Sizi anadili İngilizce olan biri gibi gösterecek 20 temel deyim -2


İki parçalı makalemizin ilk kısmında Amerikan İngilizcesinde kullanılan sizin için seçtiğimiz en temel 10 deyimi anlatmıştık. english-idiomsBu deyimler hit the books, hit the sack, twist someone’s arm, up in the air, stab someone in the back, lose your touch, sit tight, pitch in, go cold turkey ve face the music idi. Eminiz bu deyimleri kullanmaya başladığınızda İngilizcenizin daha özgün olduğunu ve ana dili İngilizce olan kişilerinkine benzediğini hissetmişsinizdir. Çevrenizdeki insanların tepkisi de aynı yönde olacaktır, çünkü deyimlerin konuşmayı tekdüzelikten çıkarıp zenginleştirme özellikleri vardır. Deyimler o dili kullanan toplumun yaşayışından süzüldükleri ve benzerliklere ve metaforlara dayandıkları için deyimlere o dili konuşanların paylaştıkları ortak bir hazinedir diyebiliriz. O halde gelin deyimlerimize kaldığımız yerden devam edelim.

11. (To be) On the ball

Bu deyimi anlam olarak doğrudan alırsanız, bir topun üzerinde durmak veya oturmak anlamına gelir, fakat kim bunu yapar ki? Aslında bu deyimi söylediğimizde belirli şeyleri anlamakta çok hızlı olunduğu, bir duruma çok hazırlıklı bulunulduğu ve hızlı (ve doğru) bir şekilde karşılık verildiğini ifade etmek isteriz. Örneğin gelecek hafta teslim edeceği ödevi şimdiden bitirmiş olan bir arkadaşımız için bu deyimi kullanabiliriz.

12. (To) Ring a bell

Eğer bu deyime sadece kelime anlamı olarak bakarsanız, örneğin bir kapının zili gibi bir zili çalmak olarak anlarsınız. Fakat elbette bu şekilde anlaşılırsa tamamen ilgisiz ve hatta saçma olacaktır. Asıl anlamı bir deyim olarak elbette farklıdır. Bu deyim size tanıdık gelen belki de daha önceden duymuş olduğunuz bir şeyden bahsedilirken kullanılır. Yabancı gelmemek, bir şeyi hatırlatmak, anımsatmak, çağrıştırmak anlamındadır.

13. Rule of thumb

Kelimesi kelimesine düşündüğünüzde kesinlik hiçbir anlama gelmeyen bu deyim konuşulan konuda yazılı olmayan genel kuralları ifade eder. Bu kurallar bilime veya araştırmalara dayalı değildir, aksine pratik hayattan gelen genel prensiplerdir. Örneğin makarna pişirirken kaynayan suya yağ katmanın herhangi bir yazılı bilimsel kuralı yoktur. Fakat yine de çoğu insanın makarnanın tencerenin tabanına yapışmaması için uyguladığı bir yöntemdir. Çoğunlukla başında “as” edatı konularak kullanılır (as a rule of thumb)

14. (To be ) Under the weather

Havanın altında durabilir misiniz? Eğer bulutların, yağmurun ve güneşin altında durmak kastediliyorsa genel olarak evet diyebiliriz bu soruya; fakat düşünüldüğünde yine de hiçbir anlamı yoktur. Eğer biri “under the weather” deyimini kullanıyorsa genel olarak kendisini iyi hissetmiyor demektir. Bu iyi hissetmeme belki çok çalışmaktan dolayı oluşan bir yorgunluktan, belki bir baş ağrısından kaynaklanabilir; ama önemli veya ciddi bir sorun değildir.

15. (To) Blow off steam

Gerçekte bir insan buhar üfleyemez, sadece ketıl, düdüklü tencere gibi ekipmanlar böyle bir şeyi yapabilirler. Peki bir kişinin dışarı buhar üflemesi ne anlama gelir?

Eğer sinirli, stresli hissediyoruz veya güçlü duygular altındaysanız ve bunlardan kurtulup yeniden iyi hissetmek istiyorsanız, bu stresten kurtulmak için birisiyle dertleşmek, egzersiz yapmak gibi zihin rahatlatan uğraşlara girişebilirsiniz. Dolayısıyla bu deyimin karşılığını deşarj olmak, stres atmak, içini döküp rahatlamak olarak söyleyebiliriz.

16. (To) Look like a million dollars/bucks

Birine muhteşem göründüğü ve gerçekten çekici olduğu için ciddi bir övgü, kompliman yapmak istersek bu deyimi kullanırız. Bu deyim bazen erkekler için de kullanılırken çoğunlukla kadınları övmek için söylenir. Bir kadın arkadaşınız her gün güzel görünebilir fakat bir davet, düğün gibi bir etkinlikte güzel görünmek için çok çaba sarf etmişse o vakit bu deyimi kullanmak çok yerinde olur.

17. (To) Cut to the chase

Bu deyim çok fazla konuşulduğunda ve asıl konuya gelinmediğinde söylenir. Söylenen kişiden çabuk olması ve meselenin özünü anlatması istenir. Fakat dikkatli olunması gerekir, zira bu deyimi örneğin üniversitede ders anlatan hocaya söylediğinizde çok kaba ve saygısız olabilirsiniz.

Bir topluluğa karşı konuştuğunuzda bu deyimi kullanırsanız zamanın az kaldığını ve sadece önemli konuları anlatıp bitireceğinizi söylemek istersiniz. Tam karşılığını doğrudan konuya girmek, sadede gelmek, lafı dolandırmadan konuya girmek olarak söyleyebiliriz.

18. (To) Find your feet

Ayaklarınızı kaybetmeniz mümkün müdür? Peki, sonrasında bulmanız? Elbette böyle bir şey mümkün değildir. O halde, bu deyim ne anlama gelmektedir? Yeri bir durum içindeyseniz, örneğin yeni bir ülkede yaşıyorsanız veya yeni girdiğiniz okula alışma aşamasındaysanız bu deyimi bulunduğunuz duruma uyum sağlamak anlamında kullanırsınız. Uyum sağlamak, ayak uydurmak ve yeni bir duruma alışmak anlamındadır.

19. (To) Get over something

Zor bir durum içinde olduğunuzda, örneğin kız veya erkek arkadaşınızdan ayrıldığınızda, böylesi bir duygusal yük son derece zordur. Fakat eninde sonunda zaman ilerler ve artık eski sevgilinizi düşünmüyor olursunuz. Yani onu unutursunuz, zor durumun üstesinden gelmiş, atlatmış olursunuz. Bu deyim ayrıca sağlığına kavuşmak anlamına da gelmektedir.

20. (To) Keep your chin up

Hayatınızda ters giden bir şeyler olduysa ve kendinizi kötü hissediyorsanız o durumda sizi seven bir arkadaşınız bu deyimi size olan desteğini göstermek ve “dayan, güçlü ol, eninde sonunda bunu atlatacaksın” demek için kullanır. Metin ol, başını dik tut anlamındadır.     

İlk 10 deyim için tıklayınız

Yabancı ve Türk Öğretmenlerden Online İngilizce Dersleri

Daha önce belirlenmiş saatlerde 1 saat boyunca,yabancı ve Türk İngilizce öğretmenleriyle İngilizce konuşma,okuma ve pratik yapma fırsatı.