Jump Down Someone’s Throat Bir kimseyi sertçe ve acımasızca eleştirmek, azarlamak, veryansın etmek.
Jump In Feet First Bir işi ya da görevi tereddüt etmeden ve derhal kabul etmek: (bir işe) “balıklama atlamak”.
Jump Off The Page Bir işi yapmakta son derece becerikli, kendini belli eden, yetenekli, zeki.
Jump On The Bandwagon Son dönemde popüler olan bir şeyin parçası olmak, trende katılmak, popüler olanı uygulamaya başlamak.
Jump Ship Bir şirketi ya da kurumu, o şirket ya da kurum kötüye gittiği için terk etmek.
Jump The Broom Evlenmek, dünya evine girmek. (“Jump over the broom”, “jump over the broomstick”, “jump the broomstick” şeklinde de kullanılır.)
Jump The Gun Bir işi vaktinden önce yapmaya kalkışmak, aceleci davranmak.
Jump The Shark Kötüye gitmeye başlamak, popülaritesini kaybetmeye başlamak, olumsuz yöne evrilmek.
Jump The Track Bir fikir, faaliyet ya da planı aniden değiştirmek.
It’s Been A Slice (ABD) Bir kişiden ayrılırken söylenen, beraber geçirilen vaktin keyifli olduğunu ifade etmek için kullanılan deyimdir.