In The Know Bir konuda başkalarının bilmediği ayrıntıları bilmek, işin iç yüzünü bilmek, işe vakıf olmak.
In The Land Of The Blind The One-Eyed Man Is King Bir konuda hiçbir bilgi ya da beceri sahibi olmayan insanlar arasında, bir kişi o konuda yalnızca kısıtlı düzeyde bilgi sahibi olsa bile çok başarılı sayılacaktır: “Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler”; “körler diyarında şaşılar kral olur”.
In The Lap Of Luxury Lüks içinde yaşayan, paranın alabileceği her şeye sahip olan.
In The Limelight Meşhur, ilgi odağı, dikkatleri üstüne çeken kimse.
In The Long Run Uzun dönemde, uzun vadede.
In The Loop Bir konu ya da faaliyet hakkında tüm bilgilere vakıf olmak, işin içinde ve her şeyden haberdar olmak.
In The Lurch Bir kimseyi, utandırıcı ya da zorlayıcı bir durumda bırakmak; yüzüstü bırakmak, yarı yolda bırakmak.
In The Making Yapılış aşamasında; tasarlama aşamasında, hazırlık aşamasında.
In The Offing Yakında, eli kulağında.
In No Uncertain Terms Kesinlikle, açıklıkla, hiçbir belirsizliğe yer bırakmaksızın; hiçbir şüpheye mahal vermeksizin.