Past perfect tense, geçmişteki bir eylemden daha önce gerçekleşen eylemleri ifade eder. Başka bir deyişle, Present Perfect Tense’in past hali olduğunu söyleyebiliriz.

 

Örneğin:

Present Perfect Tense: I have eaten dinner. (Akşam yemeği yedim)

Past Perfect Tense:  I didn’t go to the restaurant because I had eaten dinner. (Restorana gitmedim çünkü akşam yemeği yemiştim)

 

Past perfect simple’da tüm öznelerle had yardımcı fiili kullanılır.  Fiil V3 (past participle form) üçüncü halde  gelir; yani düzenli fiiller –d/-ed takısı alır; düzensiz fiiller ise düzensiz fiiller tablosundaki üçüncü konumundadır.

 

-I have never been to London. (Daha önce hiç Londra’ya gitmedim)

-I had never been to London. (Daha önce hiç Londra’ya gitmemiştim) (Past Perfect Tense kullanıldığında artık Londra’ya gittiği anlamı çıkıyor)

 

FORM OF PAST PERFECT SIMPLE TENSE (YAPISI):

 

OLUMLU: Subject + had + V3

 

 

I had seen that film before.

(Daha önce o filmi görmüştüm)

 

Everybody had gone out by 12.

(12’ye kadar herkes dışarı çıkmıştı)

 

My mother hadn’t come back from work when I went home.

(Eve gittiğimde annem işten gelmemişti)

 

You had studied hard.

(Sıkı çalışmıştın)

 

I had helped my grandmother.

(Büyükanneme yardım etmiştim)

 

When I got married, I had been working at the company for 5 years.

(Evlendiğimde 5 senedir şirkette çalışıyordum)

 

I didn’t enjoyed the film because I had already seen it before.

(Filmden zevk almadım çünkü onu daha önce izlemiştim)

 

Before Jack arrived, they had made a cake for him.

(Jack gelmeden önce ona bir pasta yapmışlardı)

 

I didn’t left school until I had seen my friend.

(Arkadaşımı görene kadar okuldan ayrılmadım)

 

OLUMSUZ: Subject + had + not + V3

 

 

They hadn’t been to the zoo before, so they were surprised.

(Daha önce hayvanat bahçesinde bulunmamışlardı bu yüzden şaşkındılar)

 

Jane hadn’t eaten anything yet. She was hungry.

(Jane henüz bir şey yememişti. O açtı)

 

I hadn’t listened to you.

(Seni dinlememiştim)

 

She hadn’t noticed her illness until she went to the doctor.

(Doktora gidene kadar hastalığını fark etmemişti)

 

My parents hadn’t  warned me before the accident happened.

(Kaza olmadan önce ebeveynlerim beni uyarmamıştı)

 

I hadn’t known this until you told me.

(Sen bana söyleyene kadar bunu bilmiyordum)

 

I arrived the part at 9 o’clock but they hadn’t come yet.

(Ben partiye 9’da gittim ama onlar henüz gelmemişti)

 

He hadn’t listened to me and went out.

(Beni dinlemedi ve dışarı çıktı)

 

SORU: had + subject + V3 ?

 

 

A: Had you written the report by 8? B: Yes, I had. / No, I hadn’t.

(8‘e kadar raporu yazmış mıydın?)

 

What had you done by the time David arrived home? I had cleaned the kitchen.

(David eve  gelene kadar ne yapmıştın? Mutfağı temizlemiştim)

 

Had you prepared the meal by the time I arrived home?

(Ben eve gelene kadar yemeği hazırlamış mıydın?)

 

Had you started working before holiday was over?

(Tatil bitmeden önce çalışmaya başlamış mıydın?)

 

Had you eaten anything before you left?

(Gitmeden önce bir şeyler yemiş miydin?)

 

Had you read something before you went to bed?

(Yatmadan önce bir şeyler okumuş muydun?)

 

 

USE OF PAST PERFECT SIMPLE (KULLANIMI):

Past perfect, geçmişteki bir zamandan veya eylemden önce olan eylemleri ifade eder:

 

 

When I came to the party, the dance had started.

(Partiye gittiğimde dans başlamıştı)

 

The baby started to cry because he had lost his balloon.

(Bebek ağlamaya başladı çünkü balonunu kaybetmişti)

 

John wasn’t at home yesterday. He had already gone out.

(John dün evde değildi. Çoktan dışarı çıkmıştı)

 

He had been a cook for thirty years when he got retired.

(Emekli olduğunda 30 yıldır aşçıydı)

 

I hadn’t replied to the letter yet.

(Henüz mektuba cevap vermemiştim)

 

By the time we arrived to the station, the bus had already left.

(Biz durağa gidene kadar otobüs çoktan gitmişti)

 

I didn’t know that France was so beautiful until I had gone there.

(Fransa’ya gidene kadar oranın bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum)

 

By the time you arrived, I had finished my homework.

(Sen gelene kadar ödevlerimi bitirmiştim)

 

When I went home, I hadn’t been sleeping for twenty hours.

(Eve gittiğimde yirmi saattir uyumuyordum)

 

PAST PERFECT SIMPLE TIME WORDS (ZAMAN KELİMELERİ):

 

by, by the time: …kadar

-By the time they found a solution, they had studied hard.

(Bir çözüm bulana kadar çok çalışmışlardı)

 

-By the time I arrived home, my mom had called me seven times.

(Eve varana kadar annem beni yedi kez aramıştı)

 

-She had finished cooking by 7.

