Put All Your Eggs In One Basket Elindeki her şeyi tek bir fırsat için riske etmek; elindeki her şeyi tek seferde ortaya koymak.
Put It On The Cuff Veresiye satın almak; daha sonra ödemek kaydıyla satın almak.
Put Lipstick On A Pig Kötü bir ürünü, üstünkörü ya da yüzeysel değişikliklerle olduğundan daha iyi gibi göstermeye çalışmak.
Pros And Cons Belirli bir görüşü savunan ya da o görüşe karşı çıkan savlar.
Proud As A Peacock Kendisi ile gereğinden fazla gurur duyan kimse: “burnu havada”, “kendini beğenmiş”.
Pull A Rabbit Out Of Your Hat Kimsenin beklemediği bir şey yapmak.
Pull In The Reins Kontrolden çıkan bir durumu tekrar rayına koymak, kontrol altına almak.
Pull No Punches Taviz vermemek, lafını esirgememek.
Pull Numbers Out Of Your Ass (ABD) Savını desteklemek için gerçek olmayan ya da inanılması güç sayısal veriler kullanmak.
Pull Out All The Stops İstenen sonuca ulaşabilmek için yapılabilecek her şeyi yapmak, tüm yolları denemek, elinden geleni ardına koymamak.