In The Twinkling Of An Eye Çabucak, hemen, göz açıp kapayana dek, kaşla göz arasında.
In The Zone Yaptığı işe odaklanmış, havasında, formunda.
In Turn Sırayla, nöbetleşe.
In Two Minds İki arada bir derede kalmak, karar verememek, ikilemde kalmak.
In Your Blood Bir işi yapmaya meğilli olmak, o iş için doğuştan yetenekli olmak. 2. Bir davranış ya da tutumun kişinin doğasında olması.
In Your Element Yapmaktan hoşlandığı ve iyi yaptığı bir işi yaparken mutlu ve rahat hissetmek.
In Your Face Yüzüne karşı, doğrudan. (Günlük dilde “in yer face” şeklinde de yazılır.)
In Your Sights Gözüne kestirmek, göz koymak, kafaya koymak, hedef almak.
Indian File Tek sıra halinde, arka arkaya dizili yürüyüş
In The Club (BK) Hamile, gebe. (“in the pudding club” şeklinde de kullanılır.)