Same Old Same Old Değişmeyen, eski ve rutin haliyle devam eden şey.
Save Face Saygınlığını korumayı başaran kişi.
Save Someone’s Bacon Bir kimsenin hayatını kurtarmak ya da çok zor bir durumdan kurtulmasına yardımcı olmak.
Save Your Skin Bir kimsenin hayatını kurtarmak yahut çok zor bir durumdan kurtulmasına veya başının büyük bir derde girmesini engellemeye yardımcı olmak.
Saved By The Bell Büyük bir tehlikenin içine düşmekten ya da zorlu bir pozisyona girmeden hemen önce bu durumdan kurtulmak; kıl payı kurtulmak.
Saving Grace Durumu kurtaran özellik, nitelik, şey. 2. Bir kimsenin hataları yahut zaaflarının önüne geçen olumlu özellikleri.
Say Uncle (ABD) Yenilgiyi kabul etmek. (“Cry uncle” şeklinde de kullanılır.)
Say When Bir kimseye içki ikram ederken, bardağın nereye kadar doldurulmasının istendiğini öğrenmek için kullanılır.
Say-So Bir işi, bir başkasının fikri ya da tavsiyesi üzerine yapmak.
Saying Is One Thing; Doing Is Another Bir eylemi gerçekleştirmenin, söylemekten daha kolay olduğunu vurgular: “Söylemesi kolay!”; “Bekara karı boşamak kolay!”.