Good Offices İyi niyet, ara buluculuk. (Bilhassa anlaşmazlık çözümlerine yönelik konularla ilişkili olarak kullanılır.)
Good Samaritan Herhangi bir çıkar beklemeden başkalarına yardımcı olmaya çalışan, merhametli kimse.
Good Shape (Nesneler için) İyi durumda. 2. (Şahıslar için kullanıldığında) Sağlıklı, zinde, fit.
Good Spell İyi havada olmak, havasında olmak. (Örneğin, hava durumu raportörleri “kuru hava” anlamında “dry spell” sözünü kullanırlarken, spor raportörleri ise o günkü müsabakada iyi oynayan bir futbolcu için “havasında” anlamında “he is going through a good spell” deyimini kullanabilir.)
Good Time İyi zaman, sefa. 2. “In good time” şeklinde kullanıldığında: belirlenen sürede, zamanında.
Good To Go Başlamaya hazır; gitmeye hazır.
Good Walls Make Good Neighbours Komşular arasındaki iyi ilişkinin sürekli kılınması için komşuların birbirlerinin özel hayatlarına saygı göstermeleri gerektiğini vurgular.
Good-For-Nothing İşe yarar herhangi bir şeyle ilgilenmeyen tembel kimse. Serseri, haylaz, işe yaramaz kimse.
Goody Two-Shoes İyi niyetli, dürüstlüğü ilke edinmiş, saflığı belirgin kimse. Genellikle alaycı ya da küsümseyici anlamda kullanılır.
Grab The Bull By Its Horns Bir sorun ile doğrudan başa çıkmak, o sorunun büyümesine izin vermemek, pabuç bırakmamak. (“Grab the bull by the horns” ya da “take the bulls by its horns” şeklinde de kullanılır.)