Simple Past

Not: Bu tür cümlelerde “while” yerine “when” kullanıldığı da görülebilir. Ancak “while” kullanımı daha yaygındır. Örnek verecek olursak;
Yesterday, a stray cat was nearly hit by a bus when / while it was crossing the street. / Dün bir sokak kedisi yoldan geçerken neredeyse bir otobüsün altında kalıyordu.

Eğer ikinci eylem temel cümledeki eylemle aynı anda gerçekleşmişse her iki cümlede de Simple Past Tense kullanılır.
My mother sang while she washed the dishes. / Annem bulaşıkları yıkarken şarkı söyledi.
I watched her while she made the cake. / O kek yaparken ben onu izledim.
The boy waited outside while his father had an interview. / Babası görüşme yaparken çocuk dışarıda bekledi.
Kısaca diyebiliriz ki:
While + Simple Past, Simple Past

Birbirine paralel devam eden iki eylem söz konusu olduğu durumlarda “while” ile kurulan cümlede her iki kısımda Past Continuous Tense kullanılır. Bu tür cümlelerde genellikle içerleme, yakınma gibi duygular ifade edilir.
I was studying while you were sleeping at home. / Sen evde uyurken ben ders çalışıyordum.
While the professor was lecturing the student were talking among themselves. / Profesör ders anlatırken öğrenciler kendi aralarında konuşuyorlardı.
Kısaca diyebiliriz ki:
While + Past Continuous, Past Continuous

“As” bağlacı kullanıldığı yere göre “while” ile aynı anlamı verebilir.
The boy had a look at the old magazines while / as his mother waited at the doctor’s. / Annesi doktoru beklerken çocuk eski dergilere bakıyordu.
While / As I was coming here, I saw an old friend driving past me. / Buraya gelirken yanımdan arabayla eski bir arkadaşım geçti.

Vurguyu artırmak için “just as” kullanılabilir.
The phone rang just as I headed for the door. / Tam kapıya yöneldim ki telefon çaldı.
The milkman came just as I open the door. / Tam kapıyı açtım, sütçü geldi.