Make You Spit Canını sıkmak, sinirlerine dokunmak, öfkelendirmek.
Make Your Blood Boil Çok kızdırmak, kanını beynine sıçratmak, öfkelendirmek
Make Your Day Çok memnun etmek, çok mutlu etmek, hayli neşelendirmek.
Make Your Flesh Crawl Korkutmak, tüylerini ürpertmek, kanını dondurmak. (“Make your flesh creep”, “make your skin crawl” şeklinde de kullanılır.)
Make Your Hair Stand On End Korkutmak, ürkütmek, tüylerini ürpertmek, kanını dondurmak.
Make Your Toes Curl Utandırmak, şoke etmek, rahatsız etmek.
Make Yourself Scarce Olası bir sorunu atlatmak için ya da kendisini arayan kişilere yakalanmamak için bir yerden ayrılmak: “toz olmak”.
Man Friday İşini iyi yapan bir yardımcı, asistan, refakatçi, yoldaş, ahbap. (Deyim, Robinson Crusoe’nun arkadaşı Cuma’ya gönderme yapar.) (Bir kimsenin “sağ kolu” anlamında da kullanılır.)
Man In The Street Bir konuda herhangi bir uzmanlığı olmayan, sıradan kimse: “sokaktaki adam”, “sokaktaki vatandaş”.
Man Of God Din adamı, papaz, kendini dine adamış kimse.