Heavy-Handed Bir sorunun çözümünde çok sert davranmak. 2. Beceriksiz, sakar. 3. İşini ağır yapan, eli ağır.
Have Your Lunch Handed To You Söz konusu işi yapmakta daha yetkin birinin ortaya çıkarak işinizi elinizden alması.
Have Your Moments Geçmişte mutlu günler görmüş olmak.
Have Your Tail Up İyimser olan ve başarılı olacağını düşünen kimse.
Have Your Work Cut Out Çok zorlu bir görevi olmak.
Have-Nots Yoksullar. (“The haves and have-nots” şeklinde kullanıldığında “varsıllar ve yoksullar” anlamına gelir.)
Having A Gas Gülmekten katılmak, çok memnun ve mutlu olmak.
Hay Is For Horses Selamlaşma sözcüğü olarak “hey” sözcüğünden hoşlanmayanların, bu sözcüğü kullananlara karşı verdikleri yanıt.
He That Travels Far Knows Much “Çok gezen çok bilir.”
He Who Hesitates Is Lost Bir şeyi yapmak için tereddüt edip bekleyen kişi, beklediği sürede istediği fırsatı kaçıracaktır, anlamındaki telkin edici deyim.