Put Your Hand On Your Heart Söylediği şeyin gerçekliğini garanti etmek: “elini kalbine koy da söyle!”
Put Your Heads Together Bir iş ya da konu hakkında fikir alışverişinde bulunmak; kafa kafaya vermek; iş biriliği yapmak.
Put Your Money Where Your Mouth Is Sözlerini eylemleri ile desteklemek.
Put Your Oar In Talep edilmediği ya da istenmediği halde bir tartışmaya dahil olup fikir belirtmek.
Put Your Shoulder To The Wheel Yapılan bir işe katkıda bulunmak, destek olmak.
Put Your Thumb On The Scales Sonuçları kendi lehine döndürmek için çaba sarf etmek, etkilemeye çalışmak.
Put Yourself In Someone’s Shoes Kendini bir başkasının yerine koymak, olaylara bir başkasının gözünden bakmaya çalışmak.
Putting The Cart Before The Horse Bir işi yapılması gerekenden farklı bir şekilde uygulamak.
Pyrrhic Victory Kazananı, kazandığına değmeyecek kadar büyük sıkıntılara sokan ya da büyük güçlüklere katlanmak zorunda bırakan zafer.
Quarrel With Bread And Butter İşveren ile tartışmak; işini tehlikeye atacak bir şeye kalkışmak.