(Saat 7’ye kadar yemek yapmayı bitirmişti)

 

after, before,  until: sonra, önce, -e kadar

-I went to Europe after I had got my visa.

(Vizemi aldıktan sonra Avrupa’ya gittim)

 

-Jack had warned you before you made a mistake.

(Sen hata yapmadan önce Jack seni uyarmıştı)

 

-I hadn’t realized it until you told me.

(Sen bana söyleyene kadar fark etmemiştim)

 

for, since:  -den beri

-I had been a teacher for ten years when my baby was born.

(Bebeğin doğduğunda on yıldır öğretmendim)

 

– I had worked here since 2005.

(2005’ten beri orada çalışıyordum)

 

just, yet, already: az önce, henüz, çoktan

-When I woke up this morning, the sun had already risen. I was very late.

(Bu sabah uyandığımda güneş çoktan doğmuştu. Çok geç kaldım)

 

-I had just finished my work when you called me.

(Beni aradığında işimi daha yeni bitirmiştim)

 

 

no sooner … than: olur olmaz, yapar yapmaz

 

-Children had no sooner went to the cinema than I cleaned the house.

(Çocuklar sinemaya gider gitmez evi temizledim)

 

-They had  no sooner started speaking than I heard them.

(Konuşur konuşmaz onları duydum)

 

 

By + a time

 

I had done my homework by 11.

(11’e kadar ödevimi yapmıştım)

 

They had played by 10.

(10’a kadar oynamışlardı)

 

The young man had been busy with garden by 5.

(Genç adam 5’e kadar bahçeyle meşguldü)

 

After + past perfect, past simple

 

After the rain had stopped, we went out to play.

(Yağmur durduktan sonra oynamaya dışarı çıktık)

 

John left the office after he had written the report.

(Raporu yazdıktan sonra John ofisten ayrıldı)

 

I drank coffee after I had left school.

(Okuldan çıktıktan sonra kahve içtim)

 

After Mehmet graduated from university, he worked at the company.

(Mehmet üniversiteden mezun olduktan sonra şirkette çalıştı)

 

Before + past simple, past perfect

 

I’d left the bank before the police arrived.

(Polis gelmeden önce bankadan ayrılmıştım)

 

Before I started the engine, I had checked the tyres.

(Motoru çalıştırmadan önce, lastikleri kontrol etmiştim.)

 

Before I went on a holiday, I had done shopping.

(Tatile çıkmadan önce alışveriş yapmıştım)

 

I had bought some eggs before I made a cake.

(Kek yapmadan önce birkaç yumurta almıştım)

 

By the time + past simple, past perfect

 

By the time we arrived at the airport, the plane had taken  off.

(Havaalanına vardığımızda uçak kalkmıştı)

 

Jane had answered only six questions by the time the bell rang.

(Zil çaldığında Jane sadece 6 soruyu cevaplandırmıştı) 

 

By the time they phoned me, I hadn’t eaten my meal yet.

(Bana telefon ettiklerinde henüz yemeğimi yememiştim)

 

By the time I prepared dinner, my friends had arrived.

(Ben yemeği hazırlayana kadar arkadaşlarım gelmişti)

 

ÖRNEK CÜMLELER

 

Olumlu Olumsuz Soru
I had lost my bag before I went on a trip. (Geziye çıkmadan once çantamı kaybetmiştim) I hadn’t finished my work.

(İşimi bitirmemiştim)

Had you heard the noise? (Sesi duymuş muydun?)
She had bought a new house before she moved here. (Buraya taşınmadan önce yeni bir ev almıştı) She hadn’t visited her grandparents. (Büyükannesini ve büyükbabasını ziyaret etmemişti) Had he already gone out when you went home? (Sen ece gittiğinde o dışarı çıkmış mıydı?)
My mother had finished cooking by the time I arrived home. (Ben eve gelene kadar annem yemek yapmayı bitirmişti) They hadn’t written the report. (Raporu yazmamışlardı) Had they warned you before the incident happened? (Olay olmadan önce seni uyarmışlar mıydı?)
Jack had helped me for a long time. (Jack uzun bir süre bana yardım etmişti) He hadn’t noticed it before you told him. (Sen söyleyene kadar o bunu fark etmemişti) Had you been to China? (Çin’de bulunmuş muydun?)
They had gone before I called them. (Ben onları aramadan önce onlar gitmişti) I hadn’t read this book before. (Bu kitabı daha önce okumamıştım) Had he quit smoking before he saw a doctor? (Doktora görünmeden önce sigara içmeyi bırakmış mıydı?)

 

 

ALIŞTIRMALAR

 

 

1-I _____ (not to be) careful until they warned me.

 

2-They _____(to play) by 11.

 

3-By the time she got ready, I _____ (to have) my dinner.

 

4-I _____ (to watch) television for an hour.

 

5-Jamie ____ (to start) to a new job.

 

6-After I ____ (to go) to the gym, I ate dinner.

 

7-She _____ (to graduate) from university before she moved to another city.

 

8-They _____ (to paint) the walls before I came.

 

9-We ____ (to wait) for you for an hour.

 

10-By the time I called my family, the police _____ (to arrive)

 

Answers: 1-hadn’t been / 2-had played / 3-had had / 4-had watched / 5- had started / 6- had gone / 7-had graduated / 8-had painted / 9- had waited / 10-had arrived

 

Past Perfect Tense yapısı için buraya tıklayın

Past Perfect Tense testi için buraya tıklayın