Take Stock Durum değerlendirmesi yapmak, enine boyuna düşünmek. .
Take The Biscuit (BK) Bir söze, olaya ya da duruma çok şaşırıldığını, hayret edildiğini ya da sinirlenildiğini ifade etmek için kullanılır. (“That really takes the biscuit” şeklinde de kullanılır.)
Swim Against The Tide Yapılan işe karşı çıkan çok fazla insan olmasına, büyük bir muhalefet bulunmasına rağmen çaba göstermeye devam etmek; akıntıya karşı yüzmek. (“Go against the tide” şeklinde de kullanılır.)
Swim With The Fishes Ölmüş ya da öldürülecek olan kimse. (“Sleep with the fishes” şeklinde de kullanılır.)
Swim With The Tide Çevresindekilerin uygun gördüğü ya da toplum genelinin kabul ettiği yönde konuşmak, davranmak, tavır sergilemek, egemen görüşe uymak; rüzgarın estiği yöne dönmek. (“Go with the tide” şeklinde de kullanılır.)
Swimmingly İyi giden, yolunda olan iş.
Swing Into Action Bir işe hızla giriş yapmak.
Swing The Lead (BK) Hastalık vb. bir bahane ile kendine düşen görevi yerine getirmemek.
Swinging Door Birbiri ile çelişen ya da birbirine zıt fikirleri benimseyebilecek kişi. 2. Ters yönlere hareket edebilen nesne (döner kapı vb.).
Swings And Roundabouts Avantajları olduğu kadar dezavantajları da olan şey, iş.