Drive Home Bir işi yerine getirmek. İkna etmek.
Drive Someone Up The Wall Çileden çıkarmak; sinirlerini tepesine çıkarmak; sinirden çıldırtmak.
Drive You Spare Fazlasıyla rahatsız eden; çileden çıkaran; deli eden.
Driven By A Motor Çok fazla ve hızlı konuşan ya da çok fazla hareket eden kişiler için kullanılır.
Drop A Bombshell Durumu tamamen değiştiren ya da herkesi çok şaşırtan bir şey söylemek; bombayı patlatmak.
Drop A Dime (ABD) Birisini ihbar etmek; ele vermek; ispiyonlamak.
Drop In The Bucket (ABD) Çok küçük olduğu için etki etmeyecek, önemsiz şey; denizde bir damla, devede kulak.
Drop In The Ocean Çok küçük olduğu için etki etmeyecek, önemsiz şey; denizde bir damla, devede kulak.
Drop Into Your Lap Şansı ayağına gelmek. (“Fall into your lap” şeklinde de kullanılır.)
Drop Like Flies Hızla yok olmak, telef olmak, patır patır düşmek, sinek gibi kırılmak.