In Tandem Aynı anda, ortaklaşa, beraber.
In That Vein Aynı bağlamda, aynı doğrultuda, aynı şekilde.
In The Bag Ulaşılacağından emin olunan hedef, elde edileceğinden emin olunan şey: “çantada keklik”, “garanti”.
In The Ballpark Aynı özellikte, aynı kefede, yakın özellikte.
In The Black Alacaklı olmak, borçlu olmak.
In The Cards Olacağı kesin, kaçınılmaz.
In The Catbird Seat (ABD) 1. Avantajlı ya da üstün pozisyonda olmak. 2. Arkası sağlam olmak.
In The Clear Suçları silinmiş, temize çıkmış, kendisinden şüphe duyulmayan.
In The Clink (BK) Hapiste, göz altında.
In Broad Daylight Güpegündüz, gündüz vakti.