In One Ear And Out The Other Söylenen şeyin dikkate alınmadığını, önemsenmediğini, çabucak unutulduğunu ifade eder: “bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak.”
In One Stroke Bir anda, bir çırpıda, aniden. (“In a stroke”, “at a stroke”, “at one stroke” şeklinde de kullanılır.)
In Over Your Head Başaramayacağı kadar büyük ya da altından kalkamayacağı zorlukta bir işe kalkışmak: “boyundan büyük işlere kalkışmak”.
In Perfect Form Sağlıklı görünen, fit. 2. (Kinayeli kullanıldığında) kilolu.
In Rude Health (BK) Çok sağlıklı, fit.
In So Many Words Aşağı yukarı, az çok, genel itibariyle. 2. Açık seçik, harfi harfine. 3. (Kinayeli) Zor anlayan, anlaması için uzun uzadıyla açıklama isteyen.
In Someone’s Pocket Bir kimsenin etkisi altında olmak, maddi açıdan o kişiye bağlı olmak.
In Spades (BK) Elinde bir şeyden fazlasıyla bulundurmak, bir şeye çokça sahip olmak.
In Stitches Gülmekten katılmak; kahkahalara boğulmak; gülmekten kırılmak.
In The Afterglow Bir olay bittikten sonra hissedilen duygu. Örneğin bir kimse güzel bir olayın ardından mutlu hissediyorsa, bu kişi için “in the afterglow” deyimi kullanılabilir.