Scales Fall From Your Eyes Aniden bir konudaki gerçeği fark etmek; gözü açılmak; gözünün perdesi açılmak.
Run Out Of Gas Bir iş, kampanya ya da projenin enerji ya da momentum kaybetmesi.
Run Rings Around Someone Rakibinden, karşılaştırılamayacak derecede iyi olmak.
Run Something Into The Ground Bir iş, kampanya ya da projeyi mahvetmek.
Run The Gauntlet Pek çok kişi tarafından eleştirilen fikir, iş, eylem vs.
Run The Show Kontrolü elinde tutmak, iplerini elinde tutmak, yönetmek, yürütmek.
Run To Ground Bir kişiyi ya da şeyi elde edene kadar kovalamak.
Run With The Hare And Hunt With The Hounds Birbirine düşman yahut birbirine rakip iki kişi ya da grubu aynı anda desteklemek: “tavşana at tazıya tut demek”.
Run Your Mouth Off Çok konuşmak.
Run-Of-The-Mill Sıradan, alışıldık, ortalama.